Pazar, Mayıs 18

Çin/Lushan Bölüm 2 - Kaplıca ve yemek macerası...

Lushan gezimizin oldukça yorucu olan ilk bölümünden sonra yorgun argın otelimize geri döndük. Akşam yemeğimizi yedikten sonra, olan yorgunluğumuzu atmak üzere odalarımıza çekilmiştik ki, dışarıdan gelen gürültülerle bu pek mümkün olmadı. Nedir bu gürültü diye kafamızı pencereden uzatınca, otelin kaplıca havuzlarının pek çok Çinli ile dolup taştığını farkettik. Aslında çok şaşırdık, çünkü kaplıcalara gündüz giriliyor sanıyorduk. Vardır bunda bir hikmet deyip, oğlumuzu apar topar babaannesinin odasına yollayıp, soluğu aşağıda aldık.

Daha önce dediğim gibi Lushan, bir kaplıca bölgesi. Dağların hemen eteklerinden başlayan pek çok otel veya halka açık yüzme havuzları var. Çevre kentlerden buraya günü-birlik ya da kalmalı olarak pek çok insan geliyor. Bu nedenden dolayı da adım başı mayo satan dükkanlar bulunuyor. Yeri gelmişken Çin mayo modasından bahsedeyim. Buraya ilk geldiğimde her şeyin pek ucuz olmasından yola çıkarak yaz aylarını ve görücüye çıkacak 2008 yaz yüzme kıyafetleri modasını iple çekmiştim. Fakat Nisan ayıyla beraber standlarda yer almaya başlayan her bir mayo çeşidiyle tüm hayallerim uçup gitti. Nedense Çinli kadınların zavallı güneşle bir sorunları var. Bronzlaşmaktan adeta ölesiye nefret ediyorlar. Bu nedenle de mayoları ve bikinileri oldukça kapalı. Ama nasıl kapalı, sanki gecelik gibi uzun etekli mayolar ya da atlet-şort gibi bikiniler, bazıları da sanki güreşçi kıyafeti gibi dize kadar uzun. Sanmayın ki utangaçlıklarından mayo modaları böyle.

Geldiğimden beri özellikle de yaz geldiğinden beri, içlerindeki çamaşırların dikişlerine kadar görünecek incelikte kıyafetler giyenleri yüzlerce kez gördüm. Bazı giydikleri şortlar, iç çamaşırlarını utandırır kısalıkta. Çinliler'in sorunu tamamen yaramaz güneşle. Peki bu kapalı mayoları giydikten sonra içleri rahat mı sanıyorsunuz? Yanılıyorsunuz. Her bir mayocunun yanında yöresinde, yarı çapı en az otuz santimlik pasta çemberi gibi kocaman şapkalar satan şapkacılar var. Eğer güneş kremi istiyorsanız en az 30 faktörlüsünü bulursanız, öpüp başınıza koymalısınız. Şimdi bitti mi? Hayır. Bir de üstüne üstlük havuzlara akşam olmadan girmiyorlar. Tabii en emin yol, güneş battıktan sonra girmek. Hal böyle olunca da bize de riayet etmesi kaldı. Fakat kaplıcaya girmem bir dert, çıkmam ayrı dert oldu.

Otelin uygulamasına göre, havuzları kullanmak için ayrı bir binaya gidilip oradaki soyunma odalarına gidilmeli. Orada size havlu vs. veriyorlar, siz de mayonuzu giyiyorsunuz. Giderken hazırlıklı olduğum için sadece eşyalarımı, verilen dolaba koydum o kadar. Çinli dostlarımızın meraklı bakışları altındaki kaynar su sefamızı geç saatlerde(23:00), havuzun kapanmasıyla birlikte tamamladıktan sonra bu giyinme odalarına geri döndük. Döndük de, ben bir türlü ne yapacağımı bilemedim. Neden mi? Mayolar ıslak, üst değişmek lazım. Fakat duş alınan kısım hariç hiç bir soyunma kabininde kapı yok? Bir sağa gidiyorum bir sola gidiyorum, duşların hepsi de dolu mu? İçerisi de epey kalabalık. Peki dedim kendi kendime, bu kadıncağızlar nasıl giyiniyorlar? Dememle yanımdakinin mayosunu atıvermesi bir oldu. Bir de arkamı döndüm ki, herkes olanca rahatlığıyla giyiniyor. Hemen bakışlarımı aşağı eğip, pılımı pırtımı ıslak üzerime geçirip çıkıverdim oradan. Yok yok, ben alışamam. Benim mahretiyetim olmalı.

Bu konuda pek çok gözlemim oldu, yani Çinli kadınların rahatlığı ile ilgili. Ama bu kadar rahatlığa rağmen en ufak taciz vs. yok bu ülkede. Herkes birbirini sadece insan olarak görüyor, kadın-erkek olarak değil. Bu konudaki gözlem ve yorumum çok uzun, belki başka bir zaman paylaşırım.

Yazım çok uzadı yine, sizleri sıkmak istemem ama ertesi gün olanları da anlatmadan geçemeyeceğim. Ertesi gün Lushan Milli Parkı'na gitmek üzere sabah erkenden yola koyulduk. istikametimizin yine yüzlerce metre yukarıda bir dağın başında olacağını biliyordum ama, yolun hayatımda görüp göreceğim en kötü yol olacağını bilmiyordum. 1 metre bile düz devam etmeyen, sadece ardı arkasına yüzlerce virajdan, her bir virajın ardından burun buruna arabalarla karşılaşıldığı korkunç bir yoldu. Doğal güzelliğine denilecek söz yoktu ama malesef sadece dua edip mide bulantımı bastırmaya çalıştım, resim çekemedim. Yolun sonunda her halde Çinli kadınları kıskançlıktan çatlatacak kadar kireç beyazıydım. Bir süre yüzümüze su çarpıp dinlendikten sonra milli parka girmek üzere biletlerimizi aldık. Bir süre de Çinli görevlilerin oğlumuzla resim çektirmelerini bekleyip, içeri girdik.


