Pazartesi, Mayıs 12

Çin/Lushan - Sisli Dağlar...




Çin'de meydana gelen deprem sonrası beni merak edip nasıl olduğumuzu soran yorumlarınız için gerçekten minnettarım. Sadece ben değil, içten yorumlarınızı okuyan ailem de çok mutlu oldular endişe ve desteğiniz için. Hepinize derin teşekkürlerimi sunuyorum.

Yazmadan edemeyeceğim, bu aralar bloga devam etme hevesim çok aza inmiş durumda. Her defasında daha da öğretici, daha da işe yarar bir tarif ya da yöntem bulma çabasında galiba biraz kendime baskı uyguladım, bu da beni mutfaktan uzaklaştırdı. Bir de son zamanlarda yaptığım bir kaç deneme beni hayal kırıklığına uğratınca iyice elimi eteğimi çekmek istedim. Bu aralar pek paylaşımda bulunamazsam ne olur bana kırılmayın, en kısa zamanda kendimi toparlayacağım, söz ;)

Daha önce buradan sizlere küçük bir geziye çıkacağımı ve hayal ettiğim gerçek Çin'i tanıma turlarıma başlayacağımı duyurmuştum. Bunlardan ilkini geçtiğimiz hafta sonu gerçekleştirdik. Yaşadığımız yere 3,5 saat uzaklıkta, Lushan denilen bir bölgeye gittik. Yol boyu, gözümüzün alabildiği kadar yeşile doyduk. Pek çok göl, 1-2 gölün üzerinde de çan şapkalı balıkçılar vardı, aynı hayal ettiğim gibi. En güzeli ise adım başı rastladığımız basamak basamak yapılarıyla pirinç tarlalarıydı. Kendimi çocukluğumda izlediğim belgesellerde, filmlerde buluverdim birdenbire. Bu güzelim tabloları çekmeye çalıştım ama malesef sadece çizgi olarak çıktılar. Makinemin ayarlarını çabucak öğrenmem lazım :)

Lushan kenti kaplıcalarıyla ünlü bir kent. Zaten şehre girerken adım başı gördüğümüz (etekli) mayocular da bu sulaklığın habercileri gibiydi. (Mayo durumundan bahsedeceğim ayrıntılarıyla daha sonra) Dağların eteklerinde yanyana kurulmuş kaplıca otelleri şimdilik pek keşfedilmemiş olsa da, yakın zamanda turist akınına uğrayacak gibi görünüyor.



Yolculuk sona erdikten sonra odalarımıza yerleşip öğle yemeği yedik ve dağdaki tapınakları ve şelaleleri gezmek üzere yola koyulduk. Yolculuğumuzun ilk durağı Lushan şelalesiydi. Buraya adını veren şelaleyi ilk resimde, sağ tarafta görebilirsiniz. Bu şelaleye ulaşmak için tek yol, ucu bucağı görünmeyen teleferik hattıydı, biz de biletlerimizi almak üzere görevlilere yöneldik.


Biletlerimizde güvenlik nedeniyle sigortalandığımız yazıyordu, bu da beni endişelendirmedi desem yalan olur. Oğlumu teleferiğe almadılar, bu nedenle kayınvalidemle ikisini aşağıda bıraktık. Zaten ben de onu götürmeye taraftar olamazdım. Yukarıya çıkana kadar ne kadar korktuğumu, ne dualar sıraladığımı anlatamam. Bazı yerlerden geçerken gözümü kapattım bazılarından geçerken ise ağladım :) Yine de bakabildiğim zamanlarda etrafı inceledim ve muhteşem pirinç tarlalarını yukarıdan izleme şansı buldum. Bence Allah, Çinliler'e inanılmaz bir doğa ve bitmek tükenmek bilmeyen kaynaklar bahşetmiş. Arkamızda dev gibi Yangtze nehri, karşımızda şelaleleriyle, başları sislerin içinde kaybolmuş yeşil giymiş dağlar, her iki yanımızda alabildiğine pirinç tarlaları, ağaçlar, yeşillikler vardı...


Teleferik yolculuğumuzun ilk yarısına gelince hareket halindeki araçtan indik ve bir "Buda" heykelini ziyaret ettik.



Nasıl olup da binlerce metre yukarıya heykeller dikip, en kıyı köşede kalmış mağaralara inziva yerleri yaptıklarına hala şaşıyorum. Teleferikle yukarı çıkarken, yeşilliklerin arasında çok eski görünüşlü basamaklar gözüme çarpmıştı. Demek ki insanlar, saatler boyu belki de günlerce süren yorucu bir yolculukla varıyorlardı yerlerine.

Kısa moladan sonra tekrar hareket halindeki teleferiğe atladık ve dağın tepesine doğru devam ettik. Bir süre sonra zirveye vardık ve ilk noktamız olan bir tapınma yerine geldik.


