Afiyet Olsun!
Pazartesi, Ağustos 31
Ramazan Pidesi...
Afiyet Olsun!
Pazar, Ağustos 9
Mermer Kek, Çin'de yeni bir dönem daha...
Cuma, Temmuz 24
Geleneksel Un Kurabiyesi
Bu arada tatilim bitmek üzere, Çin'e dönüşüme bir hafta kaldı bugünden itibaren. Oraya gittikten sonra sizlerle iletişimim korkarım kesilmiş olacak blogger'a olan kısıtlama nedeniyle. Sizlerle yeni bir adresten görüşmeye başlayacağımı sanıyorum. O zamana dek görüşmek dileğiyle...
Tereyağlı Un kurabiyeleri
Tarif kayınvalidemin, bu kurabiyeleri de bizzat kendisi yaptı. Un kurabiyesi bizde çok yapılır. İkramlarımızın vazgeçilmez tatlısıdır. Şekli her zaman "s"şeklinde yapılır. Yerken ağızda dağılan ve yemeye doyulmayan kurabiyelerin sırrı şöyle:
1 su bardağı tereyağı (Eritip suyu buharlaştıktan sonra ölçülecek. Örneğin 250 gr. tereyağından 200 gr kadar yağ kalıyor suyu buharlaştıktan sonra. Bunun için tereyağı katı haldeyken 1,5 su bardağı kadar ölçülüp öyle eritilmeli )
1 su bardağı pudra şekeri
4-5 su bardağı un*
Fırın 165 dereceye ısıtılacak.
Yapılışı:
Perşembe, Mayıs 21
Yaz geldi, ara zamanı...
Önümüzdeki günlerde iki şehirlik Çin turu yapacağız ve Çin'in en güzel doğalı mekanlarından birine gideceğiz. Link veremiyorum, kullanılamıyor çünkü; ama "Guilin" diye google'ın görseller kısmında araştırma yaparsanız nasıl bir yer olduğu hakkında fikriniz olabilir. Türkiye'ye gittiğimde umarım oradan sizlerle paylaşma imkanı bulurum.Oradan dönüşte üç gün sonra kısmetse Türkiye'ye dönüyorum, şimdiden deli gibi heyecan sardı, eşimsiz ilk yolculuk denemem olacak bu benim. Umarım sorunsuz bir şekilde halledebilirim.
Son günlerde neler yaptığımı da paylaşmak istiyorum sizinle. Mesela diyetimin ne durumda olduğunu. Sevgili Mehtap sağolsun, toplamda 3 kilo vererek amacıma ulaştım ama en güzeli sizlerle bir sır paylaşacağım. Ömrüm boyunca düz bir karın hayali kurdum. Denemediğim yöntem kalmadı bunun için. Bundan bir kaç yıl önce internetten bir kitap sipariş etmiştim ama çok az bir denemeden sonra fırlatıp bir kenara atmıştım. 3 haftadır bu kitabı yeniden uygulamaya başladım ve karnımda 9 cm.lik bir incelme oldu, belim ise 8 cm. daha ince. Bu kitap bir mucize, aynen yazarın söylediği gibi bir kaç haftada karnım dümdüz oldu. Bu kitabı size tavsiye etmekten çekinmiyorum, bilinen doğruların aksine, karnım hiç acımadan, günde sadece iki sefer olmak üzere 15 dakikayla başardım bunu. Kitabın adı: "Düz bir karına sahip olmak" yazarı ise "Odile Payri". Google'da araştırın, bulacaksınız. Üstelik fiyatı 10 ytl'den az.
Biliyorum ortaya karışık bir yazı oldu bu, bu aralar yaptıklarımdan da örnek vermek isterim, örneğin Dilekciğim'in su böreğini yaptım ve öyle güzel anlatmıştı ki sayesinde su böreği delisi eşimden tam not aldım. Link veremiyorum demiştim, adresi şu: incisi.blogspot.com.