Şimdi düşünün. En az 40 dakika, neredeyse 90 derece eğimli yollardan geldik, ama yüzyıllar önce insanlar buraya tırmanmış, dağ gölünün etrafında bir yaşam, bir kent kurmuş, tapınaklar inşa etmiş ve mağaralarda keşişleri inzivalara çekilmiş. Biz tüm gün sadece yarısına yakın bir bölgesini, onu da arabayla gezdik. Hala hayranlığım sürüyor. Size lafı uzatmadan görüntüler vermek istiyorum.


Parkın çeşitli yerlerine yayılmış çeşitli mekanlar vardı. Bunlardan bazılarına gidemedik çünkü tam anlamıyla korktuk.


Bazı uçurumların kenarlarında resim çektirenler vardı, hala nasıl düşmediklerine şaşıyorum; parkın görevlileri de önlem olarak, sadece kayanın üzerine sarı bir boya ile sınır çizmişlerdi o kadar. Kimi basamakların kenarlarında öylesi uçurumlar vardı ki, devam edersek birimizden birini kaybederiz korkusuyla, daha emin olabilecek yerleri keşfetmek üzere geri döndük.




Ziyaret edebildiğimiz bazı yerlerden fotoğraflar var aşağıda. Bunlardan "ölümsüzün mağarası" olan inanılmaz güzel ve gizemli bir yer. Yolun kenarından aşağı doğru yüzlerce basamak indikten sonra gizli kalmış bir güzellik çıkıyor insanın karşısına.


Geçmişte nasıl olup da uçurumun bir kenarındaki bir mağarada inzivaya çekilmişler, ve sonradan orayı tapınak haline getirmişler inanılır gibi değil. Bu resimde üç kişi görüyorsunuz, ellerindeki tütsüleri yakıp bir alttaki tütsülüğe yerleştirecekler sonradan.


Bunu her türlü dilek ve istekleri için yapıyorlar. Bir önceki yazımda biz de tütsü dikmiştik hatırlarsanız; eğer bu denli kocamanını alıp da yaksaymışız, ömür boyu bir daha yakmamıza gerek olmayacakmış. Şimdi her gidişimde tek tek al, dik. Olacak şey değil :)


Bu resimler de mağaranın yanındaki tapınaktan. İnsanlar diz çöküp dua ediyorlardı putlarına.



Şimdi asıl meseleye geliyorum. Bugüne kadar ingilizce menüsü olmayan neredeyse hiç bir Çin lokantasında yemek yememiştik. Taa ki gezimizin sonuna doğru zil zurna acıkana kadar. Orada bulunan herhangi bir yerde yemek yemekten başka şansımız yoktu. Şoförümüze orada yemek yenilebilecek en iyi yere bizi götürmesini söyledik. Fakat kapıdan girerken bile ne kadar yanlış yaptığımız belli olmuştu.


Gittiğimiz restoran iki kattan oluşan, masaların kimileri buruşuk bir naylon kaplı, kimileri pis bezlerle silindiği belli, bolca buğulu camlı, mutfağının girişi hayli kirli bir mekandı. Ama başka seçme şansımız da yoktu, çünkü en iyisi orasıydıysa diğerleri nasıldı kimbilir. Neyse, önce üst katı denedik. Baktık çoluk çombak kalabalık, bir de üstüne üstlük sigara dumanına boğulmuş. Mecbur daha az temiz görünen alt kata geçtik, pis bir masaya, hemen kalkacakmış gibi ucundan ilişiverdik. Bir kadın önümüze birer bardak koyup, bir çaydanlık da su bıraktı. Ardından menüyü getirdi. İşin kötü yanı, menü tamamen Çin'ce yazı karakterlerinden oluşuyordu, işin kötüsü bu yazıları çevirmek lazımdı, daha da kötüsü şoförümüz tek kelime ingilizce bilmiyordu. Bu durumda iş başıma düştü.


Öncelikle şoförümüze bir sebze seçmesini söyledim, bir pilav ve içinde domuz eti bulunmayan herhangi birşeyler de. Kendi dilimin elverdiğince de neleri yiyebileceğimizi anlattım. Yalnız işin kayınvalidem için kötü yanı, lokantada çatal olmamasıydı. Biz çubukla yemeyi ustalık haline getirdik bunca zamandır ama kendisi malesef bu işte çok yeni olduğundan, elinden geldiğince kaşıkla yemekle zorundaydı.



Daha sonra masaya şu aşağıda gördüğünüz has be has Çin yemekleri geldi birer birer. Bunlardan biri koca bir çanak dolusu yağsız-tuzsuz pirinç pilavı(ki ekmek niyetine yeniyor), biri hiç bilmediğim bazı otlarla pişirilmiş yağlı bir yumurta, biri sadece una bulanıp kızartılmış balık kemiğiyle servis edilmiş sebzeli bir yemek, biri tavuklu-sebzeli bir yemek ama tavuk anatomisinin öylesi parçaları var mıydı ben hatırlamıyorum; biri de sadece yarı kavrulmuş bilinen bilinmeyen sebzelerden oluşmuş bir yemekti. Eşimin yemeklerle arasında sorun yoktur, kendisi tıka basa doydu ama zavallı kayınvalidem ve benim için aynını söyleyemeyeceğim. İki gün mide ağrısı çektim desem anlarsınız. Kayınvalideme gelince, zaten neredeyse hiç yemediği için ona bir şey olmadı.





Gezimizi orada kesmek zorunda kaldık, çünkü devamına sadece teleferiklerle gidilebiliyordu. Bir kez daha aynı korkuları yaşayamayacağım için, ve halihazırda midem zaten bulanıyor olduğu için şansımızı zorlamamaya karar verdik. Ve geri dönmek üzere yola çıktık. Her ne olursa olsun, ben hayatımda bu kadar yeşilin tonunu bir arada görmedim. Onun için her şeye değerdi...


Not: Teleferikleri fark edebildiniz mi? ;)

61 yorum:

Evcilik Lezzetler dedi ki...

Bambaşka bir dünya, dolu dolu paylaşımlar, paylaşımına, ayaklarına sağlık Esra'cım sevgiler...

philosophique dedi ki...

