Şeker Hamurlu Pastalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şeker Hamurlu Pastalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Ocak 7

Son Pastalar...

Elimin boş durmaya niyeti yok aslında, hala pasta yapıyorum ama artık eskisi kadar sık değil malesef. Arada resmini çekmediğim pastalarım bile olmuş nasılsa bloga koymuyorum diye ama üzüldüm de arşiv tutmadığıma. İnşallah bu bloglar hiç silinmez de, torun torba ilerde açıp bakarlar nineleri neler yapmış :) Acemişef'in pasını sileyim dedim, hepinize sevgilerimi yolluyorum.



Pazartesi, Nisan 26

Oğlum 4 yaşında, Şangay'da yeni bir sayfa...


Uzun bir aradan sonra merhaba hepinize. Ara ara girebildiğim kadarıyla blogumda hala yorumlarınızı görmekten dolayı çok mutluyum. Sizleri çok özledim ama yapacak o kadar çok işim vardı ki... Belki hatırında kalanlarınız olmuştur, bu senenin bizim Çin'deki son yılımız olması gerekiyordu. Ama şartlar farklı gelişti ve en az üç yıl daha buradayız gibi görünüyor. Sizlerle haberleşemediğim süre boyunca taşınma hazırlıkları yaptım. Artık Wuhan'da değil Şangay'da devam ediyoruz maceramıza. Şangay'a yerleşeli sadece iki hafta oldu. Bir kaç ay öncesinden ev bakmaya başlamıştık, sonunda bize uygun bir yer bulduk ve nihayet taşınma işlerimizi bitirdik.

Burası eski yaşadığımız şehirden çok daha farklı. Sanki Çin'de değil bir Avrupa ülkesinde gibiyiz. Etrafımızda çok fazla yabancı var tabii oldukça fazla sayıda Türk de. Gelmeden önce bir e-mail grubu sayesinde çok hoş insanlarla tanışmıştım. Gelir gelmez de buluştum. Dün ise 23 Nisan dolayısı ile hazırlanan bir aktiviteye katıldık. Bu sayede pek çok da Türk'le tanışma fırsatı buldum. Şimdiden kendimi buradaki yaşama ayak uydurmuş kabul ediyorum ama eski arkadaşlarımı da çok özlüyorum. Aslında şehir değişikliği yapmak, ülke değişikliği yapmaktan daha kolay. Üstelik bir sonraki gittiğiniz yerin eski şehrinizden daha fazlası varsa o zaman daha bile kolay oluyor. Burada Türkiye'de olan hemen herşeyden var. Bu da yemek pişirmeyi hobi edinen benim gibiler için bulunmaz bir nimet.

Yine de tüm olumlu yanlarına rağmen burası bize hala çok yabancı. Wuhan'da pek çok anımızı, arkadaşımızı bıraktık. En zoru oğlumuz için oldu, geride kalan arkadaşlarını çok özlüyor, onları dilinden düşürmüyor. Yenilerine de alışacağı zaman gelecek ama sonunda yine ayrılmak zorunda kalacağız. Expat hayatı gerçekten kolay değil. Yeni bir yer, alışma devresi ve derken ayrılık. Bakalım üç yıl sonra neler olacak, zaman ne gösterecek...

Geçen süre zarfında buralarda pek yoktum ama mutfağım tam yol çalıştı. Özellikle de eski şehrimizden ayrılmadan önce oğluma erken bir doğumgünü ve veda partisi düzenledik okulunda. Bu seneki temamız Tren Thomas'tı. Pasta malesef taşınma telaşım nedeniyle istediğim gibi olmadı, figürlerde de zorlandım gerçekten. Ama oğlumun pastasını görünceki sevinci yeterdi doğrusu. Bugün O'nun gerçek doğumgünü, blogumda yer vermeye o kadar alıştım ki, yine arşivleyip sizlerle paylaşmadan duramadım olanca yoğunluğumda.

Bu pastanın içi için yeni bir pandispanya denedim, yiyenler bayıldı. Pandispanyanın tarifini yanlış hatırlamıyorsam "allrecipes.com"dan almıştım ama linki bulamıyorum şimdi. Bu tarifi yapıp öylece de yiyebilirsiniz, tarifte hiç çikolata kullanılmamasına rağmen oldukça yoğun bir çikolata tadı alıyorsunuz. Pandispanyayı 1-2 gün önceden yapmanız halinde de traşlamaya da çok uygun oluyor. Pastanın kreması için de çikolatalı ganaj hazırladım.

