Kekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Eylül 13

Çikolatalı Kek...


Bu yazımda aslında, profesyonel anlamda yaptığım ilk öğretmenlik denememin ürünlerine yer verecektim. Ama malesef derse makinemi götürmeyi unuttuğum için resimleme şansım olmadı. Önceki yazımda bahsetmiştim, buradaki bir restoranın çalışanlarına ders vermeye hazırlanıyordum. İlkini geçtiğimiz hafta perşembe günü gerçekleştirdim. Dersin konusunu restoran sahiplerinin dileklerine göre hazırlamıştım. Buna göre üç çeşit pasta kaplama kreması tarifi hazırlayıp, bu kremalarla temel dekorasyon tekniklerinden örnekler verdim. Öğrencilerim üç adet Çinli kızdı. Genel olarak diyebilirim ki Çinliler gerçekten çabuk öğreniyorlar. Sadece bir kaç sefer gösterdiğim halde uzun zamandır elleri alışkınmışçasına iyiydiler. Önce buttercream icing denilen tereyağı-shortening-pudra şekeri temeli olan kremayı yapıp, bir büyük çikolatalı pasta kapladık. Kaplama sırasında kolaylık sağlayacak bazı ipuçlarıyla beraber, temel olarak nasıl süslemelerle pastalarına görsellik katacaklarını çalıştık. Sonraki kaplama için krem peynirli kaplama tarifini yaptık. Bu tarifle de havuçlu kek kaplayıp üzerine sıkma tekniği ile yaprak ve havuçlar yaptık. Bir sonraki dersimizde ise şeker hamuru çalışacağız. Buradan pasta ve dekorasyonu dersi veren tüm arkadaşlarımın ellerini öpmek istiyorum. Topu topu üç saat ders vermeme rağmen pilim bitti. Bir de ya beceremezsem ya çuvallarsam korkumu hiç sormayın. :)



Aynı hafta bir gün, buradaki bir arkadaşımın, iki yaşını bitirecek oğluna doğum günü pastası hazırladık. Pastanın sadece resmini koyuyorum, tarifi yok; çünkü içini ben hazırlamadım. Kendisi elmalı bir kek yapıp üzerini kayısı reçeli ile kapladı. Şeker hamurunu ise ben hazırlayıp renklendirdim. Ertesi gün ise bir araya gelip beraberce arkadaşımın isteği doğrultusunda pastayı süsledik. (Resimdeki isim "Bela", aslında "Beyla" diye okunuyor.)




Henüz resimdeki tarife gelemedim ama, söyleyeceğim bir şey daha var, yarın bir başka arkadaşımın oğlu için pasta dekore edeceğim ve şeker hamuru kaplı kurabiyelerini yapacağım. Doğumgününün teması susam sokağı, kurabiyeleri ise Elmo şeklinde olacak. Tabii Elmo şekilli kurabiye kalıbı bulmamın imkanı olmadığı için kalıbı da kendim hazırladım. Blog dünyasını eskisi kadar takip edemediğim için görmemiş olabilirim, belki biliyorsunuzdur bile; çok basit bir teknikle kendi kurabiye kalıbımızı nasıl hazırlayacağımızı göstereceğim gelecek postta.
Şimdi gelelim bu içi hafif ıslak, çikolataya doyuran kekimizin tarifine.
Malzemeler: (Aşağıdaki miktarlar 20-22 cm. kalıp için. Ben bu miktarın iki katını kullanıp 25 cm. lik kalıpta pişirdim)

150 gr. tereyağı
200 gr. çikolata (bitter kuvertür kullandım)
1 su bardağından 1 parmak az toz şeker
2 iri yumurta
1/2 su bardağı yoğurt
1 su bardağından 1 parmak az un
1 paket şekerli vanilin


