Krema Kaplı Pastalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Krema Kaplı Pastalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı, Mart 27

Diş Buğdayı Pastası



Pastamız kızımın diş buğdayı partisinden. Neredeyse 10 aylık ve 6 dişi çıkmış olmasına rağmen ancak bu kutlamayı yapabildim. Aslında bu kutlama için şeker hamuru ile süsleyeceğim koca bir diş yapmayı planlıyordum ama kremalı pastaya doyma arzum ağır bastı. Günün anlam ve önemini vurgulaması açısından yine de diş figürü kullanmaya karar verince ortaya bu basit ama sevimli görüntü çıktı. Dişleri yapması çok kolay. Benmari usulü erittiğim beyaz çikolatayı, yağlı kağıttan hazırladığım krema sıkma poşetine koydum ve ucunu 0,9 kalem ucu kadar kestim. Bir yağlı kağıda bol bol diş çizip, kağıdı ters çevirdim ve bir tepsiye bant ile sabitledim. Dişlerin önce dış çizgilerini çizdim, sonra da içlerini tamamen doldurdum. Donması için dondurucuya koydum. Dişler hazır olunca gıda kalemi ile göz ve ağız çizdim. Sonra da gördüğünüz gibi pastamın üzerine yerleştirdim.






Keki için kakaolu kek ve çikolatalı ganaj kullandım. Ara meyvesi için de frambuaz tercih ettim. Diş buğdayı hazırlarken, buğday haşlandıktan sonra içine şeker ve çeşitli meyve, fındık fıstık, bonibon gibi şeyler eklenip servis ediliyor ama ben hazır aşureden aşure yapıp üzerini süsledim.

Cuma, Aralık 16

Cupcake'ten Yılbaşı Ağacı Pastası...

Blog'a en son neredeyse 1 yıl önce yazmışım. Bu süre zarfında minik bir kızım oldu. Şimdi 6 aylık kendileri. Büyütmüş olmanın da verdiği rahatlıkla ve hala sizlerden yorumlar alıyor olmanın verdiği cesaretle devam mı etsem diye düşünüyorum açıkçası. Ben bir başlayayım, belki gerisi gelir.

Bu pastayı (muffin mi desem bilemedim) oğlumun sınıfı için hazırladım geçen gün. Malum böyle ev harici yerlerde pasta kesmek dağıtmak bir eziyet. Ben de hem süslü hem de dağıtması kolay olsun diye düşünüp nette gezindim. Bu tarz pasta pek çok kez yapılmış ama bizim bloglarda rastlayamadım ya da bulamadım. Yılbaşı yaklaşırken belki bir fikir olur sizlere de.

Malzemeler:
Kişi sayısı kadar muffin
2 paket krem şanti+1,5 su bardağı soğuk süt
Çikolatalı rulo kat ya da çikolatalı herhangi bir çubuk kraker veya bisküvi
Gıda boyası
Yenilebilir şekerler, jelibon, bonibon vs..

Öncelikle istediğimiz herhangi bir kek tarifiyle muffinlerimizi pişiriyoruz. Ben yaklaşık 30 kadar pişirdim ve 20 tanesini kullandım. Herhangi bir 4 yumurtalı kek tarifinden kolaylıkla bu kadar sayıda kek çıkarabilirsiniz. Pişirdiğimiz kekleri bir ağaç şekli oluşturacak şekilde servis tepsimize diziyoruz.


Koyuca hazırladığımız kremadan biraz ayırıp, geri kalanını yeşil renk ile renklendiriyoruz. Bir sıkma poşetine doldurup, keklerimizin üzerini taşırmadan dolduruyoruz.



Üzerlerini doldurduğumuz keklerin üzerindeki krem şantiyi bir çay kaşığı yardımı ile birbirine bulayarak yaklaştırıyoruz. Merak etmeyin, aşağı düşmüyorlar.


