Cumartesi, Şubat 2

Evde (Makinesiz) Ekmek Yapımı...

Gün geçtikçe burada yaşamaya daha çok alışıyorum sanırım ama vatanıma ve sevdiklerime olan özlemimi hafifletmiyor alışmam. Ama her bulduğum ya da yaptığım aşina tatlar, bir nebze olsun kendimi evimde hissettiriyor. Buraya gelmeden önceki en büyük endişelerimden biri aradığım yiyecekleri bulamamaktı. İlk günlerin verdiği acemilikle göremediğim ve "tüh, vah!" ettiğim şeyleri şimdi sakin kafayla daha bulur oldum. Özellikle benim gibi pasta ve yemek yapmaya meraklı bir kişinin arayacağı şeylerden bazıları mesela:

Krema
Kuvertür çikolata
Pudra şekeri(Bugün buldum)
Esmer şeker
Maya (Kesinlikle yaş yok)
Maskarpone peyniri (labne yok, yerine kullanabilmek için)
Salça
Baharatlar
Yemekle alakası yok ama kesme şeker dahi buldum bugün.

Ama... Türkiyedeykenki gibi fırından alınmış misss gibi kokan ve dışı çıtır çıtır, içi yumuşacık Türk ekmeğim yok malesef. Bugüne kadar ne tür ekmek denemiş olursam olayım, bir aydır tek bir öğünümde ekmeğimin tadını bulamadım. Türkiye'den gelmeden önce akıllılık edip bir ekmek makinesi aldım almasına ama, eşyalarıma kavuşmama yaklaşık 3 hafta daha olduğu için artık sabrım taştı. Bu nedenle ekmeğimi kendim yapmaya karar verdim. Önce kendi kafamdan bir iki deneme yaptım, ama tadı ve kabuğu asla istediğim gibi olmadı. Daha sonra aklıma Ruki geldi. (Tarifi "TURK EKMEGI" olarak arayın) Ne zaman profesyonel bir tarife ihtiyaç duysam mutlaka onun o karmakarışık sayfalarını alt üst ederim. İstediğim tarif adıyla sanıyla oradaydı ama malesef yapımı 3 gün sürer diyordu. Benim o kadar sabrım olmadığı için yine de olmazsa olmasın diyerek kolları sıvadım. Tabii ki sonucu resimde görebiliyorsunuz. Fırından yayılan kokulara zor sabrettim ama emeğimin de sonucunu aldım. Bu ekmek aynı odun fırınlarında pişen içi dolu dolu, kabuğu çıtır çıtır, halis mulis ekmek oldu işte. Belki başınız sıkıştığında biraz zaman ayırarak bu mis gibi ekmeği yapabilirsiniz benim gibi.

Ruki apayrıntılı anlatmış, onu da mutlaka okumanızı öneririm ama ben kendimce buradan tekrar etmek istiyorum yapım aşamalarını. Çünkü onun verdiğinin tam yarı ölçüsünü kullandım. Aşağıdaki tarifle 2 adet normal boyutta ekmek elde edebilirsiniz.

Malzemeler:
2,5 tepeleme tatlı kaşığı instant maya
1 tatlı kaşığı silme toz şeker
1,5 su bardağı ılık su (sıcak olmasın)
3-4 su bardağı un
2 tatlı kaşığı silme tuz

Yapılışı:
Derin metal olmayan bir kaba un, tuz, toz şeker ve instant maya konur ve iyice karıştırılır. Ilık su ilave edilip karışım iyice yoğurulur. Ele yapışmaya devam ediyorsa azar azar un ilave edilip ancak toparlanacak kadar bir hamur yapılır. Üzeri bir bezle kapatılık ılık bir yerde iki misli kabarana dek yaklaşık 30-40 dakika bekletilir. Kabaran hamur, kabın içinde toparlanır, az un serpilmiş tezgahta tekrar yoğurulur. Yoğurma işlemi sırasında elle daire şeklinde bastırılıp içinde biriken gazın çıkması sağlanır. Tekrar yoğurulur. 1-2 defa daha bu işlem yapıldıktan sonra hamur iki parçaya ayrılıp unlanmış tezgahta top şekli verilir ve üzerlerini temiz bir bezle kapatılıp 10 dakika beklenir.