İçeride bir Çin keşişi, elimize tütsüler vererek Buda için yakmamızı söyledi. (Buda'nın önündeki elma dolu tabağa dikkat lütfen) Tütsüleri oradaki yanan mumlardan yakıp, yine tütsülerden oluşmuş bir demetin içerisine sapladık. Tabii onca soğukta bekleyen keşiş amcaya bağışta bulunmayı da unutmadık ;)


Daha sonra sislerin içinden yukarı doğru daracık basamaklardan tırmandık ve ikinci bir tapınağa rastladık. Biz her ne kadar girmeye istekli olmasak da görevli biri tarafından bunu yapmanın bir gelenek olduğu konusuda uyarıldık, böylece ikinci tütsü yakma eylemini de gerçekleştirmiş olduk. Tabii bu sayede de Çin hacısı olduk :)





Tüm bunları çok rahat yapmışız gibi anlatsam da inanılmaz tehlikeli uçurumların yanından geçtik, bol kaygan kayalardan basamaklar kullandık ve sinsi sisin yağdırdığı buz gibi yağmurun altında yol aldık. Yolculuğumuzun son durağı şelalenin başı oldu. Bu fotoğrafı çektirirkenki hissettiğim, ne içimde kopan korku fırtınalarından bahsedeceğim ne de yükseklik fobimden :)





Tekrar yarım saati aşkın bir bol dualı iniş sonrası, yeri öptükten sonra otelimize geri döndük. Bu noktada biraz yemekler ve yaşantıya değineyim istiyorum. Gittiğimiz otel yabancı menşeili olduğu için az da olsa Batı tarzı yemekler bulmamız mümkün oldu. Ama yine de bol domuz eti çeşidi kullandıkları için daha makarna vs. yönelik yemekler yedik. Çin'de kullanılan pek çok baharat ve sebzeye henüz alışamadım. Bir de "suşi"ye. Hala çiğ balık ve tuzsuz lapa pirinçli yosun sarmasında ne buluyorlar anlamıyorum. Bilen varsa anlatsın da bir dahakine anlamayı deneyeyim lütfen ;) Ama görüntülerine gelince böyle bir albeniyi başka hiç bir yemekte görmedim. Adeta birer minik tablo gibilerdi. Tüm bunlara rağmen denemelerimden de biliyorsunuz ki tatlılarına diyecek tek sözüm yok. Kaldığım süre boyunca kendimi tatlı ile doyurdum diyebilirim. Fakat tatlılarla da arama sınır koymadım diyeyem, özellikle "salatalık mousse" gördükten sonra :) Bir de hala ne olduğunu anlamadığım, koyu kahverengi minik jöle küpleri vardı. Kelime-i şehadet getirip tattığımda da yine ne olduklarını anlayamadım. Umarım içimde büyüyüp yaratığa dönüşmezler.






Tabii Çin'de her yerde olduğu gibi burada da çok hoş sunum ve süslemelere rastladım. Onların da fotoğraflarını paylaşmadan edemeyeceğim. Fotoların üzerine tıklayıp büyük hallerine bakabilirseniz belki sizlere de süsleme fikirleri verebilirler. Özellikle sağ üst köşedeki makaron süslemeli tatlıya dikkat lütfen. Eğilip incelediğimde muhteşem fırfırlanmış etekli makaronlar buldum karşımda :)



Yazım gittikçe uzuyor, farkındayım, galiba iki ayrı bölüme ayırmadan bu geziyi tamamlamayı başaramayacağım. Aslında yaşadıklarımı en başından beri bir gezi-biyografi gibi anlatacağım yeni bir blog açmayı da düşünmüyor değilim. Fakat tüm çıplaklığıyla yaşadıklarımı yazarsam bir Çinli veya Çin dostunu kırar mıyım bilemiyorum. Çünkü buradaki sıkıntımı ya da yaşadığım zorlukları, komikliğe veya eğlenceye dökerek deşarj oluyorum. Bakalım, buna önümüzdeki günlerde karar vereceğim.

Yazımın devamında kaplıca maceramdan ve ertesi gün gittiğimiz doğa harikası ulusal bir parktan ve yolculuk boyu çektiklerimizden bahsedeceğim. Şimdilik hoşçakalın ;)

44 yorum:

Adsız dedi ki...

selam gezi yazilarinizi merakla okuyorum harika buldum devamini bekliyorum , tsk.

Adsız dedi ki...

Merhaba Esra,
Gercekten gezmis gibi oldum bende, çok guzel anlatmissin.
kendine iyi bak

leylos

Adsız dedi ki...

Harika yerler bir gun bende gidip gormek isterim .Sinden cin hakinda baya bilgi alacagimizi saniyorum ve bu beni cok mutlu ediyor . iyi bir rehbersiniz . Cok tesekkurelr resimler ve yazilar icin

hande dedi ki...

Canım İpekciğim
Kendi adıma söylemeliğim ki sen öyle güzel noktalar kattınki hayatıma ki bunlar sadece tarifler değil hayatan notlar oldu çoğu zaman en önemli aldığım ders 'insan istediği zaman her yerde her zaman istediğini yapabilir'dersi aldım.O yüzden bence nacizane zaten sen normal bir tarif te yazsan ben senden zaten alacağım püf noktaları alacağım :o yüzden bence sen kendini zorlamadan da harika tarfiler yazabiirsin ....sevgiyle kal ve hep bizimle kal.....oğluşunu ve seni kocaman öpüyorum....İstanbuldan sevgilerimizle....

Düşlerimin İNCİSİ dedi ki...

esracım muhteşem bir gezelim görelim hazırlamışsın biran seninle birlikte geziyorum zannettim değişik bir kültür allah sana kolaylık versin merakla devamını bekliyorum ne olur moralini yüksek tut sevgiler

http://www.lezzetsefasi.blogspot.com/ dedi ki...