Yapılışı:
Tereyağı ve küçüp parçalara ayrılmış çikolatayı birlikte hafif ateşte eritelim. Erir erimez ateşten alalım, kaynamasın.
İster aynı kapta ister derin bir kaseye aktarıp orada şekeri ekleyelim. Şeker eriyinceye dek 5-6 dakika çırpalım. (Şekeri önceden ölçüp mutfak robotunda inceltebilirsiniz.) Şeker eriyip karışım ılınınca yumurtaları ekleyelim ve tekrar çırpalım. Yoğurdu ekleyelim. Unu ekleyip son olarak vanilyayı ekleyip tekrar iyice çırpalım. Yağlanmış ve unlanmış kek kalıbımıza karışımımızı boşaltalım. Önceden 175 dereceye ısıtılmış fırında pişirelim. Pişip pişmediğini anlamak için bir kürdanı kekinizin ortasına batırın, temiz çıkıyorsa olmuştur. (Fırınımızın kapağını ilk 20 dakika asla açmıyoruz)
Afiyet Olsun!

Not: Bu keki Dr. Oetker "Kaymak tadında krem şanti" ile servis ettim. Tadı gerçekten kaymağa benziyor. Aslında önceden yaptığım kabak tatlısı için hazırlamıştım. Şekil verilip buzlukta gayet güzel saklanabiliyor.

Pazar, Ağustos 9

Mermer Kek, Çin'de yeni bir dönem daha...


Herkese yeniden merhaba!
Sonunda "tilkinin dönüp dolaşıp gideceği yer" misali döndüm yuvama. Son derece yoğun geçen bir yaz tatili sonrasında, yine tanıdık dingin sularda olmak çok güzel olsa da, memleket hasreti sıfırdan başlamak üzere ufak ufak artacak, biliyorum. Kader sonrasında nereye yönlendirir, biraz daha "Çin" mi der, başka yer mi der yoksa memleketime mi yollar bilmiyorum ama şimdilik buradaki son seneme girmiş bulunmaktayım.
Son seneye girmiş olmaktan ziyade sanırım beni biraz geren şey bu sefer gelecek yaza kadar Türkiye'ye gitmeyecek olmam. Tabii ki sevdiklerime ve minicik yeğenime olan özlemim başka ama bir de Türkiye'den getirdiğim malzeme stoğumun bitmesi korkumu da hiçe sayamam. Üstelik aldığım şeylerin ağırlığı yüzünden ödediğimiz fazladan tonla para, ganimetlerimi daha da kıymetli kılıyor. Belki bu yıl tariflerimde biraz cimrilik edebilirim mazur görürseniz. Belki arası daha açık olabilir, ya da biraz daha az özel şeyler olabilir. Yine de sizlere ve paylaşmaya olan bağımlılığım sürecek umarım. Umarım diyorum çünkü bloglara olan erişim buradan tamamen kapalı. Üstelik malum arkadaşlık sitemiz Facebook da öyle. Ama yılmadım, gelir gelmez, günlerce yaptığım uğraş sonucu bir program edindim, bu program sayesinde sizlere ulaşabiliyorum şimdilik. Çin'liler bu programı da engellerse yapacak birşeyim kalmayacak Türkiye'ye dönene kadar.

Yazıyı uzatmak istemiyorum ama bir kaç kelime de buraya dair etmek isterim; mesela hava. Ben hayatımda böylesi bir sıcak ve rutubet görmedim. Geçtiğimiz sene babamın hastalığı nedeniyle yazı Türkiye'de geçirdiğim için hiç bu sıcağı yaşamamıştım. Ama şimdi pencereyi dahi açmaya korkutacak bir sıcak yaşıyorum. Markete gitmek bile başlıbaşına bir işkence. Sanki hava değil su soluyorum dışarı çıkınca. Nem oranı en az %75 oluyor, o da iyi günümüzdeysek. Normali %90. Sabah serinliği diye birşey yok, gecenin dördünde bile aynı nem ve sıcaklık oluyor. Çin'in geri kalanı tabii ki böyle değil, sadece yaşadığımız kentin coğrafi özellikleri buna sebep oluyor. Örneğin Shuozhou'da yaşayan arkadaşım Müjde, geçtiğimiz hafta başında iş yerine kazakla gittiğini söyleyerek beni şok etmişti. Yaz ortasında kışı da yaşatan şehirleri olduğuna göre bu Çin gerçekten alem bir yer.