Pandispanya için malzemeler (İki katlı bir pasta için 1,5 ölçü hazırladım, aşağıdaki ölçüler tek bir pasta için)

2 kap kaynar su (cup ya da 1 su bardağına göre ölçebilirsiniz)
1 kap kakao
2+3/4 kap un
1 paket kabartma tozu
1/2 çay kaşığı tuz
200 gr. yumuşak tereyağı
2+1/4 kap toz şeker
4 yumurta
1 paket şekerli vanilin

Yapılışı
  • Fırınımızı 175 dereceye ısıtalım. 22-23 cm'lik kalıbımızı yağlayalım. Bir kapta kaynar suyu kakao ile karıştıralım, topak olmamasına dikkat edelim. Karışımı iyice ılınana dek bekletelim. Bir başka kapta un, tuz ve kabartma tozunu karıştıralım.
  • Büyükçe bir başka kapta tereyağı ve toz şekeri krema haline gelene dek 4-5 dakika çırpalım. Yumurtaları tek tek ekleyelim, her bir yumurtayı karışıma iyice yedirelim. Şekerli vanilini ekleyip sırasıyla biraz unlu biraz kakaolu karışımı ekleyerek her iki karışımı sırayla karışıma yedirelim.
  • Karışımı kalıbımıza döküp ısınmış fırınımızda pişirelim. (Fırınınızın kapağını ilk 20-30 dakika sakın açmayın)



Pazar, Eylül 13

Çikolatalı Kek...


Bu yazımda aslında, profesyonel anlamda yaptığım ilk öğretmenlik denememin ürünlerine yer verecektim. Ama malesef derse makinemi götürmeyi unuttuğum için resimleme şansım olmadı. Önceki yazımda bahsetmiştim, buradaki bir restoranın çalışanlarına ders vermeye hazırlanıyordum. İlkini geçtiğimiz hafta perşembe günü gerçekleştirdim. Dersin konusunu restoran sahiplerinin dileklerine göre hazırlamıştım. Buna göre üç çeşit pasta kaplama kreması tarifi hazırlayıp, bu kremalarla temel dekorasyon tekniklerinden örnekler verdim. Öğrencilerim üç adet Çinli kızdı. Genel olarak diyebilirim ki Çinliler gerçekten çabuk öğreniyorlar. Sadece bir kaç sefer gösterdiğim halde uzun zamandır elleri alışkınmışçasına iyiydiler. Önce buttercream icing denilen tereyağı-shortening-pudra şekeri temeli olan kremayı yapıp, bir büyük çikolatalı pasta kapladık. Kaplama sırasında kolaylık sağlayacak bazı ipuçlarıyla beraber, temel olarak nasıl süslemelerle pastalarına görsellik katacaklarını çalıştık. Sonraki kaplama için krem peynirli kaplama tarifini yaptık. Bu tarifle de havuçlu kek kaplayıp üzerine sıkma tekniği ile yaprak ve havuçlar yaptık. Bir sonraki dersimizde ise şeker hamuru çalışacağız. Buradan pasta ve dekorasyonu dersi veren tüm arkadaşlarımın ellerini öpmek istiyorum. Topu topu üç saat ders vermeme rağmen pilim bitti. Bir de ya beceremezsem ya çuvallarsam korkumu hiç sormayın. :)



Aynı hafta bir gün, buradaki bir arkadaşımın, iki yaşını bitirecek oğluna doğum günü pastası hazırladık. Pastanın sadece resmini koyuyorum, tarifi yok; çünkü içini ben hazırlamadım. Kendisi elmalı bir kek yapıp üzerini kayısı reçeli ile kapladı. Şeker hamurunu ise ben hazırlayıp renklendirdim. Ertesi gün ise bir araya gelip beraberce arkadaşımın isteği doğrultusunda pastayı süsledik. (Resimdeki isim "Bela", aslında "Beyla" diye okunuyor.)




Henüz resimdeki tarife gelemedim ama, söyleyeceğim bir şey daha var, yarın bir başka arkadaşımın oğlu için pasta dekore edeceğim ve şeker hamuru kaplı kurabiyelerini yapacağım. Doğumgününün teması susam sokağı, kurabiyeleri ise Elmo şeklinde olacak. Tabii Elmo şekilli kurabiye kalıbı bulmamın imkanı olmadığı için kalıbı da kendim hazırladım. Blog dünyasını eskisi kadar takip edemediğim için görmemiş olabilirim, belki biliyorsunuzdur bile; çok basit bir teknikle kendi kurabiye kalıbımızı nasıl hazırlayacağımızı göstereceğim gelecek postta.
Şimdi gelelim bu içi hafif ıslak, çikolataya doyuran kekimizin tarifine.
Malzemeler: (Aşağıdaki miktarlar 20-22 cm. kalıp için. Ben bu miktarın iki katını kullanıp 25 cm. lik kalıpta pişirdim)