Üzeri tamamen bütünleşmiş kremaya çatal yardımı ile aşağı doğru tarar gibi nazikçe şekil veriyoruz.
Ayırdığımız beyaz krem şantiyi bir sıkma poşetine doldurup yıldız uç kullanıyoruz. Ağacımızı dilediğimiz gibi süslüyoruz.


Alttaki son iki muffini de kalan krema ile kaplıyoruz.

Beyaz kısma çikolatalı çubuklarımızdan ağacın alt kısmını oluşturuyoruz. Kalan yeşil krema ile ağacın sap kısmını ağaca bütünleştiriyoruz.

Şimdi üzerini dilediğiniz gibi süsleyebilirsiniz.

Eğer muffinler çocuklar içinse, her bir muffine, eş miktarda süs koymanızı öneririm, zira kavga çıkabilir :)

Pazar, Ekim 11

Kurabiye Kalıbı Yapımı, Elmo Pasta


Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba hepinize. Arayı bu kadar açmamdaki sebep malesef bu sefer tembelliğim değil. Çin'de ben blogger'a girmek için her yeni yöntem bulduğumda bir sonraki gün artık onun da iptal edilmiş olduğunu görüyorum. Hükümet dur durak bilmiyor yasaklar konusunda. Kendi vatandaşlarını kontrol altında tutabilmek adına elinden geleni ardlarına koymuyorlar. Dışarıdan pek haber almadıkları gibi içeriden de dışarı, kendilerini küçük düşürecek herhangi bir haber, fotoğraf vs. çıkmaması için pek çok web sitesini kapatıyorlar. Bunun için yasakladıkları web siteleri o kadar çok ki. Yasaklamalardan kaçınıp istediğim sitelere girmek için google'da program araması yaptığımda, yasaklı kelimeleri içeren (facebook, proxy, gizli sörf gibi) siteleri de açamıyorum. Bazen çalışan bir program bulup güç bela kurduğumda, öteki gün o da çalışmaz oluyor. Yasakları kontrol altında tutabilmek için sayısız hacker işe aldıklarını okuyorum bazı yerlerde. Bu konu hakkında burada bizim gibi yaşayan yabancılar da çok şikayetçiler ama yapacak bir şey yok. Kurunun yanında bizler de yaş olarak yanıyoruz. Hiç bir mantığa sığmayan bu cahilliği şiddetle kınıyorum.

Tarif yayınlayamamanın sıkıntısı bir yana, bir de sizlerin bloglarına ulaşamamanın getirdiği sıkıntı vardı burada benim için. Denemek istediğim aklımda kalan tariflere de ulaşamaz oldum böylelikle. Artık yetti dediğim yerde, bulduğum bir programa para ödeyerek yasaklı sitelere girmenin yolunu buldum sonunda. Aylık belli bir ücret karşılığı artık yasak yok benim için. Yine de hala tedirginim, her an bu bulduğum yönteme de engelleme gelebilir. Bu nedenle yıllık üye olmak yerine aylık üye olmayı tercih ettim. Böylece daha az param yanmış olur, ne yapayım?

Bu postu hazırlayalı aylar olmuştu aslında, hatta sizlere veda etmiştim bir önceki yazımda ama, o paragrafı olduğu gibi sildim. Yine aralıklı da olsa devam edeceğim; tabii program işe yaradığı sürece. Bir de neler yaptınız bu süre zarfında onları gezeceğim. Hatta şimdi üstte yeni sekmeler halinde onlarca sayfa açık, pek çok tarifi not almak üzere belirledim bile. Blogumdan ümidimi kesmiş olduğum için, bugüne değin yaptığım hemen hiç bir şeyi fotoğraflamamıştım. Şimdi öyle yaptığıma çok pişmanım. Bu şekilde bir çözümü neden daha önce bulmadım diye hayıflanıyorum şimdi. Şimdi tekrar adım adım başlayacağım silbaştan, arada deneyip beğendiğim yemek tariflerini tekrar ara ara hazırlayıp sizlere sunacağım inşallah.