Gelelim mermer kek'e, gelir gelmez ülkelerinden dönmüş olan arkadaşlarımla bağlantıya geçip üçünü burada yakalayınca bir ikramlık hazırlamak farz oldu. Ne zamandır yapmadığım bir kek olsun diye düşünüp biraz da nette araştırma yapınca karşıma hikayesiyle ilgimi çeken bu tarif çıktı. Biraz da kendi eklemelerimi kullanınca bu pastaneden alınmış hissini veren leziz kek çıktı ortaya.

Malzemeler:
200 gr. oda ısısında iyice yumuşayana kadar beklemiş tereyağı ya da margarin
2 su bardağı toz şeker (Ben 2,5 su bardağı pudra şekeri kullandım)
4 iri yumurta
1 su bardağı süt
1 çay kaşığı saf vanilya ya da 1 paket şekerli vanilin
2,5 su bardağı un
1 paket hamur kabartma tozu
3 çorba kaşığı kakao
Yarım kare paket sütlü çikolata-Benmari usulü eritilmiş
1/2 su bardağı hindistan cevizi rendesi
1/2 su bardağı ince çekilmiş fındık

Yapılışı:
Fırınımızı 180 dereceye ısıtalım. Yumuşamış yağı, şekerle birlikte 4-5 dakika çırpalım. Karışım krema kıvamına gelmeli. İçine teker teker yumurtaları kıralım, her seferinde karışıma yedirelim. Sütü ekleyelim. Un, kabartma tozu ve vanilyayı ekleyip iyice çırpalım. Karışımın 1/3'ü kadarını başka bir kaba aktaralım. Kalan beyaz hamura hindistan cevizi ve fındığı ekleyip karıştıralım. Ayırdığımız az hamura kakao ve erimiş çikolatayı ekleyip çırpalım. Yağlayıp unladığımız kek kalıbımıza her iki hamurdan parça parça döküp bir çatal yardımı ile hamurları birbirine sadece 2-3 hamle yaparak karıştıralım. Isınmış fırınımızda ilk 20 dakika kapağını açmamak kaydıyla yaklaşık 1 saat pişirelim. Kekimizin dağılmaması için soğumadan kesmeyelim.






Afiyet Olsun!

Perşembe, Nisan 10

Çin Çatısı Altında Yeni Banner'ım, Çikolata Şapkalı Kekler...



Bugünlerde kendimi yaşamımın olağanlığına kaptırdım gidiyorum. Acaba alıştım buraya mı demek oluyor bu? Sabah kalkıyorum, biraz toparlanma, biraz yatakta oğlumla sarmaş dolaş dakikalar, klasik kahvaltılıklarımızla (çok şükür) kahvaltı, ardından markete gidip alışveriş yapmak... Artık bakışlar umrumda değil, "ben de sizler gibi yaşamımı sürdürmeye çalışıyorum" diyorum içimden. Filanca reyondaki tavuk ayaklarına bakmıyorum bile artık. Varsın dursunlar orada, zorla yedirilmediği sürece bana ne zararları var ki? Sonra belki bir arkadaş uğrayıp sabah kahvesini bende yudumluyor ya da ben gidiyorum, daha sonra yemek yapma faslı, biraz msn'den aileyle özlem giderme ve akşam yemeğinde eşimle sohbet... Bazen oğlumu biraz uzaktaki bir alışveriş merkezinin çocuk oyun alanına götürüyorum, ben de biraz gezme imkanı buluyorum. Bir çok yerdeki görevliler beni tanıdılar bile, kibarca halimi hatrımı dahi soruyorlar. Hem neden alışmayayım ki? Yağan yağmur bile aynı, gece doğan ay, sevdiklerimle beraber baktığım aynı ay.