Merhaba,
Ben yazilarinizi yeni okumaya basladim. Once tariflerinizi takip ediyordum. Sakin vazgecmeyin diye, tesvik amaciyla bu yorumu yazmak istedim. Gezi yazilariniz da cok keyifli, lutfen yasadiklarinizi bizlerle paylasmaya devam edin.
Selamlar!

zeynep dedi ki...

ay canım ya ne güzel yerler gezip görmüşsünüz,fakat yemek konusundaki hüsranınıza da çok üzüldüm,işte böyle anlarda insanın ah yurdum diyesi geliyordur eminim,bu arada çinli kadınların güneş konusundaki durumları da acaba zararlı ışınlarla mı yoksa bronzlukla mı alakalı acaba,güzellik anlayışımız bne farklı değil mi ?Bakalım bekliyoruz acemi şef Esramız daha nereleri gezecek merakla bekliyorum....

Düşlerimin İNCİSİ dedi ki...

esracım ne kadar hoş anlatıyosun olumsuzlukları bile gülümseyerek okuyorum tabi senin için zor olduğunu bilerekte üzülüyorum bizlerle paylaştığın gezi resim ve anıların için teşekkürler çok zevkle takip edyorum inan sevgiler canım

Adsız dedi ki...

selam geziniizin ikici bölümünü heyecanla okudum harika yerler ama sizinde yazmis oldugunuz gibi cok da korku dolu anlar yasamissiniz, cesaretiniz tebrik edilecek cinsten :) yeni yazilarinizi bekliyoruz . allaha emanet olun

ÇAĞATAY ve ARKADAŞLARI dedi ki...

merhaba Esra...
Ne kadar güzel yerler böyle..
ilk yorumu ben yazıyorum sanırım. Bloguna dün öğlende girdim okudum ama yorum yazamadan çıkmıştım önceki yazılarına..
Aslına bakarsan geçen hafta depremde inan ilk aklıma gelen sen ve minik oğlun olmuştu.
umarım bir şeyleri yoktur diye içimden geçirdim.
iyi olmanıza ayrıca çok sevindim...
size oradaki yaşantınızda mutluluklar diliyorum.Gurbette olmak zor belki ama güzel yönlerini düşünerek geçirirsiniz çabucak inş. orda kalan sürenizi.
Tr den sevgiler..
***Oğlum Çağatay İstiklal marşımızın 10 kıtasını ezberledi yine tekrar ettik dün akşam, onu okudu az sonra haberlerde Çin ile ilgili haber vardı ordada İstiklal marşı aynımı anne dedi. Hayır değil olamaz da dedim.
senin için Esra teyzene sorarım dedim... Çin İstiklal marşı nasıl nerden dinleriz diye...
5,5yaşında ve çok meraklı br yumurcak.. link verebilirsen seviniriz..

Cafe Nino dedi ki...

Esra inanılmaz bir düşün içindesin aslında.Çok çok güzel ve yaşayan bir tarihin içindesin.Hayranlıkla takip ediyorum.

Adsız dedi ki...

esracım merhaba,
ne güzel yerler, insanın işi gücü bırakıp böyle güzelliklere kaçası geliyor, hele ki izmirde hava 30 derecelere yaklaşmışken, böle serinlik dolu yeşillikler insanı acayip cezbediyor:))e şimdi bu güzellikleri görüp gel de çalış çalışabilirsen:) (yalnız tatile ne kadar ihtiyaç duyduğumu anlamışsındır, 2 cümlemden biri çalışmamak, kaytarmak flan:)) neyse canım, yemek ve soyunma odasındaki hüsranına çok üzülüdüm ama totale bakarsak harika zamanlar geçirmişsin, umarım her günün hep böyle geçer. Evliya Çelebi tadındaki yazılarını sabırsızlıkla bekliyorum.bu arada ilke çoookkkk tatlıııııııı..(maşallah) öpüyorum seni. derya özdemir/izmir

Begüm dedi ki...

Ay canim, gezinizin sonu pek hos bittmemis. Sanki bende orda oturuyordum ve yesemmi yemesemmi diye düsünüyordum :) En cok da kayinvalideni düsündüm. Neler düsünmüsdür kesin :) Yinede gezinizin gerikalani tüm bu güzelliklere deymis!

burcuboncuk dedi ki...

Merhaba Esracığım,
Uzun zamandır bilgisayar başına geçemiyorum.
Okul, ev, çocuklar ve misafirlerimin yanı sıra bir de seminer çıkınca yorgunluktan pc ye uğrayamaz oldum
Gezdiğiniz yerler çok güzel.
Dolu dolu anlatmışsın.
İlk siparişini de tebrik ederim.
Çok güzel bir pasta olmuş.
Ben bu yoğunlukta pasta yapmaya bile fırsat bulamıyorum.
İlkeciğim artık iki yaşında demek...
Allah mutlu huzurlu ve hayırlı ömürler nasip etsin...
İkinizi de öpüyorum...
Hoşçakal. :)

Didem dedi ki...

Merhaba,
Pastalarınızdan sonra gezilerinizde dayanılmaz tatlılıkta!!!...
Yeşillikler, değişik yerler ve kültürler tanımak çok güzel ve benim de çok istediğim şeyler ama şu yemek farklılıkları beni korkutuyor doğrusu!Ben sizin kadar cesur olabilir miydim bilemiyorum. Gerçi insan açlıktan ölme noktasına gelince cesaret de geliyor olabilir! :)
Pastalarını ve yaşadıklarını paylaşmaya devam edersen çok sevinirim. Kolay gelsin..

pelincelezzetler dedi ki...

Farklı ve çok değişik yerler,ama inan ben burdan korktum :)) Çocukla olunca insan daha bir tedirgin oluyor..
Azıcık midenizi dinlendirip yine çıkarsınız yola:))
Sevgiler..

Acemi Şef dedi ki...

Burcucum çok naziksin canım, çok teşekkür ederim yorumun için.:)

Philosophique merhaba, çok teşekkür ederim güzel sözleriniz için. Desteğiniz ise herşeye değer. Bazen bu yorgunluk, miskinlik haddini aşıyor biliyorum; yine de başlarım ucundan, inşallah bağımlıyım ben :))

Zeynepcim üzülme sen tatlım. Arada oluyor işte :) Çinli kadınların sorunu bronzlukla. Eğer kararırlarsa köylü sınıfına geçeceklerini sanıyorlar :)))

Dilekcim çok teşekkür ederim. Sıkılmayıp okuduğunuzu bilmek çok güzel inan ki. Kucak dolusu sevgiler buradan sana..