Sonra bir gün lahmacun denemek istedim, o da harika oldu, bu tarif de Salihacığım'dan, adresi ise şu: binbircesni.blogspot.com/ Her iki arkadaşıma da garantili tarifleri için teşekkürü borç bilirim. Başka arkadaşlarımdan da yaptım bir kaç ana yemek ama aklıma gelmiyor şimdi hangisini kimden aldığım, onlar da harikaydılar.
Bu arada pek çok kez misafir ağırladım, pastalar, turtalar, poğaçalar, kurabiyeler yaptım, diyetle nasıl hallettin diye sormayın malesef bolca da yedim. Ama tüm bu tarifler de blogumda yer alanlardan olduğu için yayınlamadım.
Çin'de ise hayat tam hızıyla devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda iki sefer hastanelik oldum böcek sokmalarından, bir sefer fil gibi şişmiş ayaklarımdan yürüyemedim. Bir seferinde de sağ kol ve bacağım üç yerden sokularak birer patatese dönüştüler. Neler oldu ne siz sorun ne ben söyleyeyim; sadece bahçeme çıkmaya korkuyorum artık diyeyim siz anlayın. Bunlardan hariç bol bol dışarı çıktım bu aralar, pek çok gözlemimle beraber ilginç tecrübelerim de oldu. Örneğin bir gün evimin önünde düğün fotoğrafları çekildi, tabii ben de makinemi çalıştırdım onlarla beraber. Buraların adetlerinden birisi de bu düğün fotoğrafçılığı. Düğünlerinden günler belki de haftalar evvel bir fotoğrafçıyla anlaşıyorlar ve dış mekanlarda çeşitli kıyafetler giyerek bol bol fotoğraf çektiriyorlar. Ama ben böylesini hiç görmemiştim çünkü kah yere yattılar kah çöp tenekesinin önünde poz verdiler.Onları da sizlerle paylaşmak istedim ama resim yükleme fonksiyonu da yok, ilgilenirseniz bu linklerde resimleri bulabilirsiniz:
http://img199.imageshack.us/img199/8480/35721061.jpg
http://img199.imageshack.us/img199/2233/31187049.jpg
http://img200.imageshack.us/img200/7393/57529119.jpg
http://img200.imageshack.us/img200/8341/40378522.jpg
http://img200.imageshack.us/img200/3936/62900501.jpg
http://img200.imageshack.us/img200/1682/92172058.jpg
Yazacak, anlatacak şeyim çok ama hem zamanım yok, hem de bloga erişimim kısıtlı. Biliyorum çorba ettim bu post'u, resimsiz de zevksiz oldu ama hem veda edeyim hem de son günlerden bahsedip deşarj olayım istedim. Hepinizi çok özleyeceğim, hoşçakalın...
Salı, Mayıs 5
Noodle'ların Kralı: Chao Mian-Kızarmış Noodle
Bu seferki lezzetleri tanıtmadan önce bu sıralar okuduğum Ejder Şahlanıyor adlı kitaptan çok etkilendiğim bir kısmı aktarmak istiyorum sizlere. Çin'i gerçekten en iyi tanıtan kitabın (Kastım Türkçe'ye çevrilmiş olanlardan) bu olduğunu güvenle söyleyebilirim. Bugüne kadar okuduğum Çin'le ilgili hiç bir kitap bana burasının gerçekte ne olduğunu anlatamamıştı.
Kitapta Çin'in tarihçesinden başlayarak, neden bir ekonomi devi haline geldiği, kültürel devrim, tek çocuk politikası hakkında edinebileceğiniz engin bilgilerle beraber, satır aralarından çıkararak; yemek kültürünün neden şimdiki durumunda olduğunu da öğrenebilirsiniz.