Kimi zaman üstte yazdığım kadar iyimser olamasam da genelde ucundan buralı oldum sayılır. Hatta bazen Çinliler'le konuşurken aynı onların yaptıkları gibi sesler de katıyorum cümlelerimin peşinde; "ha ha hao hao!" diye. (Bunun belli bir anlamı yok, bazen 15 tane "ha" diyorlar peşpeşe, sanki güler gibi, oldu, tamam demek gibi bir şey.) Pek yakında gözlerim kısılır, sadece pilav tarifi yayınlamaya başlarsam da şaşırmayın.

Konuyu banner'ım bağlamaya çalıştığımı farkettiniz çoktan, artık Çin çatısı altındaki Acemi Şef'im ben. (Banner tasarımı için günlerce mızmızlığımı ve nazımı çeken sevgili Evren'ciğimin ellerine sağlık, çok teşekkür ediyorum kendisine tekrar, sağolsun vazgeçilmezim inci küpelerimi bile koydurttum :) ) Türkiye'ye dönünce Çin esintisinin halçaresine bakacağız ama şimdilik bu şekilde yola devam edeceğim. Bir de artık verdiğim tarifler eğer Çinliler'e aitse başlığa koymak yerine alta ufak bir not düşeceğim, çünkü her başlıkta habire birbirine çarpan bardak sesi gibi "çan" "çin" yazmaktan sıkıldım :)

Tarifimi damla çikolata haricinde temel bir kek hamuru olarak alıp, istediğiniz malzeme ile tek bir kalıpta da pişirebilirsiniz, eminim ağızda dağılan lezzeti ve hiç bayatlamayan hali çok hoşunuza gidecek.

Malzemeler:
100 gr. Pudra şekeri (1 su bardağından 1 parmak eksik)
110 gr. erimiş tereyağı (oda ısısında yumuşamış)
2 büyük yumurta
3 yumurta sarısı
1 su bardağı un
2 tepeleme çay kaşığı hamur kabartma tozu
Yarım su bardağı süt
2 tepeleme çorba kaşığı süt tozu(elinizde yoksa yerine aynı miktarda un koyabilirsiniz)
1 paket şekerli vanilin
Arzuya bağlı damla çikolata
Süslemek için çikolata parçaları

Yapılışı:

Tereyeğı ve pudra şekeri birlikte şeker eriyene dek çırpılır. İçine bütün yumurtalar ve yumurta sarıları eklenir tekrar 2-3 dakika çırpılır. İçine süt eklenir. Un, süttozu, kabartma tozu ve vanilya eklenir. İster muffin kalıplarının yarısından az fazla kadarını dolduracak şekilde, (bu miktar hamurla 7 büyük muffin elde ettim) ister kek kalıbına dökülür. Arzu edilirse içine una bulanmış damla çikolatalar eklenip karıştırılır. (Ben una bulamadığım için dibe çöktüler, unlamadan iç malzemesi katmamanızı tavsiye ederim) 160 dereceye önceden ısıtılmış fırında 30 dakika kadar pişirilir. Kekler pişince fırın sadece üst kısımdan ısı verecek şekile döndürülür, her bir kekin üzerine birer-ikişer çikolata parçaları koyulur. Kekler fırına tekrar sürülüp, yarım dakika kadar (ya da kontrol edin hemen eriyecekler) erimeleri sağlanır. Fırın kapatılır, keklerin üzerindeki eriyen çikolatalar bir tatlı kaşığı yardımı ile keke hafifçe yayılır. Üzerilerine istediğiniz süsleme malzemesini serpebilirsiniz.



Afiyet Olsun!

Not: Çin tariflerinden uyarlanmıştır.