150 gr. tereyağı
200 gr. çikolata (bitter kuvertür kullandım)
1 su bardağından 1 parmak az toz şeker
2 iri yumurta
1/2 su bardağı yoğurt
1 su bardağından 1 parmak az un
1 paket şekerli vanilin


Yapılışı:
Tereyağı ve küçüp parçalara ayrılmış çikolatayı birlikte hafif ateşte eritelim. Erir erimez ateşten alalım, kaynamasın.
İster aynı kapta ister derin bir kaseye aktarıp orada şekeri ekleyelim. Şeker eriyinceye dek 5-6 dakika çırpalım. (Şekeri önceden ölçüp mutfak robotunda inceltebilirsiniz.) Şeker eriyip karışım ılınınca yumurtaları ekleyelim ve tekrar çırpalım. Yoğurdu ekleyelim. Unu ekleyip son olarak vanilyayı ekleyip tekrar iyice çırpalım. Yağlanmış ve unlanmış kek kalıbımıza karışımımızı boşaltalım. Önceden 175 dereceye ısıtılmış fırında pişirelim. Pişip pişmediğini anlamak için bir kürdanı kekinizin ortasına batırın, temiz çıkıyorsa olmuştur. (Fırınımızın kapağını ilk 20 dakika asla açmıyoruz)
Afiyet Olsun!

Not: Bu keki Dr. Oetker "Kaymak tadında krem şanti" ile servis ettim. Tadı gerçekten kaymağa benziyor. Aslında önceden yaptığım kabak tatlısı için hazırlamıştım. Şekil verilip buzlukta gayet güzel saklanabiliyor.

Pazartesi, Nisan 27

Vahşi Doğa Pastası, Biricik Oğlum 3 Yaşında...


Zaman ne çabuk geçiyor, daha dün gibi ikinci yaşını kutladığımız. Gün gelecek bir de bakmışım koca adam olmuş. Düşünmek bile istemiyorum aslında tüm bunları, şimdi rahatça her istediğimde sıkıştırıp öpebiliyorken az bir zaman sonra "anne yapmaaa..!" nidaları yükselecek çünkü :)

Bugün post'a pek bir şey yazasım yok, çok yorgun hissediyorum, bunda grip oluyor olmamın da etkisi olabilir. Bir de şeker hamurlu pasta yapmak başlı başına çok yorucu geliyor artık, arşive şöyle bir baktım da tam bir yıldır şeker hamurlu pasta yapmamışım. Bu seneki pasta benim için yorucu oldu, model için elimde bulunan Görgülü pastanesi kataloğundan yararlanarak, bir pastanın aynını yaptım. Muhtemelen onlar da ünlü bir pastacıdan esinlemiş olmalılar.

Pastamızın içinde muz, antep fıstığı ve damla çikolata ile bitter çikolatalı ganaj vardı.Pandispanya tarifi Ruki'den uyarlama, ölçüleri 25 cm'lik kalıp için 1,5 katı olarak yaptım.

Malzemeler:
6 yumurta-Beyaz ve sarıları dikkatlice ayrılacak
225 gr. toz şeker
2 paket şekerli vanilin
1 su bardağı un
1 su bardağı mısır nişastası
3 çorba kaşığı kakao
1 paket kabartma tozu

Fırınımızı 175 dereceye ısıtalım. Yumurtanın beyazlarını bir çimdik tuz ile kar gibi beyaz olana dek 2-3 dakika kadar çırpalım. İçine toz şekerin yarısını ekleyelim, şekerler eriyene dek 5-6 dakika daha çırpalım. Yumurta sarılarını ayrı bir kapta, kalan toz şeker ile şekerler eriyip, karışım kremamsı bir kıvam alana dek çırpalım. Sarıları beyazlara ekleyelim ve mikserin en düşük hızında ancak birbirlerine karışana dek karıştıralım. Un, kakao, nişasta, vanilya ve kabartma tozunu bir kuru kaba birlikte eleyelim. Elediğimiz karışımı yumurtalara azar azar ekleyerek yavaşça çırpalım. Tüm malzeme bitene dek bu işlemi yapalım. Yağlanmış kalıbımıza karışımı boşaltıp üzerini spatula ile düzleyelim. Isınmış fırınımızda 30-40 dakika kadar pişirelim. (İlk 20 dakika fırın kapağı açılmamalıdır) Kekinizin üzeri iyice kızarınca bir kürdan yardımı ile pişip pişmediğini kontrol edebilirsiniz. Kürdanı batırıp çıkarınca temiz çıkıyorsa pişmiştir. Pişmiş kekimizi fırınımızdan alıp kalıbın kenarlarından bıçak geçelim. Kalıptan dikkatlice çıkarıp ızgara telinin üzerine ters çevirip iyice soğumaya bırakalım. Soğuyan kekinizi streç filme sarıp buzdolabında 2-3 gün bekletebilirsiniz, ben öyle yaptım.