Süre sonunda her bir hamuru, az unlanmış tezgahta tekrar yoğurup elinizle bastırarak daire şekline getirin. Her bir daireyi bir kenarından rulo yapar gibi içeri doğru kıvırın, bir yandan da avuç içinizle bastırın. (Burayı Ruki muhteşem anlatmış: Az unlanmis tezgahta herbirini elle hafifce gazini cikartmak icin duzleyerek – avuc ici ile daire yapin ve siki bir oval ekmek sekli verin;ustten baslayip kivirin biraz kalinca ve her kivirista sag el avuc alti ile sikistirin hamuru/adeta muhurlemektir bu hareket-kivirdikca ortasi sisman,oval bir ekmek elde edeceksiniz.(Veya daire seklindeki hamurun iki yanini ortada bulusturun; hamuru yine ustten baslayarak asagi dogru ayni sekilde yuvarlayin elle sikistirarak-boylece daha farkli ve sisman bir oval sekil elde edilir.)Bitmis sekli ile uzun bir oval ekmek olmalidir.)

Her bir hamura oval ekmek şekli verildikten sonra unlanmış tepsiye yan yana konulur, üzerlerine de çok az un elenir. Ilık bir yerde ekmekler iki misli kabarana dek beklenir. (Ben yarım saat beklettim, resimde de görüldüğü gibi kaloriferin yanına sandalye koyup, ekmekleri de üzerine koydum.)

Bu sırada fırın 220 dereceye ısıtılır, fırının en altına ısıya dayanıklı bir kase ya da kap koyulur. Kabaran ekmeklerin üzeri sivri uçlu bir bıçakla verev olarak üç yerinden çizilir, ya da boydan boya tek bir kesik yapılır. Fırının içindeki kaba 6-7 tane buz ya da 1 bardak kaynar su koyulur, ekmekler fırına verilir. Üstü ve yanları iyice kızarıncaya dek pişirilir. (Benim ekmeklerim yaklaşık 35 dakika gibi bir sürede pişti) Piştiğini anlamak için altlarına hafifçe vurunca tok bir ses alınması gerektiğini belirtmiş Ruki.)




Not: Ekmekleriniz fırından çıktığında dış kabukları sert olacak, endişe etmeyin daha sonra normale dönecekler.

Perşembe, Ocak 24

Kelebek oldum, uzak diyarlara uçtum...

Öncelikle tekrar merhaba hepinize. Çok yoğun ve yorucu günlerden sonra nihayet yeni evime yerleştim. Tabii buna sadece ön yerleşme diyebilirim çünkü daha Türkiye'den buraya yolladığım eşyalarım henüz gelmedi. Onlar gelip de tekrar adamakıllı yerleşene kadar kendimi hala göçebe gibi hissetmeye devam edeceğim.
Şimdilik hayatımızı devam ettirecek kadar eşyayla yaşıyoruz. Bir takım tencere, çatal-kaşık, bir adet tava, bir kaç plastik ve iki adet seramik tabak gibi sadece acil ihtiyaçlarımızı alıp oturduk. Allahtan evde salon takımı, yatak odası ve masa vs. vardı.
Sizlere bu zamana kadar yaşadıklarımı anlatmaya kalksam sayfalarca sürer. Burası bildiğiniz her yerden son derece farklı bir sosyal ve kültürel yapısı farklı olan bir yer. İnsani alışkanlıklar, huylar, yemekler, alışveriş her şey çok farklı. Genel olarak alıştım artık diyebilirim. Gerçi her an karşıma beni hayrete ya da dehşete düşürebilecek şeyler de çıkmayacak demek değil bu. Mesela her markete gidişimde farklı bir şey ya da yiyecek dikkatimi çekiyor. Çoğu zaman şaşırıp kalıyorum. Burada her türlü hayvanın her türlü yeri ayrı satılıyor ya da bunlardan yemek yapılıyor. Bu tür konulardan çok bahsedip de blogumun "tatlı" gidişatını pek etkilemeyeyim. :) Ama ben genel olarak kendimi bu tür şeylere toleranslı sayıyorum, sonuçta her şeyi göze alarak geldim.
Bütün bunların haricinde Çinliler son derece içten, sıcak ve yardımsever. Daima gülüyorlar ve gülümsüyorlar.(Genelde) Bir markette ya da alışveriş merkezlerindeysem bütün gözler benim ve oğlumun üzerinde oluyor, çünkü burası Çin'in pek de turistik bir yeri değil. Onlara garip ve değişik geliyoruz sanırım. Bir de çocukları çok sevdiklerinden olsa gerek mutlaka oğlumu ilgiyle inceliyor ya da seviyorlar. Bazen aralarında hakkımızda konuşuyorlar, tabii onların dilini az da olsa bildiğimi bilmeyerek :)