Çin'de günümüzde kullanılan "ni hao" yani merhaba kelimelerinin asıl anlamını anlatmıştı Çince öğretmenim. "Sen iyi misin-merhaba" demek diye bildiğimiz bu sözler, aslında "bugün bir şey yedin mi" anlamına geliyormuş. Burada ellerinden geldiğince sebzelerin-meyvelerin her kısımlarının, hayvanların her bir uzuvlarının yenmesi, ziyan etmeden doyabilme kaygısından ileri geliyor. Buna sonuna kadar saygı duyuyorum, elbette kendi seçimlerim ise kendi alışkanlıklarıma dayanarak sürmeye devam ediyor ;)
Buraya başka bir konuda not düşmek istiyorum hemen, Çin'de sebze deyince aklınıza gelebilecek sebzelerden hariç, inanılmaz çeşitlilikte otlar var. (Tijen, kulakların çınlasın.) Her markete
Lafı inanılmaz uzattım, umarım buraya kadar okumuş olanlarınız da vardır içinizde
Malzemeler (2-3 Kişilik)
2-3 kalıp Çin makarnası
3 çorba kaşığı sıvı yağ
400 gr yaprak yaprak ayırılmış bai cai (yeşilliksiz de olur ama yeşillik ile denemek isterseniz uzun marul yaprakları da kullanabilirsiniz)
2 diş sarımsak
3 ince dilim taze zencefil
3-4 çorba kaşığı et suyu-içine bir tatlı kaşığı toz şeker konacak
1 çorba kaşığı soya sosu
Varsa 1 tatlı kaşığı susam yağı
Yapılışı:
Noodle'ları kaynayan suyun içine salalım, 3-4 dakika kadar bekletelim. Yarı-diri haldeyken suyunu süzelim. Yeşillikleri yıkayıp sularını süzmeye bırakalım. Sarımsakların kabuklarını ayıklayıp tek bir havan tokmağı darbesiyle ezelim.(Bir bıçağı sarımsağın üzerine yan tutup üzerine elinizle vurarak da ezebilirsiniz) Zencefilleri kıyalım. Bir büyük wok'u ya da en büyük ve derin tavamızı harlı ateşe oturtalım. İçine 3 çorba kaşığı yağı koyup iyice kızmasını bekleyelim. Sarımsakları ve zencefilleri ekleyip kısa bir süre karıştıralım. Yeşillikleri ekleyip hepsini beraber sık sık karıştıralım. (Çin'de bu işlemi tavadakileri sürekli havaya fırlatarak yapıyorlar) Sebzeler diriliklerini biraz kaybeder kaybetmez içine süzdüğümüz makarnaları, soya sosunu, ve et suyunu ekleyelim. Sürekli karıştırarak 2 dakika pişirelim. Kapağını kapatıp 1 dakika daha et suyunu çekmesi için bekleyelim. Ateşten alıp susam yağını ekleyip karıştıralım ve sıcak servis yapalım.
Afiyet Olsun!
Pazartesi, Nisan 27
Vahşi Doğa Pastası, Biricik Oğlum 3 Yaşında...
Bugün post'a pek bir şey yazasım yok, çok yorgun hissediyorum, bunda grip oluyor olmamın da etkisi olabilir. Bir de şeker hamurlu pasta yapmak başlı başına çok yorucu geliyor artık, arşive şöyle bir baktım da tam bir yıldır şeker hamurlu pasta yapmamışım. Bu seneki pasta benim için yorucu oldu, model için elimde bulunan Görgülü pastanesi kataloğundan yararlanarak, bir pastanın aynını yaptım. Muhtemelen onlar da ünlü bir pastacıdan esinlemiş olmalılar.
Pastamızın içinde muz, antep fıstığı ve damla çikolata ile bitter çikolatalı ganaj vardı.Pandispanya tarifi Ruki'den uyarlama, ölçüleri 25 cm'lik kalıp için 1,5 katı olarak yaptım.