Sevgili "isimsiz", çok teşekkür ederim, sözleriniz benim için çok değerli. Yazımı sıkılmadan takip etmenize ise minnettarım.Sevgiler size...

Sevgili Çağatay'ın Annesi, öncelikle sohbet tadındaki içten yorumun için teşekkür ederim. Oğluna da maşallah, akıllı bir minik olduğu kesin :) Çin'in milli marşını yarın Çinli bir dostuma sorup linkini hemen vereceğim. Müzğini pek çok kez duydum ama nasıl araştırırım bilemedim şimdi :) Görüşmek üzere ;)

Nihancım çok tatlısın, bakış açımı etkiledin ama ne hissettirdiğini açıklayamam, sadece müteşşekkir olduğumu bil yeter ;)

Deryacım bak ben de güzelliklere kaçacağım, şöyle mesela temmuz sonu Bodrum gibi :) Gelirsen haberim olsun oralara. Nasılsa yakınsın ;) Hani sözün vardı bana, unutma ;)

Begümcüm sorma canım. Orada oturup, bir de kokularını alsan kararını çabucak verirdin sanırım :))) Kayınvalidemin bir pozu var, ölürsün gülmekten. Allahım ne işim var benim burada der gibi :))))

Yeldacım bu kadar yoğunlukta normal canım, olsun varlığını bilmek güzel. Çok sağol canım ayrı ayrı güzel yorumların ve de vakit ayırdığın için.

Sevgili Didem çok teşekkür ederim, ne kadar içtensin... Değişik yerler görmek uğruna bu tür şeyler oluyor ama eminim cesaret problemin olmaz bir kere başladın mı... Çok teşekkür ederim nazik desteğin için.
Sevgilerimle,
Esra

Ayşe'nin mutfağı dedi ki...

ayy yazını bir çırpıda okudum ama ben olssm orda yaşayamazdım dedim sana hayranım dünyanın bir ucunda neler yaşıyorsun

Adsız dedi ki...

Tek kelimeyle muhtsem anlatmissin, yalniz bu yemek konusunda bende çok uzuldum, gercekten zor, ben bu kadar sabirli olamazdim heralde...;)
kendine iyi bak

leylos

SICAK PAYLAŞIMLAR AYSEL dedi ki...

Epeyce maceralı bir gezi olmuş... Sanırım ben olsam açlıktan ölürdüm :)

Ama yeni yerler görmek de keyifli... Bu arada Çinli bayanların havuz sefası notların beni de biraz düşündürdü :)

Sevgiyle...

SERAP dedi ki...

Esra'cim gezi yazini yine pür dikkat okudum.
Devami gelecek degil mi?Sevgiler

Adsız dedi ki...

hahaha, şu arnavut börekleri ve yemekleri konusundaki sözümü mü diyorsun? ah canım bodrumlara gelmeme gerek yok ben çine kadar ulaşırım sen iste yeterki:))) gerçekten annem harika arnavut böreği yapar, izmire gelirseniz dondurucuda özel misafirlerim için bekleyen bir tepsi kıymalı arnavut böreği mevcut:)annem bursadan izmire geldiğinde mutlaka 2 tepsi yapar, birini biz yeriz birini saklarım, ben yaptım diye yuttururum dermişim, şaka tabi,herkes benim yapmadığımı anlıyor:) özendirmek ve cezbetmek gibi olmasın:)) her zmn beklerim şekerim....öptüm çok. derya özdemir/izmir

asya yusof/ dedi ki...

esram harika deyilmi deyisik yerler gormek yazilarini takipdeyim devam et :)

egeli dedi ki...

BİZLERLE PAYLAŞTIĞIN İÇİN SANA TEŞEKKÜR EDERİM ESRA'CIM,HARİKA YERLER ORALARI,ÇOK ŞANSLISIN...SEVGİLER

pinar dedi ki...

Esracım yemekler tam çin işkencesi olmuş desene:))
ama geri kalan herşey mükemmel..değmiş bence
sevgilerimle

Aybike Ceylan dedi ki...

Ne degisik bir dunya oralari da Esra'cigim,
Bizlerde geziyoruz senin sayende, sagol.

Guzel bir hafta sonu diliyorum, sevgiler.

Pelin dedi ki...

Merhaba,
Bizim de bir ara Çin'e gitme durumumuz vardı.Eşimin işi dolayısıyla.Fakat olmadı.Yazınızı ilgiyle okudum.Bizim buraları görebilme ihtimalimiz yok gibi görünüyor şu anda.Sizin sayenizde gezmiş oldum.Sevgiler

Limonlu Kek dedi ki...

Esracım sen anlattıkça bir soluk okuyorum, sen çok tehlikeliydi, korktuk desen de ah orada ben de olsaydım diye hayıflanıyorum. Yiyecekler konusundaysa resimlere baktıkça yine de şanslıymışsınız diye düşündüm. 2 yıl önce eşim de Hongkong'a gitmişti, onun nasibine kızarmış tavuk bacağından, bir sürü börtü-böceğe kadar yiyecekler çıkınca 6 gün hiçbir şey yemeden 4 kilo zayıflayarak eve dönmüştü. Sevgiler...

IŞILCA TATLAR dedi ki...

Esra'cığım,

Son günlerde bilgisayarın başına pek oturamasam da (yine bozulan bilgisayar, çocukların ödevleri) seni ve maceralarınızı takip etmeye çalışıyorum. Okudukça da senin çok cesur bir kız olduğunu (Bence Çin'de yaşamak fikri bile çok çılgınken)ve bu durumdan çok da fazla yakınmadığını görerek seni
kutluyorum.
Mutfaktaki yeteneklerinden sonra ince mizah anlayışını katarak anlattığın seyahatlerin de inanılmaz lezzette. Büyük bir keyifle okuyorum ve bilgileniyorum.
Herhalde Çin'i anlatan bir kitaptan bu kadar zevk almazdım diye düşünüyorum. Herşeye rağmen inanılmaz güzellikteki bu yerleri görmek, bambaşka bir dünyayı tanımak çok güzel olsa gerek.
Çok teşekkür ederim paylaşımların için.