Selam yerinizde olmayi cok isterdim.Insallah bir gun benimde orlari gorme sansim olur. hem cok iyi bir ahcisiniz hemde cok iyi bir rehbersiniz .Emekleriniz icin cok tesekkurelr

Limonlu Kek dedi ki...

Sevgili Esra o güzel anlatımınla yaptığın geziyi bir solukta okudum, canım orada olmak istedi gerçekten. Gezinin geriye kalanını bekliyoruz dörtgözle, sevgiler...

Cafe Nino dedi ki...

Bence korkunu yenip yinede o muhtesem yerlerı görmeye gitmen harika birşey.Ben yapabilirmiydim bilemedim:)Merakla bekliyorum devamı.

birdilimdus dedi ki...

Esracığım seninle birlikte gezmek çok güzel olud bu sabah Çin'i. Son zamanlardaki kötü karelerden farklı şeyler görmek beni çok mutlu etti.

Ama lütfen kendini hemen toparla ve yazılarına ara verme çok zevkle ve keyifle okuyorum yazılarını, tarfilerini merakla bekliyorum. Ara sıra insanlar her eşyden elini eteğini çekme ister bunu anlıyorum ve bu sürenin en kısa zamanda sona ermesini diliyorum.

Türkiye'den ve Antalya'da kucak dolusu sevgiler...

Evren

Betül KÖROĞLU dedi ki...

MERHABA ESRA

çok güzel anlatıyorsun gezdiğin yerleri yaşadığın olayları. Devam et lütfen. Çinde ki o albeni benide hep büyülemiştir.

sevgiler

disal dedi ki...

selam canım esram......

sen anlatırken ben korktum...bende yüksekten korkuyorum sanırım.....

18-20 yaşlarımdaki cesur kız gitti....korkak biri geldi sanki..artık macera düşkünlüğüm yok...hep korku var içimde...ya düşersem ya koparsa gibi vesveselerle zor çıkardım galiba....

harika manzaralar çekmişsin....taa dağın başına nasılda heykeller yapmışlar.....

diğer yazı ve resimlerini şimdiden merak ediyorum......

(ayrıca bişey soracağım......resimlerini yüklerken direk bloggerdanmı yüklüyorsun..yoksa yükleme sitelerimi kullanıyorsun.....vede fotoğrafları küçük boyutta yüklerken iki fotoyu yan yana nasıl koyuyorsun.....vaktin olduğu bir gün yazarsan sevinirim...)

öpüyorum seni....

Nurten dedi ki...

Esracım bence gezi yazılarını işini ciddi olarak düşünmelisin, gerçekten çok aklıcı ve etkileyici yazıyorsun. Okurken bende gidiyorum sanki oralara :)

Adsız dedi ki...

Esracığım,
yerler müthiş,insanı acayip özendiriyor:) ama o teleferik kısmı daha resimlere bakarken "anam!!" şeklinde bi nidayı şirketin ortasında çıkarmama ve insanların tuhaf bakışlarıyla karşılaşmama sebep oldu:) demişsin ya birkısmında ağladım diye, beni hiçbir kuvvet o teleferiğe bindiremezdi, bindirse bile ben yol boyunca ağlardım herhalde:)))
suşiye gelince seninle kesinlikle aynı fikri paylaşıyorum, bu yemeğin hastaları bile var ve inan neden, nasıl, niçin .. hasta olduklarını ben de anlayamıyorum. ama tabiki zevk meselesi:)
son olarak sakın haaaa bloğuma yazmıyorum, yok efendim soğudum vs. gibi şeyler duymayalım senden, eminim beni olduğu kadar birçok kişiyi de çok üzersin, senin anlatımın ve senin uygulamaların gibisini başka bloglarda bulmak o kadar zor ki. bizi bundan mahrum edemezsin!! :))
öpüyorum seni canım. kendine iyi bak. derya özdemir/ izmir

Adsız dedi ki...

Merhaba Esra Hanım,

Şahsen ben,bildiğimiz galetaları dizip bize sunduğunuz bir fotoğrafın bile karşısında dakikalarca inceleme yapabilirim.Çünkü farklılık sunumuzda ve o sunumu yaparken ki anılarınızda...üstelik bana fazlasıyla iyi geliyor ve mutlaka bir şeyler katıyor.O yüzden lütfen çok çok farklı bir şeyler sunmak için kendinizi yormayın.Siz zaten istemesenizde farklısınız ve bu bana yetiyor.
En en önemlisi de uzaklarda bir yerlerde neler olduğunu görüyor gibi oluyorum sizi takip ederek.Bu çok özel bir şey.Geziniz fotoğraflarınız muhteşem.Evet lütfen bunlara devam edin.Ben sabırsızlıkla bekleyeceğim.Çünkü bir uzakdoğu hayranı olarak (belki de bir gün oralarda bir yerlerde yaşamak istediğimden )her detayları bir Türk ün gözünden öğrenmek çok müthiş bir keyif.Lütfen her şeye devam. Bırakın hem yemek hem gezi hem İlke nin büyümesi bir arada bulunuversin. Ben zevkle takipteyim.

Kendinize iyi bakın:)

Sevgilerimle,

Elif.

asya yusof dedi ki...