Şimdilik ufak tefek aksilikler harici herşey yolunda gidiyor gibi görünüyor. Hatta pasta malzemelerim konusundaki endişem de hafiften kayboldu. Buradaki Metro'da krema ve fildişi kuvertür bile buldum. Tek eksiğim pudra şekerim, o da yolda, gelmek üzere.
Çin'e geldiğimden beri boş durmadım bu arada. Bir blogcu bir şey pişirmezse yapamaz, yaşayamaz. :) İlk iki hafta bir otelin, ev gibi döşenmiş bir odasında kalmıştık. Oradaki mutfakta mikrodalga fırın ve ocak da vardı. Hem yemek yaptım, hem de mikrodalgada kek ve ekmek. Bir de elektrikli ocağın üstünde borcam kapağıyla tost yaptım, o da ayrı konu :)) Belki ilerde her iki tarifimi de veririm. Normalde tarif vermeye başlamak için eşyalarımın gelmesini bekleyecektim ama sayfama girebilmeye başladıktan sonra dayanamadım ve olmayan araç gereçle de olsa bir şeyler yapmak için çok heveslendim. Bu kadar gevezelikten sonra, sayfamın yeniden açılışını yapayım artık değil mi?

Açılışa en uygun tarif buydu; Türkiye'den beri aklımda olan bir şekil denemesiydi. Kısmet buralara uçtuktan sonra yapıp yayınlamaktaymış. Elimde olan sınırlı malzemeye bakarak ve olmayanın yerine olanı uydurarak yaptım bu kurabiyeleri. Örneğin elimde pudra şekeri yoktu, ya da burada bulamadım, mecburen toz şeker koymak zorunda kaldım. Bir de elimde merdanem yoktu, onu da bardak kullanarak hallettim. Amaç şekli ortaya çıkarmaktı, tadı fena olmamakla birlikte sizler kendi kurabiye tariflerinizle ya da aşağıdaki diğer hayvancık kurabiyelerin hamurlarıyla yapabilirsiniz. Kakao yerine gıda boyası kullanarak da pek çok renkte kelebek elde edebilirsiniz.

Hamurla oynamak beni çok dinlendiriyor ve neşelendiriyor. Umarım değişik bir şekilde yaparak keşfettiğim bu hayvancığı da beğenerek yaparsınız.

Malzemeler:
1 su bardağı nişasta-ben mısır kullandım
2 su bardağı un
150 gr. oda ısısında margarin
1 poşet şekerli vanilin
1 su bardağı tepeleme pudra şekeri
1,5 çorba kaşığı kakao
1 yumurta
1 çay kaşığı dolusu kabartma tozu

Tüm malzemeyi hamur yapın, eğer hamur ele hala yapışıyorsa azar azar un ve nişastadan eşit miktarlarda ekleyerek hamuru toparlayabilirsiniz. Yaptığınız hamuru iki eşit parçaya ayırıp birine kakaoyu ekleyerek yeniden yoğurun ve kakaonun hamura eşit bir şekilde dağılmasını sağlayın.

Hamurları bir kaba koyup buzdolabında yarım saat dinlendirin. Daha sonra iki hamuru da aynı büyüklükte açın ve hamurları dikkatlice birbirinin üzerine koyun. Bir kenardan başlayarak hamurları rulo haline getirin. Hamurun sonda kalan kenarını keskin bir bıçak yardımı ile düzgünce kesin.




Daha sonra ruloyu tam ortasından ikiye bölüp dondurucunuzda ya da buzluğunuzda en az yarım saat tutun. (Yoksa düzgün kesemeyiz) Soğuyup şeklini muhafaza eden hamurları şekildeki gibi yanyana getirip, birbirlerine hafifçe yapışmasını sağlayın. Dikkatlice hamuru dilimleyin.




Dilimlediğiniz parçaları tezgahın üzerinde sıralayın ve hepsini şekildeki gibi parmaklarınızla tam ortalarından hafifçe sıkın. Bu sayede hem hamurlar birbirine yapışacak hem de kelebek şeklini alacaklar.



Kelebeklerin antenlerini oluşturan parçaları hafifçe birbirinden ayırıp, çekerek daha da belirgin hale getirebilirsiniz. Hafifçe yağlanmış ya da yağlı kağıt serilmiş tepsiye sıralayın, önceden ısıtılmış 165 deredeki fırında üzerleri pembeleşene kadar pişirin.



Afiyet Olsun!

Not: Tarifi deneyen pek çok kişiden hamurlarının tutmadığına dair yorumlar aldım, burada kullandığım bardak ve diğer malzemeler Türkiye standartlarıyla uymuyor sanırım. Eşyalarım henüz gelmediği için elimde olan kısıtlı malzeme ile ölçebiliyorum ancak. O nedenle bu kurabiyeyi aşağıdaki "kurbağa kurabiyeler" tarifindeki hamurla yapmanızı tavsiye ediyorum. Bu karışıklık için hepinizden özür dilerim, kendi bardak ve diğer malzemelerime ulaşınca eminim sorun kalmayacak. ;)

Perşembe, Ocak 17

Çin'den Merhaba...