Önceki postta söz vermiştim, kendi kurabiye kalıbımızı nasıl yapacağımızı gösterecektim. Resimdeki pasta, arkadaşımın oğlunun doğumgünü teması için hazırlandı. Pasta kısmını ben değil bir pastane yaptı, süslemem için de bana getirdi. Pasta beyaz çikolatalı krema, vişne ve beyaz kekten oluşuyordu. Üzeri kremayla sıvandıktan sonraki kısmını ben ele aldım. İnternetten bulduğum elmo resmini büyütüp çıktı aldım, ağız, göz ve burun kısımlarını oyup pastaya yerleştirdim. Bir kürdan yardımı ile etrafını çizerek doldurmam gereken yerleri belirledim. hazırladığım krem şantiyi renklendirerek sıkma ucu taktığım sıkma poşetlerini kullanarak resmi düzgünce doldurmaya çalıştım. Pastanın temasına ek olarak arkadaşım kurabiye istemişti. Uygun kalıp olmadığı için bir teneke konservenin kapağını düzgünce açtım, boşaltıp güzelce yıkadım. Çeşitli penselerle, konservenin ağzını elmo şekline uygun olarak bükerek kalıbı tamamladım. Bu yöntem gerçekten çok basit. Hata yapıp konserveyi yamultsanız bile düzeltme ya da yenisini yapma şansınız var. Aşağıda pasta ve kurabiyelerin yapım-süsleme aşamalarının resimlerini bulabilirsiniz.









Pazar, Şubat 15

Kafesli Pasta...


Aslında bu pastayı sevgililer gününde koymayı planlamıştım ama sonra, buradaki sevgililer günü aktivitelerini gözlemledikten sonra yazmanın daha iyi olacağına karar verdim. Geçen yıl hiçbir şey yapmayıp, vaktimizi evde geçirdiğimiz için, Çin'deki sevgililer günü adetlerinden bihaberdim ama bu sene gözlemleme şansı elde ettim. Örneğin günler öncesinden marketlerin ve oyuncakçıların reyonlarını bolca ayıcık, bilumum kalpli ıvır zıvırla doldurmaya başladılar. Çiçekçiler paket paket çiçek ve süsleme gereçleri stok yaptılar. Onun haricinde ne gibi aktiviteler vardı bilemiyorum; çünkü etrafta asılı ilanların ya da restoran tanıtımlarının ne dediğini anlayacak kadar henüz karakter öğrenemedim.


Tabii hepimizin bildiği gibi çiçeksiz sevgililer günü ticareti düşünülemez. Hele ki konu ticaretin ana merkezi Çin'de geçiyorsa. Sadece yaşadığım şehre mi özel yoksa tüm Çin'de de öyle mi bilmiyorum ama; burada çiçek buketleri çok farklı dizayn ediliyor. Çiçekçide çalışanlar, büyük bir sabır gösterip, her bir tür çiçeği tek tek paketliyorlar, sonra da paketlenmiş çiçekleri bir sünger üzerine saplayıp, kucaklara sığmayan bir "dev" meydana getiriyorlar. Buketlerin etrafını kat kat kumaşlarla sarıp, çiçeklerin üzerinde buldukları her boşluğa birer fiyonk ya da gümüş teller serpiyorlar. Çok şükür bu zerafet abidelerinden(!) iki adet de benim payıma düştü, sevinçliyim, gururluyum.(Senede bir kez alınca, böyle yedi düvele duyurası geliyor insanın tabii :) )

Aslında çok önemsediğim sanılmasın sevgililer gününü, seven sevilen her zaman birbirini hatırlayıp güzel jestler yapmalı. Sadece bir güne indirgemek bana göre haksızlık. Günün anlam ve önemine istinaden olmasa da bir yemeğe çıktık dün gece. Gittiğimiz restorandaki son iki rezervasyonsuz masadan birini kapıverdik. Her masada sevgililerin "hanım" kısmı için bırakılmış kırmızı güller, kalp desenli kağıda basılmış özel menüler ve camlarda pembe kalp şeklinde balonlar vardı. Yalnız, bu kadar uğraşılmış ambiyansa rağmen nasıl olup da ortalıktaki piyanoya bir piyanist oturtmadıklarını ya da kısık da olsa romantik bir müzik koymadıklarına epey şaşırdım. Ama burası Çin, masa varsa sandalye yoktur, sandalye bulursunuz yemek bulamazsınız; orası apayrı bir konu.