Malzemeler:
6 yumurta-Beyaz ve sarıları dikkatlice ayrılacak
225 gr. toz şeker
2 paket şekerli vanilin
1 su bardağı un
1 su bardağı mısır nişastası
3 çorba kaşığı kakao
1 paket kabartma tozu
Fırınımızı 175 dereceye ısıtalım. Yumurtanın beyazlarını bir çimdik tuz ile kar gibi beyaz olana dek 2-3 dakika kadar çırpalım. İçine toz şekerin yarısını ekleyelim, şekerler eriyene dek 5-6 dakika daha çırpalım. Yumurta sarılarını ayrı bir kapta, kalan toz şeker ile şekerler eriyip, karışım kremamsı bir kıvam alana dek çırpalım. Sarıları beyazlara ekleyelim ve mikserin en düşük hızında ancak birbirlerine karışana dek karıştıralım. Un, kakao, nişasta, vanilya ve kabartma tozunu bir kuru kaba birlikte eleyelim. Elediğimiz karışımı yumurtalara azar azar ekleyerek yavaşça çırpalım. Tüm malzeme bitene dek bu işlemi yapalım. Yağlanmış kalıbımıza karışımı boşaltıp üzerini spatula ile düzleyelim. Isınmış fırınımızda 30-40 dakika kadar pişirelim. (İlk 20 dakika fırın kapağı açılmamalıdır) Kekinizin üzeri iyice kızarınca bir kürdan yardımı ile pişip pişmediğini kontrol edebilirsiniz. Kürdanı batırıp çıkarınca temiz çıkıyorsa pişmiştir. Pişmiş kekimizi fırınımızdan alıp kalıbın kenarlarından bıçak geçelim. Kalıptan dikkatlice çıkarıp ızgara telinin üzerine ters çevirip iyice soğumaya bırakalım. Soğuyan kekinizi streç filme sarıp buzdolabında 2-3 gün bekletebilirsiniz, ben öyle yaptım.
Krema için malzemeler:
600 gr. krema
450 gr. bitter kuvertür (çikolata)
Çikolatalarımızı önce küçük parçalara ayıralım sonra parti parti rondoda kıyalım. Bir tencereye kremamızı koyup içine çikolataları ekleyelim. Ocağın altını yakıp kısık ateşe oturtalım. Sık sık karıştırarak çikolataların erimesini sağlayalım. Çikolatalar tamamen eriyince ateşten alıp bir başka kaba koyalım. Önce oda ısısına gelmesini bekleyelim sonra ağzını kapatıp buzdolabına kaldıralım. Pastayı yapacağımız zaman çıkarıp mikserle katılaşana dek çırpalım. Çok fazla çırpmamaya dikkat edelim zira yağından ayrılabilir.
Pandispanyamızı üç kata ayıralım, bir kenarına olmak üzere her bir kata resimdeki gibi kürdan saplayalım ki krema sürdükten sonra keki aynı yerlere denk getirerek kapatabilelim. Her katı sütle ıslatıp krema sürelim, istediğimiz malzeme ile içine ek yapalım. Ben ilk kata muz ve antep fıstığı, ikinci kata muz ve damla çikolata koydum. Kekimizin en üstünü de kalan krema ile sıvayıp kapatalım. Bu şekilde bir gece dolapta bekleyen pastanın hem tadı oturacak hem de kaplama için krema sert bir hale gelecektir.
Pastayı kaplamak ve süslemek için 1,5 kiloya yakın marshmellow'lu şeker hamuru hazırladım. Figürler için az az miktarda hamurları renklendirdim. Su efekti için 1 yumurta akı ve 1 su bardağına yakın pudra şekerini beraber çırpıp royal icing hazırladım. Az miktar mavi gıda boyası ile renklendirdim. Çimen görüntüsü için pastanın üst kısmına fırça ile ince bir şekilde bal sürüp antep fıstıklarını serperek yapıştırdım. Aşağıda pastanın yapım aşamalarının detaylı resimlerini bulabilirsiniz.
Pazar, Nisan 19
Tiramisu-Pişirilmeden...