Pazartesi, Mart 31

Davet Menüsü, Marshmellow'dan Şeker Hamuru, Elmalı Pay



Biliyorum bu hafta pek uzun bir ara verdim. Eşimin şehir dışına gitmesi gerekiyordu ve "yeter artık yalnız kaldığımız" nidalarıyla ben ve oğlum da peşine takıldık. Daha önce bahsettiğim gibi biz Çin'in yeni gelişen bir şehrinde yaşıyoruz. Gittiğimiz şehir ise Çin'in başkenti Pekin'di. Orada elime rehber kitapçığını alıp, gidilebilecek yerleri seçip (tabii 2 yaşındaki yaramaz bir çocukla) elimden geldiğince kimi zaman yürüyerek kimi zaman taksiye atlayıp gezmeye çalıştım, alışveriş yaptım. Ünlü yasak şehire gittim, ilk alandan geri döndüm o ayrı. Sağolsun oğlum uçan tekmeleri ve kanında varolan küçük Osmanlı'lığın naralarıyla beni spot ışıklarının altındaymışım gibi hissettirince, oradan uçarcasına kaçtım ama azimliyim, bir gün Çin Seddi'yle beraber özgürce de gezebilmeyi umuyorum.

Geçen haftadan beri davet menümü bekliyorsunuz biliyorum, biraz da özür anlamında bu postta bolca resim ve tarif olsun dedim. Aslında bu pek beğeni toplayan hatta evlere götürülen elmalı payları sonraki post'un başlığı yapayım demiştim ama bu da bana ceza olsun. Elimde başka hiçbir tarif de kalmadı, öğrencilik yıllarımdaki gibi ödevimi hep son güne bırakmış hissim var içimde. Belki sonraki denememi yine Çin tariflerinden biriyle yaparım. Hem "Philadelphia" krem peyniri de bulmuşum, kim tutar artık beni?

Bu pastanın kaplaması için ilk defa Ayşe'nin sitesinde rastlayıp koca bir "yaşasın!" çektiğim marshmellow'lu şeker hamurunu yapıp kullandım. Şimdi diyorum ki keşke buraya gelirken kilo kilo glikoz ve jelatin tozu stoklamasaymışım. Gerçekten hazır şeker hamurundan farksız ve mis kokulu bir hamur elde ettim. Yalnız ben beyaz renkte marsmellow bulamadığım için hamurum mecburen pembe ve türevleri oldu, o konudaki araştırmalarım sürüyor. Tarif için lütfen tıklayın.

Pastamın pandispanyasını 2 gün önceden yapıp streçle sardım. Dolapta beklettim. Kalıbım 25 cm'likti.

Malzemeler
6 yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
1,5 su bardağı un
1 paket şekerli vanilin
1 paket hamur kabartma tozu
50 gr. eritilmiş tereyağı
Bir çimdik tuz

Yumurtaların aklarını ve sarılarını dikkatlice iki kaba ayırın. Akları tuzla beraber köpük köpük olana dek çırpın. İçine azar azar toz şekeri ilave ederek çırpmaya devam edin. Tüm şeker eklendikten sonra karışım pürüzsüz ve koyu bir hale gelinceye kadar çırpmaya devam edin. Şekerler eriyince (ben karışımı iki parmağım arasında ovalıyorum elime pütür gelmezse çırpmayı bitiriyorum) içine yumurta sarılarını ekleyin ve karışıma çırparak yedirin. Unla beraber kabartma tozu ve vanilyayı eleyerek karışıma katın ve mikserin en düşük devrinde karışıma dikkatlice yedirin. Son olarak yağı ekleyip çırptıktan sonra yağlanmış kalıbınıza döküp önceden ısıtılmış 175 derecedeki fırınınızda pişirin. (Fırının kapağını ilk 20 dakika açmayın)

Krema için (Tarif Leman Cılızoğlu'ndan)
3 yumurta
1 çay bardağı un
1 su bardağından 1 parmak eksik toz şeker
2 su bardağı süt
Yarım limon kabuğu rendesi
1 paket şekerli vanilin ya da yarımçay kaşığı silme saf vanilya

Süt, vanilya ve limon kabuğu rendesi hariç tüm malzemeyi bir tencereye koyun, sütü azar azar ilave edip topak olmamasına gayret ederek karıştırın. Ateşe koyup koyulaşana dek karıştırarak pişirin. Kaynayınca 1 dakika fokurdamasına izin verin. Altını kapatıp vanilya ve limon kabuğu rendesini ekleyip karıştırın. Kremanızı ara ara karıştırarak üzerinin kaymak tutmasına izin vermeden soğutun. İyice ılınınca üzerini kapatıp dolaba kaldırabilirsiniz. Pastada kullanmadan önce mikserle tekrar çıprmayı unutmayın.