Krema için malzemeler:

600 gr. krema

450 gr. bitter kuvertür (çikolata)

Çikolatalarımızı önce küçük parçalara ayıralım sonra parti parti rondoda kıyalım. Bir tencereye kremamızı koyup içine çikolataları ekleyelim. Ocağın altını yakıp kısık ateşe oturtalım. Sık sık karıştırarak çikolataların erimesini sağlayalım. Çikolatalar tamamen eriyince ateşten alıp bir başka kaba koyalım. Önce oda ısısına gelmesini bekleyelim sonra ağzını kapatıp buzdolabına kaldıralım. Pastayı yapacağımız zaman çıkarıp mikserle katılaşana dek çırpalım. Çok fazla çırpmamaya dikkat edelim zira yağından ayrılabilir.

Pandispanyamızı üç kata ayıralım, bir kenarına olmak üzere her bir kata resimdeki gibi kürdan saplayalım ki krema sürdükten sonra keki aynı yerlere denk getirerek kapatabilelim. Her katı sütle ıslatıp krema sürelim, istediğimiz malzeme ile içine ek yapalım. Ben ilk kata muz ve antep fıstığı, ikinci kata muz ve damla çikolata koydum. Kekimizin en üstünü de kalan krema ile sıvayıp kapatalım. Bu şekilde bir gece dolapta bekleyen pastanın hem tadı oturacak hem de kaplama için krema sert bir hale gelecektir.

Pastayı kaplamak ve süslemek için 1,5 kiloya yakın marshmellow'lu şeker hamuru hazırladım. Figürler için az az miktarda hamurları renklendirdim. Su efekti için 1 yumurta akı ve 1 su bardağına yakın pudra şekerini beraber çırpıp royal icing hazırladım. Az miktar mavi gıda boyası ile renklendirdim. Çimen görüntüsü için pastanın üst kısmına fırça ile ince bir şekilde bal sürüp antep fıstıklarını serperek yapıştırdım. Aşağıda pastanın yapım aşamalarının detaylı resimlerini bulabilirsiniz.










Cuma, Mayıs 2

Bebeğim büyümüş de 2 yaşında kocaman bir delikanlı olmuş...



Size sıcak bir ağustos gününden yazıyorum şimdi. Sanki zamanda ileriye doğru az bir süre yolculuk yaptım da, aradaki ayları atlayıverip geldim ağustosa konuverdim. Çin'in kendi içinde meşhur "Wuhan" sıcağıyla tanıştık istemeden de olsa. İncecik giyinmek işe yaramıyor, derimi söküp atasım var sıcaktan, ama ne yaptım ettim, kıpırdamak istemeyen kendimi şöyle bir dürtüp, oğlumun pastasını yapmaya koyuldum yine de. Temamın buzlar diyarı kutuplar olması bile yetmedi serinlememe. Pastayı güç bela bitirdim klimalar eşliğinde ama, gördüğünüz fotoyu 10 saniye içinde çekmek zorunda kaldım. Dolaba koyarken üzerinde su zerrecikleri oluşmuştu bile. Acaba ne günah işledim de bu cehennem gibi yere düştüm ben? Peki daha da önemlisi, asıl ağustos ayında ne yapacağım ben?