Kayınvalidenin kilo gibi bir problemi varsa da bu konuyu halletmiş olarak Türkiye'ye döneceğinden hiç kuşkum yok.

Hepinize bol seyahatli güzel günler dilerim.

Sevgilerimle,

defneylebirlikte dedi ki...

sayende çinide iyice tanımış olduk sağolasın canım.çok güzel anlatmışsın.sevgiler,iyi gecler..

pelin dedi ki...

her zaman yorum yazmadan yazılarını ve tariflerini heyecanla takip ediyorum.
sevgiller.

ebrulitatlar dedi ki...

Esra'cım çok keyifle okudum yazdıklarını. Harika yerler, manzara süper ama, ben yükseklik korkumdan dolayı gidemezdim sanırım. Seni cesaretinden dolayı tebrik ederim. Yazılarının devamını bekliyorum canım. Sevgiler..

karabiberinmutfagi dedi ki...

ayy ne güzel yerler oralar öyle iyiki bize de tanitiyorsun bak bizde senin gibi kesif etmeye basladik bile öpüldünm canim
karabiberinmutfagi

Tuğba dedi ki...

Merhaba Esra,
PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ ETKİNLİĞİ 24
http://porselendemlik.blogcu.com , http://birdemliksohbet.blogspot.com ve
http://selmahlc.blogcu.com tarafından hazırlanmıştır.
• Akşam üstü sohbetine gelen dostlara
• Hanımlarla yapılan günlere
• Beş çayına gelen misafirlere
• Herbiri birbirinden lezzetli tarifler..

26 Mayıs 2008 (pazartesi) -- 8 Haziran 2008 (pazar)
tarihleri arasında Porselen Demlik Çay Saati Etkinliğini 24 bende yani http://www.keyiflimutfagim.com/ da düzenlenecektir..
Tüm arkadaşlarımın katılımlarını bekliyorum.


AYRICA :
PORSELEN DEMLİK ÇAY SAATİ DERGİSİ ÇIKIYOR..
Yayına Hazırlayanlar
http://nasibim.blogcu.com
http://birdemliksohbet.blogspot.com
Sorumlu Müdür
http://selmahlc.blogcu.com
Grafik Tasarım Düzenleme
Yagmur İpar

Sizde sunumuna özen göstererek hazırladığınız, leziz ikramlarınızın dergide yer almasını istiyorsanız porselendemlikdergi@hotmail.com adresine onay mesajı gönderebilirsiniz.
Bunun için yapmanız gereken tek şey
• adınızı
• sitenizin adresini
• dergide yer almasını istediğiniz tarifin adını
• tarifin link adresini göndermeniz yeterli olacaktır:)
Örnek
isim: SEVİL SAHİN
site adı: http://birdemliksohbet.blogspot.com
Tarif : SALATA YARIŞMASI
Link:http://birdemliksohbet.blogspot.com/2008/05/ite-salata-yarimamizin-birincisi.html

Ayrıca bu dergi için sponsor olmak istiyorsanız porselendemlikdergi@hotmail.com adresine başvurabilirsiniz.

Adsız dedi ki...

Esra merhaba
Bloğunu büyük beğeniyle takip ediyorum.Her girdiğime artık pastalarından ziyade o çekik gözlüler diyarındaki maceralarını merakla ve zevkle takip ediyorum. Bizler sıkılmak bi tarafa yazının sonu ne zaman geldi diye hayrete düşüyoruz. Sana Çin'de mutlu,sağlıklı ve bol keşifli günle diliyorum. Sevgi ve selamlarımla Aslı ÖZGÜL

egeli dedi ki...

nerelerdesin Esra'cım,kendini özlettin canım ya !!!sesin soluğun çıkmıyor,bir hayat belirtisi ver n'olur.....

disal dedi ki...

ah esracım ne diyim bilmiyorumki....

ne güzel gezmişsin.....

her yerin kültürü farklı işte....

oraları onları görmeseydin kendi kültürünün bu kadar güzel olduğunu bilmeyecektin.....güzel olduğunu biliyoruzda yani daha bir kıymet veriyoruz diye düşünüyorum...

öpüyorum seni canım...

Ersu Erdoğan dedi ki...

Esra o kadar keyifle okuyorum ki yazdıklarını. Benim zaten Çin hayranlığım herkes tarafından biliniyor. Yaşanan ne olursa olsun oraları gezmek süper. Yazılarını merakle bekliyorum.

Bir Hoş Seda imiş... dedi ki...

Yazılarını ve paylaşımlarınızı severek taki ediyorum.Sağalsınız

HOBİ SEPETİ dedi ki...

Merhaba.Gezip gördüğünüz yerlere ve anlatımına bayıldım.Yazım uzun oldu kısa keseyim demişsin fakat okuması o kadar keyifli ki sen hep yazılarını uzun tut bence.
Sevgiler.

zeynep dedi ki...

ya esracım hazirana gireceğiz yahu yeni tarif istiyoruz artık aaaa isyan edeceğim ama ya :)))))

Adsız dedi ki...