Pandispanyamızın bombe yapan kısmını tırtıklı bir bıçakla keserek düzlüyoruz. Artan parçaları krema için bariyer yapmakta kullanacağız. Kekimizi 3 kata ayırıyoruz. Üst kısımdan kalan kekleri elimizle ufalayıp bir kaseye dolduruyoruz, içine 2-3 çorba kaşığı hazırladığımız kremadan koyup hamur yapar gibi yoğuruyoruz. Hazırladığımız hamuru eşit iki parçaya ayırıyoruz, bir parçasını kullanarak uzunca yuvarlıyoruz. Pandispanyamızın ilk katının dışına çember şeklinde çerçeve yapıyoruz. bu sayede kremamız pastamızdan taşmayacak. Bu yöntemi blog dostlarımdan Zümrüt'te görmüştüm, kendisine de çok teşekkür ediyorum bu harika fikir için.



Yaptığımız çerçevenin içini, hazırladığımız kremanın üçte biri ile doldurup içine arzu ettiğimiz meyve veya dolgu malzemelerinden birini koyuyoruz. Ben pastamın ilk katında çilek, ikinci katında muz parçaları kullandım. Daha sonra kalan hamurdan ikinci çerçeveyi yapıp ikinci kata da sıralıyoruz. Tekrar krema ve meyve ile doldurduğumuz pastamızın üzerini kapatıp etrafını kalan krema ile iyice sıvıyoruz.



Pastamızı en az 3-4 saat dolapta beklettikten sonra hazırladığımız şeker hamuru ile kaplıyoruz.



Uygun büyüklükte açtıımız hamurumuzu, düzgünce pastamıza giydirip fazlalıkları bir rulo kesme aracıyla alıyoruz.



Kestiğimiz parçadan uzunca bir kurdele kesiyoruz ve pastanın alt kısmına çok az su sürerek yapıştırıyoruz. Ben süslemesinde "cımbız" denilen bir aleti kullandım. İlk defa kullandığım için de pek düzgün olmadı malesef. Yine pastanın üst kısmını da bu alet ile çepeçevre olmak üzere şekillendirmeye çalıştım.



Pastamın süslemesi için pek fazla alternatif düşünemedim renklerim kısıtlı olunca; sadece iki renkten güller ve şekiller hazırladım. Gülleri az bir hamurun üzerine batırdım, kalan şekilleri ise dağınık bir şekilde pastama yerleştirdim. Güllerin arasına birkaç aksesuar yerleştirerek daha ferah bir görüntü yakalamaya çalıştım.




Hemen yeni arkadaşlarımın pastamı nasıl bulduklarını anlatmak istiyorum; öncelikle hepsi şok oldu, daha önce böyle bir pasta görmediklerini dile getirdiler ve beni tebrik ettiler. Bir bilseler ki Türk hanımları daha neler yapıyor, bu pasta onlarınkinin yanında çirkin kalıyor; hayretleri iki katına çıkardı eminim. Kimisi pastanın resmini çekti, kimisi bu işi profesyonelce mi yapıyorum diye sordu, kimisi ders vermemi istedi. Bu işi profesyonelce yapmadığımı ama bir çok arkadaşım ve sevdiklerim için bolca bu tarz pastalar yaptığımı ifade ettim. İsteyen olursa yapabileceğimi de ekledim ;)

Menüdeki bir başka şaşırtıcı tadımız "kısır"dı, herkes en az 2 sefer daha aldı ve bin tane de soruya maruz kaldım. "İçinde ne var", "bu kuskus mu", "domates tadı var ama domates yok" gibi. Aslında ben kısırın içine marul koymam ama elimde dereotu olmadığı için(burada yok) yeşillik gözüme az geldi. Bir de bulgurun bir buğday türevi olduğunu ama kuskusun makarna türevi olduğunu ve ikisinin farklı olduğunu anlatamadım, zira buradaki ve yabancı ülkelerdeki kuskus aynı bulgura benziyor. Araya bunun geleneksel bir Türk yiyeceği olduğunu da sıkıştırdım, Yunanlılar'ın da bizim pek çok lezzetimizin üzerine yattığından da dem vurmayı unutmadım. Sonuç olarak çok beğendiler ve ben de çok sevindim.