Esracigim kac gundur sitene giremiyordum ve evdeki canak annetenden dolayi kanallar gitmisti dunyada neler oluyor hic haberim yoktu ki radyoda duydum cindeki depremi aklima ilk sen geldin ama bir turlu girip bakamadim sonra bebekkokusunda aktif oldugunu gorunce telasim gitti cin halkina cok gecmis olsun..
gezdigin yerleri gorunce izmirdeki teleferik geldi aklima bende kizim nurla cikmistim ve kucuk oglumu kayin valideme birakmistim esim le kayin validem gelmemisti..
assgida beklemisti bizi bizde yukarda ohh bir guzel gezdik..
sitene ara sira gelip bakiyorum takipdeyim hadi kendien iyi bak optum cok

zeynep dedi ki...

esracım öncelikle geçmiş olsun yaşanan depremden ötürü,yalnız bu mutfaktan soğuma işi olmadı yani,zaman zaman hepimizin başına geliyo yemek yaparken hüsrana uğruyoruz ,ama soğumak küsmek olur mu mutfağa üstelik kendini sürekli farklı bir yemek yapmaya yoğunlaştırmak zorunda değilsin sen mercimek çoorbası yapsan da ben kesin okurum öle güzel anlatıyosun ki ,bu arada manzaralar harika kıskandım doğrusu paylaştığın için teşekkürler canım

Acemi Şef dedi ki...

Sevgili "isimsiz" çok teşekkür ederim beğeniniz için. :)

Leylecım çok sağol canım ;)

Sevgili "isimsiz", inşallah hayalleriniz gerçek olur, o zamana kadar elimden geldiğince size tanıtmaya çalışacağım buraları ;)Güzel sözleriniz için teşekkür ederim..

Hande ne güzel sözler bunlar, ne içten bir destek verdin bana anlatamam. Sımsıcak kuacklıyorum seni..

Dilekcim hoşuna gittiğine sevindim inan ki.Çok sağol canım içten yorum ve desteğin için ;)

Eylülcüm gönülden diliyorum, inşallah hayallerine kavuşursun. Güzeller güzeli sözlerin için de ne kadar teşekkür etsem az inan ki.

Nevalcim inşallah istediğin heryeri görme şansın olsun senin de. Çok teşekkür ederim canım.:)

Nihancım yapardın tabii de, önceden benim gibi bilmeden binseydin. Ne bileyim kırk saat tin tin çıkacağımızı? Öptüm seni ;)

Evrencim teşekkür ederim. Çin denince akla bu sıralar hep acı geliyor malesef işte.Çok sağol canım sımsıcak desteğin için, sözlerin benim için çok değerli.

Betül çok teşekkür ederim, beğendiğine memnun oldum.İnşallah kısa bir süre sonra devam edeceğim ;)

Salihacım çünkü artık büyüdük ve kendimizden önce sevdiklerimizi düşünüyoruz. Onlar üzülmesin diye kendimize çok dikkat etmeliyiz ;) Resim konusunda ise biraz uzun bir açıklama yapmalıyım, acemisef@yahoo.com adresine msn adresini yazarsan oradan bir gün beraber uygulayalım seninle.(Büyük fotoları başka siteden koyuyorum )Çok sağol canım ;)

Nurtencim çok tatlısın. O kadar olmadığımı biliyorum ama o kadar destekleyicisin ki anlatamam. Çok özledim seni, inşallah az kaldı yaza.

Derya çok şekersin :))) Baştan bilseydim o kadar uzun süreceğini, feriştahı gelse bindiremezdi ama kader işte :)))Yalnız diğer söylediklerin beni ne kadar duygulandırdı anlatamam. Ben de elimden geldiğince devam edeyim istiyorum ama bazen şevkim mevkim kaçıyor işte. En kısa zamanda toparlarım inşallah, çook teşekkür ederim bu içten desteğin için.

Sevgili Elif, asıl okuduğum bu satırlarda farklılığını belli eden biri gizli. Öylesi samimisin ki yanıbaşımda benimle sohbet edip destek veriyorsun sanki. Aslında muhteşem şeyler yapmıyorum ama yeni yöntemler denemeyi çok seviyorum sadece. Yeni yöntemler bitince ya da başarısız olunca da ellerimden soğuyorum. Yine de sana ufak da olsa bir şeyler katıp, kalbinin ucundan köşesinden yer kapmış olmak dünyalara bedel. Çok sağol...

Asyacım beni merak ettiğin için teşekkür ederim canım. Çok şükür bizde bir sorun yok. Demek sen korkmuyorsun, vallahi tebrik ederim. Lütfen o cesaretinden azıcık bana da yolla ;)

Zeynepcim çok sağol canım.Ne kadar içtensin, sadece sizleri kaybetmemek için bile devam etmeye değer. Azıcık kendime geleyim inşallah başlarım denemelere. Çok öpüyorum canım, Çin'den kucak dolusu sevgiler yolluyorum sana.
Sevgilerimle,
Esra

egeli dedi ki...

CANIM ,NE GÜZEL YERLER GEZMİŞSİN ,ALLAH İÇİNİZE SİNDİRSİN,(VE KORUSUN :))!!! YEMEKLERDE ÇOK İLGİNÇ GÖRÜNÜYOR,İÇİNDE YARATIK OLUŞMADI DEĞİLMİ ??!!

Limonlu Kek dedi ki...

Sevgili Esra ziyaretin beni hem sevindirdi, hem de birazcık utandırdı, öyle ya bir pastacının karşısına pastacık ile çıktık, benimkisi de acemi pastacı işi;)

mutfaktayim dedi ki...