Merhaba Esra Hanım,

Gecikmeli olsa da dayanamayıp yine bir şeyler yazayım dedim...Yaşadığınız her şeyin çok çok farklı olması aslında ne büyük bir şans ve ne büyük bir deneyim...gerçekten rüya gibi...üstelik hep bildiğimizi sandığımız hep gördüğümüz ve alıştığımızı sandığımız Çin den bahsediyorsunuz ve her şey ne kadar farklı ve yeni hepimiz için...ama oğlunuzu kucağına alıp seven Çinli dostların samimi yüz ifadeleri,inanışları uğruna bu coğrafyalarda insan üstü gayret sarfetmiş atalarının izinden gelip görevlerini yerine getirenlerin maneviyatları her şeye rağmen sıcaklık ve aynılık duygusu yaratıyor.Hepimiz aslında kendi kültürümüzdeki kabullenilmiş bir takım davranışları en doğru kabul edip diğerlerini yadırgıyoruz. Bu çok normal...Sanırım uzakdoğulular da bizim kadın erkek birbirimizin yanaklarından öpüp sarılmamızı garipsiyorlarmış.Ama bizde öpmeyene gücenilir herhalde değil mi?:)))Tabi bize yaşadıklarınız buradan çok da şirin geliyor,doğruyu söylemek gerekirse..."canım Allah kolaylık versin" diye içimden geçiriyorum hatta bir uzakdoğu ülkesinde yaşamak isteyen ben değilmişim gibi:)))hani benim başıma gelmiyor ya,rahatım izlenimlerinize gülümserken...ama asıl memnun olduğum bu kadar zor atlatılacak her detayı çok dozunda ve inciltmeden aktarışınız. Asla ben yaşamak istemem duygusu yaşatmamanız hatta ve hatta o teleferiğe binip o yeşilliklerle tanışmak isteyip harika havuzda yüzmek isterken masadakilere ağzımın suları akarak baktırabilmenizde:)Lütfen Esra Hanım bu güzellikleri hep bizlerle paylaşmaya devam edin.

Sevgilerimle

Elif.

Adsız dedi ki...

slm canim nerdesin iyimisin????
karabiberinmuitfagi

[nisanur]&[hatice] dedi ki...

merhaba ilk defa blogunuzu ziyaret ettim harika anlatımlarınıza bayıldım profildeki resime bakılırsa zayıf bi bayansınız bu kadar güzel pastalar yapıpta nasıl oluyoda kilonuzu kontrol edebiliyosunuz tebrikler.şuan 5 günlük rejim macerasının içindeyim ve bu gezintiden sonra nasıl yemeden dururum bilmiyorum.size istanbuldan sevgiler yolluyorum.

Adsız dedi ki...

Esram, nasılsın? Bir ses versene ...

www.misssgibi.com

ayseyaman dedi ki...

Acemi sefim ne zamandır yorum yazamadım sana ama sen yazı eklemeyince de merak ettim..Canım öncelikle iyi olduğunuz haberlerine çok sevinmiştim, Allah yardımcınız olsun, umarım halen hersey yolundadır, kayınvalidenize de kavusmussunuz gecte olsa gözünüz aydın..
canım son olarak her ne olduysa sakın vazgecme, her zaman denemelerimiz pasta coreklerimiz %100 tutacak değil ya öğreniyoruz zamanla...Ne güzel ilk siparişinide almışsın devamıda gönlüne göre gelir inşallah...sevgilerimi gönderiyor, gelişmeleri merakla bekliyorum...

Acemi Şef dedi ki...

Ayşecim eminim sen de mecbur kalsan mutlaka alışır yaşardın, teşekkür ederim yorumun için. :)

Leylacım arada oluyor bu tür durumlar merak etme canım, sağol ;)

Ayselcim sağol canım yorumun için, işte bazen garip şeyler oluyor :))

Serap Hanım çok teşekkür ederim, inşallah başka bir gezimi de paylaşırım ;)

Deryacım merakla tarifleri bekliyorum hala, tatilde dener afiyetle yeriz diye umuyorum ;) Misafirin olmayı canı gönülden isterdim ama vaktim o kadar az ki. Öptüm seni :)

Asyacım sağol canım ;)

Mübeccelcim çok sağol canım, herhalde dönünce farkedeceğim buranın güzelliğini :)) Ayrıca merak edip tekrar mesaj attığın için teşekkür ederim, uzun süredir yine sayfaları görüntüleyemedim kontrol paneli haricinde, belki Türkiye'ye dönmeden önce son bir tarif yayınlarım inşallah sorun devam etmezse.

Pınar tam öyle oldu vallahi :) Çok sağol canım.

Aybikecim sağol canım, beğendiğine sevindim :)

Sevgili Pelin, umarım bir gün gezme amacıyla da olsa görürsün, çok teşekkür ederim yazımı okuduğun için :)

Nevalcim kısmet canım bak benim de aklımda var mıydı hiç? Eşin için üzüldüm doğrusu, bazen öylesi durumlar oluyor işte :)

Işıl Hanım olmadı mı yani pc hediye işi :( Çok teşekkür ederim yine de fırsat yaratıp birbirinden güzel sözleriniz için. Bu arada kayınvalidem döndü ama kilo verdi diyemem :) Evde habire hamurişi yaptık :)))

Fundacım çok teşekkür ederim :)

Pelincim çok sağol, yorum yazmasan da takip ettiğini bilmek güzel ;)

Ebrucum çok sağol yazımı okuduğun için, sıkılırsınız diye de korkuyordum açıkçası :)

Semihacım çok sağol canım içten yorumun ve tekrar beni sorduğun için :)

Sevgili Aslı, çok mutlu oldum yorumunu okuyunca. Belki arada buradaki izlenimlerimden de bahsederim, teşekkür ederim canım.

Salihacım dediklerin çok doğru canım. Ben de seni çok öpüyorum ;)

Ersucum birgün senin de izlenimlerini merakla okuyacağım umarım ;)

Sevgili Seda(yanlışsam özür) çok teşekkür ederim :)

Pınarcım çok teşekkür ederim inan çok mutlu oldum beğendiğin için ;)Bu arada bana çok tanıdık geldin, acaba tanışıyor olabilir miyiz İzmit'ten? (Belki Petkim?)

Zeynepcim haklısın canım ama elim gitmez oldu :(

Sevgili Elif, yazını doya doya pek çok kez okudum, asıl ben dedim kendi kendime, ne güzel yerde yaşıyorum diye :) Ama kültür farklılıklarının her iki tarafa da(aslında pek çok tarafa) ne kadar ilginç geldiğini bizzat tecrübemle biliyorum. Özellikle de öpüşme konusunda :) Buraya ilk geldiğimde ve eşimin asistanıyla ilk tanıştığımda öpmek için uzanmış ve bomboş kalakalmıştım :))) Hemen sonra da sordum tabii merakla, Çin'de öpüşme alışkanlığı yok mudur diye, kendisi ise bana böyle bir şeyin olmadığını o nedenle garip geldiğini söylemişti aynen dediğin gibi. Ama Türkiye'de yaşayan Çinli hocam için geçerli değil tabii bu, o artık bizim gibi olmuş :)) Çok teşekkür ederim asıl büyük bir incelikle yazdığın güzel ve samimi yorumun için. Kucak dolusu sevgiler buradan sana...