Restorana giderken yol boyunca gözlerimi dört açıp etrafta kucağı çiçekli kadın ya da erkekleri yakalamaya çalıştım, çok da başarılı oldum. Kucağındaki çiçekten önünü göremeyip tökezlemesi an meselesi olan pek çok insan gördüm. Biraz daha işlek bir caddede veya alışveriş merkezinde olsaydım, boyu kendisinden büyük oyuncak ayıcıkları kucaklamışları da görürdüm eminim. Zira sevgililer günü olmasa da burada gezmeye çıktığınızda, kucağı bu sevimli ayıcıklarla dolu pek çok çekik gözlü hanım kızımızı görebilirsiniz. Her ne kadar pek alakalı görünmese de mutlaka belirtmek istediğim bir gözlemim daha var, buradaki erkekler karılarının ya da kız arkadaşlarının çantalarını taşımak zorundalar. Tabii zorundalık kısmı benim fikrim, çünkü hiç bir erkek zorunda kalmadıkça cart kırmızı renkte rugan bir çanta taşımaz herhalde. Bu gözlemimi ilk farkedip de eşime söylediğimde bana inanmamıştı ama şimdi benimle bebarer gördükçe onlarla dalga geçiyor. Ne diyeyim, genel Avrupa kültürüne ters pek çok kabalıklarını görsem de, demek ki içlerinde bir yerlerde centilmenlik de var.

Pastamın tarifini detaylı olarak vermeyeceğim, zira iç kreması beni çok üzdü. Yaptığım pastacı kreması çok sıvı oldu her nedense, dışını koyuca hazırladığım krem şanti ile kaplarken ancak durumu toparlayabildim. Tadı yiyenlerce beğenilse de bir dahakine kesin sonuçlu bir krema tarifi ile karşınızda olmayı umuyorum. Pandispanyamı her zamanki gibi ilk sipariş pastamdakinden hazırladım. İçi için damla çikolata ve dondurulmuş frambuaz kullandım.

Pastamın süsleme tekniğine gelince, önce beyaz ve bitter kuverturlerden plastik çikolata hazırlayıp gülleri oluşturdum. Hazırladığım gülleri, eriyip şekillerini kaybetmemeleri için dolapta sakladım.

Üst kafes için yağlı kağıda kurşun kalemle, pandispanyayı pişirdiğim çemberle kalıp çıkardım ve kağıdı ters çevirerek tezgaha bantladım. Yuvarlak ve dar uçlu bir sıkma duyu taktığım sıkma poşetine, erittiğim 50 gr. kadar bitter çikolatayı doldurdum. Yağlı kağıda, çemberin dışına çok fazla çıkmamak kaydıyla önce yatay sonra onlara dikey çizgiler sıktım. Dışarda yarım saat kadar beklettikten sonra dikkatlice bir büyük tabağa yerleştirip sabaha kadar donması için dolaba kaldırdım. Ertesi gün, rendelediğim çikolata yongaları ile kapladığım pastamın üzerine yerleştirip, hazırladığım güller ile süsledim. Aşağıda pastamın yapım aşamalarına bir göz atabilirsiniz.








Herkese, ummadıkları kadar sevgi dolu bir yıl diliyorum...

Salı, Ocak 6

Başlık Yok, Boşluk Var...



Yarım saat kadar önce günlerdir uğramadığım "Acemişef" mail adresime bir göz atayım dedim. Sevgili Zümrüt'ten gelen bir mail sayesinde nicedir uğramadığım sayfama geldim sonra. Bir de online kaç kişi var kısmındaki "14" rakamını görünce içim bir hoş oldu. Hala sabırla girip bakmanız o kadar içime dokundu ve aynı zamanda mutlu etti ki bir anda bir şeyler yazma ihtiyacı hissettim. Sevgili kim olduklarını bilmediğim "14" kişi, yeniden yazma isteğimi uyandırdığınız için müteşekkirim size. Zümrütcüğüm, ayrıca teşekkürlerimi sunacağım sana da az sonra.