Canım mailine cevap verdim. Tarifini sayfamda yayınladım çok teşekkür ederim ellerine sağlık. Bu arada sakın bloğu bırakma o güzel yemeklerinden bizleri mahrum etme sakın :((

Sevgiler...

maydonoz dedi ki...

çin ve japonyayı çok merak ediyorum gezen gören ve orda yaşam kurmaya çalışan birinden bunları dinlemek çok hoşuma gidiyor.birkaç gündür tatlılarını deneyip duruyorum onun için blogunu takip ediyordum ama işin içine çin de girince daha eğlenceli olmaya başladı.
son zamanlarda yaptıgın tariflerin tutmamasından bahsetmişsin ya hani, bence buna üzülmek yerine ne yapmaman gerektigini ögrendigini düşünüp memnun ol.
ayrıca seni o teleferige binebildigin için kutluyorum:)

SERAP dedi ki...

Esra'cim bu "arkasi yarin"gibi bisey oldu.....Heyecenla 2.inci bölümü bekleyecegim.SEVGILER

evrim (akira) dedi ki...

Merhaba Esra,

gezin ve anlatımın çok hoş olmuş, seni okuyup biraz moral bulmaya çalışıyorum zira Çin'e yerleşmemize az kaldı. çok araştırma yapmış olmama ve seni de okumama rağmen sıkıntılardan kurtulamıyorum bir türlü. tesellim 2 senelik anlaşmamız olması.umarım alışma süreci çok çabuk geçer.
sevgiler..

pelincelezzetler dedi ki...

Esra gezi resimleri çok güzel,ben olsam korkudan bakamazdım bile:))
Mutfakdan uzak kalmazsın sen,ama neyse:))
En güzel tariflerle ve fotoğraflarla dönmeni bekliyoruz..
Sevgiler..

PaNDoRa dedi ki...

Merhaba Esracığım, buda heykelinin önündeki elmalara hiç bir anlam veremedim. Neden koymuşlar acaba? Tehlikeli bir yolculuk olduğu apaçık ortada ama çok çok keyifli olmalı, bunları bizlerle paylaştığın için teşekkür ediyorum. Suşi olayına gelince. Ben suşiyi çok seviyorum, nasıl yani dersen nedeni çok basit. Çünkü denize ayakkabım düşse ve deseler ki "bir süre orada kaldığı için ayakkabında deniz mahsülüne dönüştü" inan ayakkabımıda yerim :)) Deniz ürünlerini çok sevdiğim için sanırım çiğ balık düşüncesi bana kötü gelmiyor, fok'luk varmı? yok tabi ki :))) Haa birde sirkeyi çok severim, hani keskin bir kokusu vardır ya diğer yiyeceklerin kokusunu bastırır, belki o yüzdende suşiyi severek yiyiyorum.
Böyle işte. Tekrar teşekkür ediyorum canım güzel paylaşımın için. Sevgiler...

PaNDoRa dedi ki...

Son olarak belirtmek istediğim başka mevzu da, yeni yeni tarifler ve denemelrle karşımıza çıkmak için lütfen kendine baskı uygulama. Bilirim bu duyguyu. Oluruna bırak her şeyi. Ama lütfen buraya sık sık bir şeyler yaz ne olursa olsun, yaz ki paylaşımlarımız çoğaldıkça sevgimiz de artsın. Görüşmek üzere...

Adsız dedi ki...

bu size ilk yazışım sizi uzun sayılacak bir zamandır takip ediyorum her gün mutlaka sayfanıza bir göz atıyorum çin depremini duyduğumda aklıma ilk siz geldiniz iyi olduğunuza çok sevindim sizi ve yazılarınızı okumayı çok seviyorum ve çini sizin ağzınızdan tanımak çok keyifli yazılarınızı merakla bekliyorum bu arada evinizi çok merak ediyorum daha doğrusu çin ev düzenini bu konuda da yazarsanız çok sevinirim Arzu

SICAK PAYLAŞIMLAR AYSEL dedi ki...

Görüntüler çok güzel... Allah kimseye böyle acı felaketler yaşatmasın... Geçmiş olsun...

Sevgiyle...

anneminkiziyim dedi ki...

Merhabalar,
sayfanizi ilkerin mutfagi arkadasimda gördüm, bir gezinti yaptim, cok güzel paylasimlariniz var, ayrica bende deprem icin gecmis olsun dileklerimi bildiriyorum.
Manzaralara, pastalariniza ve anlatiminiza hayran kaldim, sevgiler...

pastacirapunsel dedi ki...

Esra'cığımmm,

Sen böyle harika bir dille anlat, istersen 4 ayrı bölüm olsun, ben yine okurum, yazının devamını büyük bir merakla bekliyorum:))

Tatlı delikanlı oğluşuna ve sana kocaman öpücükler, sımsıcak sevgiler.....

Begüm dedi ki...