Haticecim çok teşekkür ederim güzel sözlerin için, ama zayıf sayılmam balıketliyim :) Bu arada ben de rejimdeyim 1 haftalığına, inan çok zor geçiyor ;)

Zerrincim buralardayım ama mutfaktan çekildim. Hem kilo problemi, hem yaz tatili tembelliği.. Sağol canım öpüyorum seni ;)

Ayşecim bu aralar elimi attığım kurudu üstüste ben de küstüm sayılır. Bir de kilo ve yaz ikilisi beraber gitmiyor, yapılınca da yeniyor biliyorsun. Çok sağol canım uğradığın için. :)

Sevgilerimle,
Esra

zarpandit_gokche dedi ki...

çin mi waaaaaaaoooooooowwwww:)
bizim yerimizede eğlen canım :)

Kirpikteki Gözyaşı dedi ki...

Esracım özledim! En azından birşeyler yazsan;)

Adsız dedi ki...

arkadasim nerelerdesin yaa yazmiyosun merak ettim vallahi kendine dikkat et....
karabiberinmtufagi

pelincelezzetler dedi ki...

Esra senin bu kadar pastanız kalabilmen imkansız ??? Nasılsın ???Nerelerdesin???
Sevgiyle kal...

Hobi Sepeti dedi ki...

Esracım merhaba.Babam Petkim'den emekli,ben de orada staj yapmıştım.Acaba tanışıyormuyuz.Ben de merak ettim.

Acemi Şef dedi ki...

Gökçecim eğlendiğim anlarda seni de düşüneceğim olur mu? ;)

Seblacım bu hafta sonu ufak bir veda yazısı yazacağım. İlgine çok teşekkür ederim canım, çok öpüyorum seni.

Semihacım çok sağol canım 1-2 gün sonra yazacağım inşallah ;)

Pelincim çok sağol canım, pastasızım hem de çok. Canım hiç istemiyor ama bir arkadaşımın oğlunun doğumgünü için kurabiye yapmayı planlıyorum, inşallah görüşeceğiz. :)

Pınarcım bana hiç yabancı gelmiyorsun. Benim babam da Petkim'li biz de kapanıp da bir kısmı Tüpraş'a geçene dek lojmandaydık. Babama ulaşamadım ama soracağım soyadınızdan kesin tanır. Sen de Bülent Eroğlu'yu sor bakalım babana ;)

Düşlerimin İNCİSİ dedi ki...

esracım uzun zamandır ekleme yapmıyosun ama yorumlara cevap yazman bile merakımı giderdi iyi olmana sevindim canım kendini özletme öpüyorum sevgiler

Hobi Sepeti dedi ki...

Ben Bülent Bey'in yanında staj yapmıştım Atık Giderme'de.O zaman soyadım Küçük'tü.Senin resimlerini göstermişti baban bize hatırlıyorum şimdi.Sonra tanışmışsak orada tanışmışızdır.O kısmı tam hatırlayamadım.
Sevgiler.

nino dedi ki...

supper yerler gormussun vallahi imrendim yolum dusermi acep sizin oralara :D

Nüket Şenyüz dedi ki...

Esracığım
Dün Gölcükte Gizemle çalıştım..
Kulakların çınladı mı?
:))

meleginmarifetleri dedi ki...

Esracım ne güzel bir yer oralar heralde ömrüm boyunca göremeyeceğim yerlerden birisi:(
sayende gitmiş kadar oluyorum çini anlartmaya devam et lütfen harika.
Ama yemekleri için aynı şeyleri söylemek zor bildiğim kadarıyla sie kolaylıklar diliyorum..
Sevgiler bay...

Betül KÖROĞLU dedi ki...

ESRACIM NERELERDESİN BU KADAR MERAKTA BIRAKMA BİZİ..UMARIM HERŞEY YOLUNDA GİDİYORDUR..

SEVGİLER

burcuboncuk dedi ki...

Esracığım yeni yazılarını merakla bekliyorum.
Öptüm canım.

feray dedi ki...

Merhaba Esra cım gezi yazılarını bayıla bayıla okuyordum epey araverdin merak ettim. İyimisin canım.sevgiler.

Cafe Nino dedi ki...

Esra bukadar mistik yer gezdikten sonra onlara katılıp inzivaya cekilmediysen lutfen ses verirmisin..

Adsız dedi ki...

ACEMI SEFIM NERDE KALDIIIIIIIINNNNNNNNNNNN !!!!!
SENI GERCEKTEN ANLAYABILIYORUM AMA YINEDE BIZLERI MERAKTA BIRAKMAAAAAAAAAA !!!!!!!! NERDEYSE BIR AY OLACAK !!!!!!!! YENI YAZILARINI MERAKLA BEKLIYORUUUUUMMMMM !!!

LEYLOS

buhsem dedi ki...

OP. DR. TEOMAN DOĞAN
ESTETİK PLASTİK CERRAHİ UZMANI
estetik,burun estetiği, göğüs estetiği, plastik cerrahi

Estetik cerrahi sohbetleri

“En muzur sorular”

Biliyorsunuz estetik cerrahi artık çok popüler oldu. Ayıplar kalktı, burun estetiği sonrası alçılı burunlar ile alışverişe çıkmak neredeyse “havalı”

oldu. Biz estetik cerrahlara da ilgi dorukta. Her ortamda köşelere çekilip soru yağmuruna tutuluyoruz. Lütfen yanlış anlaşılmasın, hiç şikâyetçi

değilim bu durumdan. İşte en hoşuma giden sorular ve bu sporular etrafında gelişen sohbetlerden bazıları: Estetik cerrahi, Estetik

* “Ben aslında estetiğe karşıyım” diye başlayan sorular, favorim. göğüs estetiği

Bazen, “Evet ben de karşıyım” diyorum (!)… estetik

* Eşimin haberi olmadan göğüslerime silikon taktırsam ne olur?” ya da “Şu yağları alsanız eşim anlar mı?” sorusu da zor bir soru.