Buranın insanı alışmış anladığım kadarıyla. Şimdi anlıyorum market vs. reyonlarında, neden kışın değil de, baharda şemsiye çeşitlerinin yer almaya başladığını. Son iki haftadır sokaklar şemsiyeli kadınlarla dolmaya başladı. Bunun birinci sebebini biliyorum, Çinli kadınlar bronzlaşmaktan en az fare görmekten korkar gibi korkuyorlar. Çinliler'e göre beyazlık, asaletin ve zenginliğin simgesi. Öyle ya, tarlada çalışan köylülerin hem çalışıp hem şemsiye tutmak gibi bir lüksleri yok, onlar otomatikman kararıyorlar. Böylece tarlada çalışanla, çalışmaya ihtiyacı olmayanın farkı belli oluyor hemen. Geçmişlerinden gelen bu korku, bu daha az kentleşmiş şehirde de aynen devam ediyor. Bana da bu kokoş şemsiyeli hanımları gülümseyerek(sırıtarak) izlemek kalıyor. Bazen de gözlüğümü çıkarıp, yüzümü güneşe dönüyorum içime çekmek istercesine, biliyorum dehşete kapılıyorlar benim adıma :) Bir de doğuştan koyuca renkte doğmuşlar için tüm bilindik bilinmedik, pahalı-pahasız kozmetik markaları "beyazlatıcılı" kremler, losyonlar, el kremleri hatta maskeler üretmişler. Yazın buraya kömür karası döndüğümde ne olacak çok merak ediyorum, hatta şimdiden hayal edip kıkır kıkır gülüyorum kendi kendime :)

Laf yine alakasız yerlere gitti, konuya döneyim; bu pastayı yapmak için kayınvalidemin gelişini bekledim biliyorsunuz. Kendisi sağsalim "çekik gözlüler diyarı"na ulaştı. Şimdi evim bir değil on kişi gelmişçesine doldu. Oğlum ise aylardır -çoğunlukla- süre gelen yalnızlığına veda etti. İçim rahat, planladığım kutlamayı da bugün yaptık hep beraber. Menümüzde sadece pasta vardı, biraz da abur cubur. Benim için önemli olan geriye baktığımda oğlumun ikinci yaşını kutladığımızı belgelemekti. Yapamasaydım çok üzülürdüm. Umarım seneye daha kalabalık, çeşidi bol bir menüyle karşınızda olurum. Haa bu arada erik meselesi ne oldu acaba diyorsanız, lütfen yazının sonundaki resme bir gözatın ;)

Bu pastanın pandispanya tarifini Ruki'den aldım ama ölçülere sadık kalamadım. Tadı inanılmaz güzeldi fakat bana kalırsa biraz daha brownie kıvamında bir kek oldu. Hatta bu kek çeşitli şekillerde traşlanıp, krema koymadan bile kullanabilir. Ben yine de yoğun çikolata tadını azaltmak için krem şanti hazırlayıp ara katları ve sıvamasını da bununla yaptım. Fakat kekin dokusu çok sık ve ağır olduğu için bir katı paramparça oldu. Parçalanan katı bir yap-boz gibi birleştirip orta kat olarak kullandım. Neticede keserken veya yerken sorun olmadı ama düzeltene kadar ömrümden ömür gitti :)

Yine de bu keki tek başına bile tadına doyamadan yiyebilirsiniz, pasta yapmanız şart değil, bu benim hayatımda yediğim en nefis çikolatalı kekti.

Malzemeler:

Yarım su bardağı kakao
2 su bardağı un
Bir çimdik tuz
150 gr. bitter çikolata
150 gr. tereyağı
4 yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
1 portakal kabuğu rendesi
1 su bardağı süt-İçine bir yemek kaşığı limon suyu koyup 10 dk. bekletin
1 tatlı kaşığı kabartma tozu
1 paket şekerli vanilin

Tereyağı ve bitter çikolataları birlikte benmari usulü eritelim, bir kenarda soğumaya alalım. Kakao, un ve kabarma tozunu birlikte bir kaba birlikte eleyelim. Bir başka kapta yumurta, şeker ve portakal kabuğu rendesini şeker eriyene kadar en az 7-8 dakika çırpalım. İçine yağlı-çikolatalı karışımı ekleyelim ve tekrar çırpalım. Limonlu sütü de karşıma ekleyip çırptıktan sonra unlu karışımı azar azar ekleyip sadece karışacak kadar çırpalım. 23 cm'lik kalıbımıza dökelim ve 175 dereceye önceden ısıtılmış fırınımızda yaklaşık 45 dk pişirelim.
Ara katları için 2 paket krem şantiyi 1,5 su bardağı sütle çırpalım. Kekimizi iyice soğuduktan sorna 3 kata ayırıp, krema ile dolduralım.

Pastamın Pingu ve en yakın dostu olan fok balığı karakterlerini oluşturabilmek için Lorraine'in yaptığı Pingu'lu bir pastadan ve Çin youtube'u olan youku'daki bir pingu filminden yararlandım. Sonuç olarak oğlum ekranda görüp bayıldığı Pingu'yu sonunda ele geçirmenin hazzını yaşadı.



Aşağıda pastamın diğer yapım aşamalarını inceleyebilirsiniz.