Ne güzel anlatmissin esracim. Fotoraflar cok güzel. Sayende bizde oralari gezdik (tabiki hayallerimizde). Gelecek yazilarini ve fotoraflarini bekliyorum... öptüm canim

ayşegülmutfakta dedi ki...

esracım detaylı ve özenli türkçen ve gezi paylaşımın için çoook teşekkürler.. işte benimde beklediğim çin buydu göz alabildiğine puslu yeşiller ve tapınaklar..
gerçekten yemeklere bakıpta hayran kalmamak mümkün değil. bence lezzet açığını süslemeyle kapatıyorlar.
malum önce göz doyarmış :)

capankizimutfakta dedi ki...

esra ablacim manzaralar harika yaa!! benide gotursene oraya, bayildim hakkaten. hele su kare pastalarmidir nedir, sanki cetvele olculupkesilmis gibi onlara hasta oldum. alacaktim bitane ama kalmamis :((( bu arada seni mimledim. sayfama ugrayip bakabilirsin. sevgilerimle hoscakal...

Fast food kültürüne inat tabakta lezzetler... dedi ki...

Merhaba
Sana ve tüm sevdiklerine harika bir hafta diliyorum.
Sevgiler…

meleginmarifetleri dedi ki...

Canım bende acaba dedim senin oralardamı oldu deprem size çok geçmiş olsun.
Geziniz çok güzel geçiş ne kadar yeşil yerlermiş oralar.
yemeklerin sunumları harika.
Ama sakın blogu bırakmıyı düşünme senden çok şeyler öğreniyoruz.
Sevgiler canım hoşçakal..

Acemi Şef dedi ki...

Mübeccelcim çok sağol canım, yaratık oluşmadı ama Çinlilerin ne kadar ağırkanlı olduklarından yola çıkarak korkmuyor da değilim hala :)))

Nevalcim hiç de öyle değildi canım, hepsi zamanla ilerliyor. Sen bir de benim hala arada yaptıklarımı(yayınlar mıyım hiç:)) görsen hiç de kendini öyle hissetmezdin ;)

Özlemcim çok teşekkür ederim kabul ettiğin için. Çok tatlısın, inşallah üzerimdeki miskinliği silkeleyeyim de ;))

Sevgili "maydonoz" inşallah bir gün uzak doğuyu görme şansın olur. Umarım denediğin tariflerimden memnun kalmışsındır.Güzel yaklaşımın için de teşekkür ederim. Blogunda epey bir gezindim, umarım senin için herşeyin güzel olur ;)

Serap Hanım teşekkür ederim ;)

Evrimcim şimdiden kendini sakın üzme. Benim gibi yap, herşeye eğlenceli bir gözden bak. Zor zamanlar geçirmek çok normal elbette ama, yine de herşeyin tadını çıkarmaya bak. Eminim anlaşma süresi dolmaya yakın üzülmeye başlayacaksın döndüğün için. Herşeye rağmen burada olmayı çok seviyorum artık ;) Bir de gelir gelmez Çin hattı edin ve bana numaranı yolla. Sıkıntılarımızı ve daha pek çok şeyi paylaşabiliriz, en azından telefon parasını dert etmeyiz ;)

Pelincim çok haklısın, beni iyi tanımışsın :) Hakikaten mutfaktan uzak kalmak zor ama şimdilik mutfağımda dolu dolu olduğu için(kayınvalidem pişiriyor sağolsun) pek ihtiyaç da duymuyorum sanırım ;)

Pandoracım o elmaları tanrıları beslensin, aç kalmasın diye koymuşlar :))) Demek sen de suşicisin :) Denizden babam çıksa kısmı bende de aynı da, suşinin öz tadını bir alabilsem... Bir de desteğin için çok teşekkür ederim, beni bırakırsınız diye korkuyorum, nasıl da bağlandım bu paylaşımlara bir bilsen ;)

Sevgili Arzu, öncelikle çok teşekkür ederim, benim için seesi takipçilerimin yorumları çok önemli. Evime gelince, benim evim daha çok batı tarzında. Ama pek çok arkadaşımın evi Çin tarzı döşenmiş. Mesela bol bol "niş"ler kullanılmış, camların da içlerinden harika tahta oymalar var. Daha geleneksel olan evleri bilemiyorum ama yerli Halkın daha küçük evlerde oturduğunu biliyorum. Bir gün inşallah bu konuda da yazarım, bana harika bir fikir verdin. Teşekkür ederim ;)

Ayselcim amin, teşekkür ederim.

Ayşecim çok teşekkür ederim. İltifatlarınla kızardım, bundan sonra görüşmek dileğiyle ;)

Rapunzelim çok tatlısın, bu kadar içten yorumlar alınca inan herşeye değiyor. Kucak dolusu sevgiler canım.

Begümcüm çok sağol canım, belki bir gün sana da gezmesi nasip olur. Baksana aklımda bile yoktu bir zamanlar..

Ayşegülcüm asıl ben teşekkür ederim bu güzel yorumun için. Tespitin de süper doğrusu ;))

Çapankızım canım gel beraber gezelim ;) O çok beğendiğin pastaları inşallah seneye bizzat yapıp en ince ayrıntısına kadar da vereceğim blogumdan. Mim'in için çok teşekkür ederim, inşallah şu üşengeç acemi bu mimi de atlamaz :( Öptüm seni ;)

Perihancım çok teşekkür ederim, güzel dileklerin senin için de olsun..(Umarım ismini yanlış söylemedim ;) )

Melekcim çok sağol canım. özellikle de içtenlikle verdiğin destek için. Çok öptüm seni.
Sevgilerimle,
Esra

evrim (akira) dedi ki...