Sayfama gelip benimle acımı paylaşan hepinize sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Acılar paylaştıkça azalıyor, her ne kadar artan özlem olsa da. Zaman öyle çabuk akıp gidiyor ki, her saniyemi aklımda tutmaya çalışmama rağmen, bakıyorum elimden çoktan kaymış gitmiş. Çin'e döneli henüz iki gün oldu. Bu sefer yanımda iki haftalığına annemi de getirdim. Önümüzdeki haftasonu ise kızkardeşim geliyor eşiyle. İnşallah bebeklerini kucaklarına almadan önce biraz gezdirmek istiyorum onları. Ardından yeniden telaşe başlatacağım kendime. Birşeylerle meşgul olunca düşüncelerimi dağıtmak, içinde bulunduğum boşluktan çıkmak daha kolay oluyor. Bu meşguliyetimin arasına blogumu da katacağım inşallah.

Bu yazımı da boş boş yollamayayım dedim kendi kendime, o nedenle babamı kaybetmeden üç gün önce yaptığım, eşimin doğum günü pastasını ekliyorum. Belki daha sonra ayrıntılı yapılışını da paylaşırım.

Yokluğumda beni boş bırakmayan, gerek yorum gerek mailleriyle desteğini ve özlemini sunan dostlarım, çok sağolun.

Görüşmek dileğiyle,
Esra

Cuma, Haziran 13

Pastada "Ebru Sanatı" Denemeleri ve Veda...



Uzun bir aradan sonra tekrar sizlerle olmak çok güzel... Biliyorsunuz nedense üzerime çöken ve adını koyamadığım rehavetimin sonucu epey bir ara vermiştim yazılarıma. Son günlerde bu rehavetin adını kafamda yavaş yavaş şekillendiriyorum. Sanki beynimde bir odada, oda dolusu fikir ve yapılacak şey var ama hepsi de aynı anda çıkmaya çalıştıkları için kapıya sıkışıp beni de rahatsız ediyorlar. O nedenle hepsini teker teker yoluna koymaya karar verdim. Öncelikle belirsiz bir süre blogum ile ilgilenemeyeceğimi üzülerek haber vermek istiyorum. Yaklaşan Türkiye yolculuğumun ardından kısmetse tekrar buraya döndüğümde beni çok kalabalık günler bekliyor olacak. Bunlardan ilki ve en önemlisi Çin'de bir dil okuluna gitmek. Evde aldığım Çince dersleri ne yazık ki beni tatmin etmiyor. Beynim öğrenme açlığına doymuyor. Bu nedenle ikinci bir aktivitem de beni bekliyor olacak: Pasta Okulu. Burada örgün eğitim veren, sonucunda sertifika alabileceğim bir pasta okuluna başlayacağım. Ön görüşmemi yapıp okulumu çoktan gezip ayarladım bile. Yaptıkları inanılmaz teknikleri öğreneceğim için çok heyecanlıyım, Onlar da ilk defa yabancı bir öğrenciyi aralarında görecekleri için çok heyecanlılar.

Ardından oturduğum sitedeki arkadaşlarım benden kurs almak için bekliyor olacaklar. Yapabilirsem kurabiye ve pasta eğitimi vermek istiyorum, şimdiden gönüllüleri beynimi aşındırıyorlar bile.

Bir diğer hayalim Türkiye'ye dönünce bir yağlıboya sergisi açmak. Türkiye'deyken bu konuda eğitim almış ve kendi çapımda resim yapar olmuştum. Eğer vakit bulur ve başarabilirsem kendi gözümden buradaki doğa ve yaşamı resmetmeyi umuyorum.