Diğer bir salata da makarna salatasıydı, içinde mısır, havuç, bezelye ve bolca turşu vardı. Makarna salatası da severek tüketildi.



Yine misafirlerimin ayıla bayıla yedikleri bir başka tat da Cafe Fernando'nun çikolatalı brownie'siydi. Bu tarif benim favorim ve en can kurtarılması gereken zamanlarda koz olarak kullanıyorum. Bu seferki brownie'yi iki kat malzeme ve yarım kilo çikolata ile hazırladım. Üzerini çekilmiş antep fıstığı ile süsledim. Sonuç olarak evlerine kocalarına ve diğer çocuklarına da götürdüler.



Menüdeki tuzlu çeşit ihtiyacı için son anda Saliha'da gördüğüm "tereyağlı poğaçaları" denemeye karar verdim. Poğaçaları bir gece önceden hazırlayıp şekillendirdim, tepsiye dizip yumurta sarılarını susamlarını serptim. Ertesi gün pişirdim ve sonuç harikaydı. Bir sonraki güne bir tane bile kalmamıştı.





Menüdeki son çeşitim ise "elmalı pay" dı. Günün en çok konuşulan tatlarındandı elmalı pay. Daha önce yemediklerine inanamıyorum çünkü her zaman çok klasik bir tariftir elmalı turta veya pay. Hamurunun mayalı olup olmadığı ise en büyük merak konusuydu. Yine evlerine giderken birer ikişer alınıp götürüldü. Bu arada herkese herkese bolca plastik kabımı dağıtmak zorunda kaldım inşallah hepsini geri alabilirim ;) Bu tarifi sonraki yazıma saklıyordum ama bir an önce paylaşmak istedim. Tarif yine Leman Cılızoğlu'ndan uyarlama ve kesinlikle garantili bir sonuç.

Malzemeler
3 adet elma-rendelenmiş
1 tatlı kaşığı dolusu tarçın
1 çorba kaşığı toz şeker
3 çorba kaşığı yoğurt
3 su bardağı un
250 gr. tereyağı
Yarım limon suyu
1 paket hamur kabartma tozu
4 tepeleme çorba kaşığı pudra şekeri
Yarım su bardağı iri çekilmiş ceviz

Elmaları bir tavaya koyun, üzerine toz şekeri serpin. Tarçın ve cevizi ekleyip karıştırın. Elmalar suyunu salıp çekene kadar pişirin. En fazla 15-20 dakika sürecek bir işlem bu. Daha sonra iç malzemenizi soğumaya bırakın.

Un, oda ısısında biraz yumuşamış yağ, kabartma tozu, limon suyu, pudra şekeri ve yoğurdu bir kaba koyup ele yapışmayan bir hamur yapın. Hamuru buzdolabında 10-15 dakika dinlendirin. Daha sonra yarım cm. kalınlığında açıp geniş ağızlı bir bardak ya da kalıpla yuvarlaklar kesin, bir kenarlarına soğumuş elmalı içi koyun. Yarım ay şeklinde hamuru bastırarak kapatın. 180 derecedeki önceden ısıtılmış fırında üzerleri pembeleşene dek pişirin. Bir kabın içine bolca pudra şekeri koyun, kabın içinde tek tek her yerlerini pudra şekerine bulayın, servis tabağınıza alın.



Afiyet Olsun!

Pazartesi, Mart 17

Çizgili-Meyveli Kek...