Esra'cım tamam gelir gelmez çin hattı alırım görüşür,konuşuruz, çok iyi olur hemde.ben sana msn adresimide gönderirim mail ile.
öpüyorum

HOBİ SEPETİ dedi ki...

Gezi yazıları kesinlikle süper,devamını merakla bekliyorum.

buhsem dedi ki...

OP. DR. TEOMAN DOĞAN
ESTETİK PLASTİK CERRAHİ UZMANI
estetik,burun estetiği, göğüs estetiği, plastik cerrahi

Estetik cerrahi sohbetleri

“En muzur sorular”

Biliyorsunuz estetik cerrahi artık çok popüler oldu. Ayıplar kalktı, burun estetiği sonrası alçılı burunlar ile alışverişe çıkmak neredeyse “havalı”

oldu. Biz estetik cerrahlara da ilgi dorukta. Her ortamda köşelere çekilip soru yağmuruna tutuluyoruz. Lütfen yanlış anlaşılmasın, hiç şikâyetçi

değilim bu durumdan. İşte en hoşuma giden sorular ve bu sporular etrafında gelişen sohbetlerden bazıları: Estetik cerrahi, Estetik

* “Ben aslında estetiğe karşıyım” diye başlayan sorular, favorim. göğüs estetiği

Bazen, “Evet ben de karşıyım” diyorum (!)… estetik

* Eşimin haberi olmadan göğüslerime silikon taktırsam ne olur?” ya da “Şu yağları alsanız eşim anlar mı?” sorusu da zor bir soru.

“Anlamazsa eşinizi lütfen boşayın” demek en dürüst yaklaşım olur ama her zaman bu kadar açık sözlü olamıyor insan. estetik

* “Ben kaç yaşındayım sizce?” estetik

Bu cevap vermeyeceğim diye tövbe ettiğim bir sorudur Estetik. Eğer doğru söylersem büyük bir alınganlık

oluyor, hele ki fazla söylersem yandım. Ama tersi olur da genç bir yaş ağzımdan çıkarsa bu seferde işe yaramaz bir plastik cerrah olduğum

düşünülüyor. Gerçi bu gene de size küsülmesinden daha iyi. estetik

* “Çok genç gözüküyorsunuz, kaç yaşındasınız, kaç ameliyat yaptınız?” estetik

Kırkıma geliyorum estetik. Her on senede 10 kilo alıyorum ve artık sörf

yaparken bile yaşlandığımı hissediyorum. Oğlum baba “Başın niye kel ?” diyor. Ameliyatlar, kaç ameliyat yaptım ben de bilemiyorum Estetik Cerrahi. Binlerce. Bazen düşünüyorum, ne kadar çok ama ne kadar kadar çok insanı ameliyat ettim.

Depremden sonra bir tek günde irili ufaklı 12 ameliyat yapmıştım. Genç gözükmek yine de iyi bir şey. Bu sorudan memnunum.

* “Teomancım sence benim göbeğime estetik lazım mı?”

Uzun bir masa, bir akşam yemeği, gayet nezih bir restoran. Soruda bir sorun yok, sadece bir hanımın göbeğini burada açması ilgi çekiyor. Sanki

herkes bize bakıp beni tanıyor ve “cık cık” yapıyor gibi hissediyorum.

* “Sizde Burun estetiği var mı?

Yorum yok!

* “Amerika’dan mı geldiniz?”

Efendim ben bütün ihtisasımı burada, ülkemde yaptım, diplomalarımı hep buradan aldım. Sadece belli dönemlerde gittim Amerika’ya, iyi bulduğum büyük

hocaların yanına gittim, belli konuları özellikle öğrenmek için. Her seferinde de ülkeme geri geldim.

* “Eşinize estetik yaptınız mı?”

Hayır ihtiyacı yok.

* “Ben sizin anneniz olsam bana bu estetik ameliyatını önerir miydiniz?”

Evet önerirdim. Prensip olarak anneme önermeyeceğim hiç bir şeyi size de önermem. estetik

* “Hangi ünlüleri ameliyat ettiniz? N’olur söyleyin bakın aramızda kalacak”.

Bu genellikle röportaj sorusudur ve teyp ya da kamera basbayağı açıktır estetik. Cevabım da sabittir. “Ünlülerde insan, onların da hasta mahremiyetleri

var. Nasıl size söylerim? Sakın yanlış anlamayın aramızda kalacağına elbette eminim.” estetik

* “Hangi ünlüleri güzel buluyorsunuz, örneğin X in dudakları sizce altın oranlara uyuyor mu?” Estetik

Eyvah. Ben genellikle bu ünlüyü tanımıyor olurum. Muhtemelen ben ameliyattayken ünlenmiştir ve ben yine ameliyattayken çeşitli skandallar ve aşk

üçgenleri içerisinde ünü pekişmiştir. Hülya Koçyiğit, diyorum bu soruya Estetik.

Benim en çok beğendiğim ünlü o. Hele ki en eski filmlerinden birisini seyrederseniz bir insanın ne kadar güzel olabileceğine hayret edebilirsiniz.

Aynı şey Cüneyt Arkın’ın en erken filmleri için de geçerli. Gerçekten mükemmel! Estetik

* “Benim burnum ameliyatlı mı? Bakalım bilebilecek misiniz?” Estetik

Bu da tövbe ettiğim bir soru. Evet derseniz sizden nefret edilecektir, hayır cevabı ise listeden silinmenize neden olur.