“Anlamazsa eşinizi lütfen boşayın” demek en dürüst yaklaşım olur ama her zaman bu kadar açık sözlü olamıyor insan. estetik

* “Ben kaç yaşındayım sizce?” estetik

Bu cevap vermeyeceğim diye tövbe ettiğim bir sorudur Estetik. Eğer doğru söylersem büyük bir alınganlık

oluyor, hele ki fazla söylersem yandım. Ama tersi olur da genç bir yaş ağzımdan çıkarsa bu seferde işe yaramaz bir plastik cerrah olduğum

düşünülüyor. Gerçi bu gene de size küsülmesinden daha iyi. estetik

* “Çok genç gözüküyorsunuz, kaç yaşındasınız, kaç ameliyat yaptınız?” estetik

Kırkıma geliyorum estetik. Her on senede 10 kilo alıyorum ve artık sörf

yaparken bile yaşlandığımı hissediyorum. Oğlum baba “Başın niye kel ?” diyor. Ameliyatlar, kaç ameliyat yaptım ben de bilemiyorum Estetik Cerrahi. Binlerce. Bazen düşünüyorum, ne kadar çok ama ne kadar kadar çok insanı ameliyat ettim.

Depremden sonra bir tek günde irili ufaklı 12 ameliyat yapmıştım. Genç gözükmek yine de iyi bir şey. Bu sorudan memnunum.

* “Teomancım sence benim göbeğime estetik lazım mı?”

Uzun bir masa, bir akşam yemeği, gayet nezih bir restoran. Soruda bir sorun yok, sadece bir hanımın göbeğini burada açması ilgi çekiyor. Sanki

herkes bize bakıp beni tanıyor ve “cık cık” yapıyor gibi hissediyorum.

* “Sizde Burun estetiği var mı?

Yorum yok!

* “Amerika’dan mı geldiniz?”

Efendim ben bütün ihtisasımı burada, ülkemde yaptım, diplomalarımı hep buradan aldım. Sadece belli dönemlerde gittim Amerika’ya, iyi bulduğum büyük

hocaların yanına gittim, belli konuları özellikle öğrenmek için. Her seferinde de ülkeme geri geldim.

* “Eşinize estetik yaptınız mı?”

Hayır ihtiyacı yok.

* “Ben sizin anneniz olsam bana bu estetik ameliyatını önerir miydiniz?”

Evet önerirdim. Prensip olarak anneme önermeyeceğim hiç bir şeyi size de önermem. estetik

* “Hangi ünlüleri ameliyat ettiniz? N’olur söyleyin bakın aramızda kalacak”.

Bu genellikle röportaj sorusudur ve teyp ya da kamera basbayağı açıktır estetik. Cevabım da sabittir. “Ünlülerde insan, onların da hasta mahremiyetleri

var. Nasıl size söylerim? Sakın yanlış anlamayın aramızda kalacağına elbette eminim.” estetik

* “Hangi ünlüleri güzel buluyorsunuz, örneğin X in dudakları sizce altın oranlara uyuyor mu?” Estetik

Eyvah. Ben genellikle bu ünlüyü tanımıyor olurum. Muhtemelen ben ameliyattayken ünlenmiştir ve ben yine ameliyattayken çeşitli skandallar ve aşk

üçgenleri içerisinde ünü pekişmiştir. Hülya Koçyiğit, diyorum bu soruya Estetik.

Benim en çok beğendiğim ünlü o. Hele ki en eski filmlerinden birisini seyrederseniz bir insanın ne kadar güzel olabileceğine hayret edebilirsiniz.

Aynı şey Cüneyt Arkın’ın en erken filmleri için de geçerli. Gerçekten mükemmel! Estetik

* “Benim burnum ameliyatlı mı? Bakalım bilebilecek misiniz?” Estetik

Bu da tövbe ettiğim bir soru. Evet derseniz sizden nefret edilecektir, hayır cevabı ise listeden silinmenize neden olur.

* “Ben estetik burun estetiği yaptıracağım, kimi tavsiye edersiniz?”

Çok moral bozucu bir soru. Güvenilmemek, hatta yok farz edilmek çok zor. “Sizi Amerika’ da yanında çalıştığım hocam var ona yollayayım” diyorum,

“dünyanın en iyisidir”. Bu cevapla bir derece durum düzelebiliyor.

* “Bütün estetikli burunları ben anlıyorum, hepsi çok kötü”.

Peki ya anlayamadıklarınız da varsa? Belki çevrenizde ki birçok insanın burnu ameliyat edilmiş ama siz fark etmiyorsunuz.

* “Ben estetik botoksa karşıyım”. “Neden karşısınız? , “Çünkü maske gibi

yüzleri oluyor, hemen anlıyorum ben”.

Peki Estetik botokslu olduklarını nereden biliyorsunuz? Belki bu gördüğünüz ve

beğenmediğiniz yüz şeklinin botoks ile ilgisi yok, ki gerçekten de yok. Bana kızıyorlar. “Yok yok var, ben biliyorum, maske yüz oluyor” cevabını

alıyorum genellikle. Bu safhada bir şey söyleyemiyorum.

Mesleğimi çok seviyorum. Herhalde başka hiç bir işi bu hevesle yapamazdım ve estetik plastik cerrah olmasam kendimi eksik hissederdim. Sadece yaptığımız bu işin bilimsel temelleri

olduğunu ve gerçekten çok emek vererek bu yere gelebildiğimizi anlatamamak bazen zor oluyor. Ama bu da bizim işimizin bir parçası. Siz yine de bana

sormak istediğiniz her şeyi sorun estetik . Sorunuzun içten ve

gerçek olacağını biliyorum. Ameliyattan başımı ilk aldığım zaman sizi cevaplayacağım. teoman doğan

China Gunlugu dedi ki...

Cok guzel anlatmissiniz:)
Yemek kismini acemilige veriyorum, zamanla yaninizda yemek tasimaya basladiginizi tahmin ediyorum.
Ben de trende yemek zorunda kalmistim Cin pilavindan, bizim pilavimiza olan saygimin arttigini soyleyebilirim:)