Acaba habire Çin tarifi veriyor olmamdan dolayı sıkıldınız mı? Eğer sıkıldınızsa bu tarif tamamen de Çin tarifi sayılmaz diyerek gönül rahatlığıyla yazayım o zaman :) Çünkü dışı onlara içi tamamen bana ait bir tarif bu. Teknik, pasta kitabımdan alıntı. Orjinal tarifte kekin kendisi sadeydi ve rulo hale getirilmişti. Bense evdekilerin biraz daha zengin aromalı ve daha faydalı bir kekten yararlanmasını istedim. Özellikle de boğazından gram meyve veya meyve suyu geçirmeyen oğlum için. Siz yine de bu tekniği, dışı çizgili rulo pastalar yapmak için kullanabilirsiniz; tabii sade pandispanya tarifi ile. Bu şekilde sunumu çok hoş oluyor kekin. Eğer isterseniz kekiniz piştikten sonra benim gibi kareler kesmek yerine, kalp bir kalıpla da şekil verebilirsiniz.

Malzemeler-Alt kısımdaki kakaolu çizgiler için
20 gr. eritilmiş tereyağı
3 silme çorba kaşığı pudra şekeri
3 silme çorba kaşığı un
2 silme çorba kaşığı kakao
2 yumurta akı
Yarım çay kaşığından biraz az hamur kabartma tozu
(Miktarlar yaklaşık 22*34 cmlik kalıp içindir, büyük fırın tepsisi için iki katı malzeme gerekiyor)

Eritilmiş tereyağına kakaoyu, şekeri katıp çırpalım. Un ve kabartma tozunu ekleyelim ve çırpalım. Katıca bir karışım olacak. İçine yumurta aklarını ilave edip mikserle 2-3 dakika kadar çırpalım. Yağlı kağıt serilmiş tepsimize karışımı dökelim. Önce spatula ile tüm karışımı eşit şekilde yayalım. Ardından kenarı tırtıklı plastikle yağlı kağıt üzerinde, elimizi hafif yatay tutarak önce boyuna çizgiler, ardından da dalgalar çizelim. Siz de istediğiniz gibi oynayabilirsiniz görüntü ile. Eğer elinizde bu aparat yoksa, dezenfekte edip kaynattığınız bir plastik tarağı da kullanabilirsiniz.



Hazırladığımız şekli korumak için kısa süreliğine buzdolabına kaldıralım. Bu sırada kekin diğer katını hazırlayalım.

Üst kat malzemeleri:
1 adet rendelenmiş elma
1 adet rendelenmiş sert armut
2 çorba kaşığı damla çikolata
1 su bardağı ceviz (irice parçalanmış)
1 silme tatlı kaşığı tarçın
2 su bardağı un
5 yumurta akı
3 yumurta sarısı
1 çay bardağı sıvı yağ
1 paket hamur kabartma tozu
1 paket şekerli vanilin
1 tepeleme su bardağı toz şeker (elmanız ekşiyse yarım su bardağı daha ilave edebilirsiniz)

Fırınımızı 170 dereceye ayarlayalım. Yumurta aklarını mikserle 2 dakika çırpalım, içine toz şekerimizi ve vanilyamızı ilave edelim. Karışım kabarıp, şeker eriyene dek çırpalım. İçine yumurta sarılarını ve yağı ilave edip tekrar çırpalım.



Rendelediğimiz meyvelerin suyunu süzgeç yardımıyla süzelim, biraz sıkalım. Rende meyveler, ceviz, damla çikolata ve tarçını hamura katalım, mikserin düşük devriyle çırpalım. Daha sonra un ve kabartma tozunu beraber ilave edelim ve yine mikserin en düşük devri ile un ancak karışana dek çırpalım. Dolaptan çıkardığımız tepsimize hamurumuzu yayalım. Gerekirse spatula ile eşit şekilde düzeltelim. Önceden ısıttığımız fırınımızda üzeri kızarana kadar pişirelim. (Bir bıçak yardımı ile pişip pişmediğini kontrol edebilirsiniz) Kekimizi ters çevirip soğumaya bırakalım. İyice soğuduktan sonra dikkatlice ve yavaş yavaş yağlı kağıdı sıyıralım. Kenar kısımlarda biraz çizgi kaybı olabilir, onları benim gibi kesip daha sonra kullanmak üzere saklayabilirsiniz.



Afiyet Olsun!