* “Ben estetik burun estetiği yaptıracağım, kimi tavsiye edersiniz?”

Çok moral bozucu bir soru. Güvenilmemek, hatta yok farz edilmek çok zor. “Sizi Amerika’ da yanında çalıştığım hocam var ona yollayayım” diyorum,

“dünyanın en iyisidir”. Bu cevapla bir derece durum düzelebiliyor.

* “Bütün estetikli burunları ben anlıyorum, hepsi çok kötü”.

Peki ya anlayamadıklarınız da varsa? Belki çevrenizde ki birçok insanın burnu ameliyat edilmiş ama siz fark etmiyorsunuz.

* “Ben estetik botoksa karşıyım”. “Neden karşısınız? , “Çünkü maske gibi

yüzleri oluyor, hemen anlıyorum ben”.

Peki Estetik botokslu olduklarını nereden biliyorsunuz? Belki bu gördüğünüz ve

beğenmediğiniz yüz şeklinin botoks ile ilgisi yok, ki gerçekten de yok. Bana kızıyorlar. “Yok yok var, ben biliyorum, maske yüz oluyor” cevabını

alıyorum genellikle. Bu safhada bir şey söyleyemiyorum.

Mesleğimi çok seviyorum. Herhalde başka hiç bir işi bu hevesle yapamazdım ve estetik plastik cerrah olmasam kendimi eksik hissederdim. Sadece yaptığımız bu işin bilimsel temelleri

olduğunu ve gerçekten çok emek vererek bu yere gelebildiğimizi anlatamamak bazen zor oluyor. Ama bu da bizim işimizin bir parçası. Siz yine de bana

sormak istediğiniz her şeyi sorun estetik . Sorunuzun içten ve

gerçek olacağını biliyorum. Ameliyattan başımı ilk aldığım zaman sizi cevaplayacağım. teoman doğan

fatoş dedi ki...

Merhaba Esra,ben Antalya dan yazıyorum yazılarını takip ediyorum ve beğeniyorum,kızımın görevi dolayısıyla Çinde uzun zaman kaldım ,yemek merakımdan rica ettim ve otelin yemekhanesine girdim,yukarıda bahsettiğin balığın hazırlanışını orada görmüştüm,kalın derili balıklardan hazırlanıyor ,örneğin Morina ,veya levrek ,balığın iç kısmını küçük kareler halinde derisine inesiye kadar kesiyorsunuz kızgın yağda kızarınca deri kıvrılıyor iç kısmıda açılıyor ve o şekli alıyor deneyin isterseniz kolay gelsin,

fatoş dedi ki...

Merhaba Esr Çinden tariflere devam edin lütfen hepsi çok güzel.

Acemi Şef dedi ki...

Fatoş Hanım çok memnun oldum yazınızı alınca. Harika bir açıklama oldu benim için. Ben de sizin hikayelerinizi dinlemeyi çok isterdim, neresinde yaşadığınız, ne kadar kaldınız merak ettim.
Sevgilerimi yolluyorum size,
Esra

fatoş dedi ki...

Merhaba Esra,kızım Uzak Doğu da 13 sene otel Sofitel ve Novotel lerde fnans yaptı,şu anda Dubai de benide her gittiği ülkeye götürdü herbirinde üçer ay kaldım,bunlar Bangkok,Vietnam sonra Çin e geldi oradada hefei,Shanghai,Pudong daki Novotel de,Hongkong da Macau da çalıştı ,gittiğim zaman hiç boş durmadım sürekli dolaştım ,ingiliz ce bilmiyorum ,yanımda sadece otelin kartına güvenerek ,benim hikayem uzun,günlükler tuttum bol resimler çektim,kızımın işi yoğun olduğu için kendi işimi kendim görmek zorundaydım,onunlada turlarla gezdik tabiki ,ama benim kendi keşfettiğim şeyler bana çok zevkli geldi,sokak yemekleri nasıl yapılıyor inceledim ,otelimizdeki şefe Türk yemeklerinden öğrettim tabi bende ondan bişeyler öğrendim,dönüncede yemek sayfalarını dolaşırken size rasladım,sizin orada oluşunuz ,yazdıklarınız oralara olan özlemimi tatmin etti biraz,onun için hep açıyorum sayfanızı ,bukadar yatermi sevgiler size.

Acemi Şef dedi ki...

Fatoş Hanım ne yalan söyleyeyim yetmez :) Bence mutlaka bir kitap yazmalısınız. Kimbilir neler gördünüz yaşadınız. Tecrübelerinizden de çok faydalanabileceğimi düşünüyorum. Belki de bir blog açmayı düşünürsünüz.
kızınızın çalıştığı otellerden Novotel burada da var, hatta ilk geldiğimde 2 hafta kalmıştım. Kızınız çok başarılı olmalı, tebrik ediyorum sizi ve onu. Ayrıca anne-kız birlikteliğinizi de kıskanmadım değil, zira annemi çok özlüyorum ve kısa kısa görebiliyorum.
Size kucak dolusu sevgiler, arada uğrayıp bir iki anınızı yazarsanız çok memnun olurum.
Burada yaşadığım çok şey var ama bloguma yazdıklarım kısıtlı. Kimseyi üzmek istemediğim için bu kadar açık bir yerde yazmak istemiyorum. keşke bir araya gelip anılarımızı paylaşabilseydik, ne güzel olurdu değil mi?