İşte bu oda dolusu işler beni bekliyorken, bloguma nasıl devam edeceğim konusunda en ufak bir fikrim yok. Sadece bu ülkede geçirdiğim zamanı, en iyi verim alabileceğim şekilde doldurmaya çalışıyorum. Sizlerle olmak, sizlerin yorumlarında saklı o büyük desteği alabilmek, dostluğu hissedebilmek herşeye değerdi, belki de farkında bile olmadan benim buraya adapte olmamı sağlayan en önemli unsurlardan oldunuz. Bu desteği kaybetmeye hiç mi hiç niyetim yok, bu nedenle yine de arada kendimden haberler vermeye çalışacağım.

Bu konuların haricinde rutin yaşamım devam ediyor. Arkadaşlarla görüşüyoruz, birlikte biryerlere gidip gezip alışveriş yapıyoruz, kimi zaman da birbirimizin evlerinde toplanıyoruz. Geçtiğimiz hafta verilen bir kahvaltı davetine eli boş gitmek istemedim, o nedenle bir pasta hazırladım. Pastamı nasıl süsleyeceğim konusunda kararsız kaldım, çünkü burası dayanılmaz sıcak. Öyle ki pasta için hazırladığım ganaj, dolaptan çıkarır çıkarmaz yumuşayıveriyordu. Bu nedenle şeker hamuruyla kaplamaktan vazgeçip, en azından çok soğukta bekletip erimeden teslim edebilirim umuduyla krema kaplamaya karar verdim.

Buradaki arkadaş grubumuz çok uluslu olduğu ve kendi adıma Türkiye'yi ve kültürümüzü bir nevi temsil ettiğim için, pastamda küçük bir Türk sanatına örnek vermek istedim. Baştan olup olmayacağından hiç emin değildim, hayatımda Ebru Sanatı çalışmadım ya da çalışılırken de bizzat görmedim. Bu nedenle öncelikle küçük bir kasede erittiğim çikolata üzerinde denedim. Her ne kadar gerçeğinin güzelliğini yansıtmasının imkanı olmasa da, ucundan köşesinden fikir sahibi olsunlar diye, yine de deneyip göstermeye karar verdim.

Ebru Sanatının nasıl yapıldığını daha önce Tv programlarında izlemişsinizdir sizler de. Ustaları yaparken her ne kadar kolay görünüyorduysa da sadece ufacık bir aşamasında bile çok zorlandım. Geleneksel Ebru motiflerinden olan laleyi, yapmak üzere kendime model seçtim. Yapımı için ise bu siteden yararlandım.

Eğer siz de denemek isterseniz yapacağınız şey, beyaz çikolatayı eritmek ve dilediğiniz gıda boyası ile renklendirmek. Tabii çikolatanız soğuyup katılaşmadan motifleri hızlıca yapıp şekillendirmelisiniz de. Pastamı yine son zamanlarda sıkça kullandığım kakaolu pandispanya ve 400 gr. Krema ve 300 gr. bitter çikolatayı beraber eritip, soğutup çırptığım ganaj ile hazırladım. Ganajın yarısından biraz azını pastamın üzerini kaplamak üzere erittikten hemen sonra ayırdım. Pastamı hazırlayıp çırpılmış ganaj ile kapladım, üzerine oda sıcaklığında beklettiğim ganajı düzgünce döküp, üstünün heryerinin kaplanmasını sağladım.

Daha sonra renklendirdiğim beyaz çikolatalar ile ebru motiflerini hazırlayıp donmaları için buzdolabına kaldırdım. Son olarak pastamın kenarlarını rendelediğim bitter çikolata ile düzgünce kapladım.

Aşağıda pastanın yapım aşamalarına bir göz atabilirsiniz. (Pastayı götürüp masaya koyduğumda gerçekten de bu şekilleri nasıl yaptığımı sordular, bu sayede öz sanatlarımızdan birinden bahsetme fırsatını da bulabilmiş oldum.)







Umarım ayrılığın süresini fazla uzatmadan tekrar aranızda olabilirim...
Her şey gönlünüzce olsun.
Sevgilerimle,
Esra