Bir kere insan inanılmaz mutsuz oluyor. İlk gün sadece çorba ve meyve yemeniz gerekiyor mesela. Ya canım ağzıma bir adet zeytin atmak isterse? O zaman o kadar üzülüyorum ki anlatamam size. Bu sefer delirmiş gibi diyeti kesip ne bulursam yiyorum, o zaman da kilolar daha önüne geçilmez hal alıyor. Geçtiğimiz sene aynı yanlışı yaptıktan sonra, başka bir beslenme şekline yönelip, besinleri glisemik indekslerine göre ayırıp yenmesini tavsiye eden Montignac diyetini yapmıştım. Sonuçta toplam beş kilo vermiştim ama bir yıl içinde üç kilosunu geri aldım. Şimdi en başta yazdığım gibi beslenmeye karar verdim. Sofradan yarı tok kalk prensibi ve bol hareketle hedefliyorum kilo vermeyi. Böylece canımın çektiği yiyecekleri de tadarak kendimi mutsuzluktan korumayı planlıyorum. Bu politika ile şimdiden beş günde bir kilo verdim bile.
Bir blogger olmak böyle şeylere yol açıyor işte. Sürekli denemeler yapmak, denemelerin sonuç verdiği kadar vermediği zamanlarda da "aman ziyan olmasın" mantığı ile ne varsa yemek, yemek, yemek... Bu aralar evimizde tahmin ederseniz hiç tatlı, hamur işi vs. pişmiyor, sadece truffle yaptım eşim seviyor diye. Ondan da numunelik sadece bir adet yiyorum günde ;)
Yapılışına gelince:
Malzemeler
1 su bardağı labne peyniri-ben maskarpone kullandım
3/4 su bardağı pudra şekeri
1+1/4 su bardağı krema
3 çorba kaşığı kahlua-yoksa kullanmayabilirsiniz ya da herhangi bir kahve likörünü kullanabilirsiniz
Yeteri kadar kedi dili bisküvisi (20 adet kadar yeterli, kalıba göre değişebilir)
Yarım su bardağı kaynar su
2 çorba kaşığı neskafe
2 silme çorba kaşığı toz şeker
1 çay bardağı kadar kakao
Kaynar suyun içine kahveyi ve toz şekeri ekleyelim ve eriyene dek karıştıralım. Eridiklerine emin olunca, 2 çorba kaşığı kahlua ekleyelim ve bardağın tamamına erişecek şekilde soğuk su ile tamamlayalım. Tercihen uzunca-dikdörtgen bir kalıbın içini, kenarları dışarı taşacak şekilde streç film ile kaplayalım. Kahveyi genişçe bir kaseye dökelim.
Bir başka kabın içinde labne ve pudra şekerini çırpalım. İçine hazırlamış olduğumuz kahveden 2 çorba kaşığı kadarını ekleyip tekrar çırpalım. Ayrı bir kapta kremamızı katılaşana dek çırpalım. İçine 1 çorba kaşığı kahlua ya da kahve likörü ekleyelim. Labne peynirli karışıma kremalı karışımı ekleyip iyice karışmalarını sağlayalım.
Kalıbımızın altına kremamızın yarısını dökelim ve spatula yardımı ile düzeltelim. Kedi dillerini kahveli karışıma batırıp içinde en fazla bir saniye kadar bekletip kalıbımıza boşluk kalmayacak şekilde dizelim. Kalan boşluk olursa kedi dillerini uzunlamasına ya da enden ikiye bölerek doldurabilirsiniz. İlk katı oluşturduktan sonra kalan kremayı kedi dillerinin üzerine döşeyip düzleyelim. Tekrar kahveye batırılmış kedi dilinden oluşan bir kat yapalım. Son olarak streç filmi kenarlardan alıp kedi dillerinin üzerine kapayalım. Buzdolabında 2 gün bekletelim. Ertesi gün streç filmi açıp, kabı ters çevirelim ve üzerinden dikkatlice sıyıralım. Bir çay süzgecine doldurduğumuz kakaoyu serperek tiramisumuzun üzerini tamamen kaplayalım.
Afiyet Olsun!