Merhaba sevgili blog arkadaşlarım,
Çin'e geleli tam 11 gün oldu. Şu an bir otelde yaşıyorum ve evime geçmek için gün sayıyorum. Alışmak hiç kolay değil, hala etrafı tanımaya çalışıyorum. Evime geçtikten sonra Türkiye'den yolladığım eşyalarımın buraya gelmesini bekleyeceğim ve inşallah mutfağıma dönüş yapacağım. Hepinizi ve sıcacık yorumlarınızı çok özledim.
Çin'den bloglara giremeyeceğimi bilerek gelmiştim geçen seferki ziyaretimde ama nasıl olduysa girebilmiştim. Şimdi ise ilginç bir şekilde ana sayfalara ulaşamıyorum ama onun haricinde kontrol panelime ulaşabiliyorum. Yani bu yazıyı yayınladıktan sonraki halini göremeyeceğim, bunun için de biraz araştırma yapmam lazım yoksa adresimi taşımak zorunda kalabilirim.
En kısa zamanda görüşmek dileğiyle,
Sevgilerimle,
Esra

Cumartesi, Aralık 15

"Bol Çiçekli Pasta"yla Bloguma (Şimdilik) Veda...

Elimin yazmak için zorlandığı "ayrılık" anı yaklaştı. Türkiye'deki son 2 haftam. Bu hafta kısa bir memleket ziyareti, arkasından bayram, son hafta ise toplanma. Yılbaşının ertesi günü eşyalarım alınacak, aynı günün akşamı ise yeni bir sayfa açmak üzere Çin'e yolculuğum var... Son hafta herhalde mutfağa zor girerim, girsem de pc başına ayırabileceğim vakitten şüpheliyim. O nedenle veda post'unu biraz erken yazmaya karar verdim.

Kendimi şu an her ne kadar germemeye çalışsam da bu pek mümkün değil. Sadece olduğum anı yaşamaya çalışıyorum. Bu bir macera olacak, göz açıp kapayıncaya kadar bitecek. Kimbilir, belki oradan dönmek bile istemeyeceğim, sonuçta alışmış olacağım. Kafamda binbir soru var, nasıl olacak, acaba orada da arkadaşlarım olacak mı, ya şimdiki gibi evim cıvıl cıvıl insanlarla dolmazsa? Sanırım herşeyden çok beni sıkıntıya sokan ailem ve sevdiklerim bu duruma nasıl alışacak düşüncesi. Ama ayrılık bu sadece, Allah ömür versin yeter ki, gerisi önemsiz. Zaman dediğin ne ki? Hemencecik akıp gidiyor zaten... Biraz da özlenelim canıım...



Son iki haftadır arkadaşlarımızla ayrılık buluşmaları yapıyoruz fakat, "Çin'de görüşmek üzere" diyerek. "Beni yalnız bırakmayın orada" diyorum, "bakın ev hazır, oda müsait". "Bundan güzel fırsat mı olur Dünya'nın taa öteki ucunu görmek için?" "Ama" diyorum, "hepiniz aynı anda gelmeyin, biriniz gelin biriniz gidin, ben de anlamayayım geçen zamanı."


Oraya gittikten sonra eşyalarım hemen gelmeyecek, tuttuğum evde az biraz eşya var, en acil ihtiyaçlarımı giderdikten sonra evime geçeceğim. Eşyalarımın ve tabii bilgisayarımın gelmesi ise sanırım biz evimize geçtikten 1,5-2 ay sonrasını bulacak. O zamana kadar eşimin bilgisayarını elime geçirdikçe sadece sizleri takip edip yorumlarımı bırakacağım. Yine de malzeme ve araç gereç yokluğuna rağmen bir şeyler hazırlayabilirsem belki bir süpriz yapabilirim, ama olmazsa 2 ay bu pastayı görerek biraz sıkılacaksınız. :)


Bu pastayı yine bir veda buluşması için hazırlamıştım geçtiğimiz cuma günü. Benim çiçek gibi kız arkadaşlarıma böylesi bol çiçekli bir pasta yakışır ancak dedim:


Pandispanya için,
22 cm'lik kalıp
4 yumurta-sarısı beyazı ayrılmış
1 su bardağı toz şeker
1,5 su bardağı un-İçine 1 paket hamur kabartma tozu karıştırılmış
1 paket şekerli vanilin
Yarım çay bardağı sıvı yağ
170 dereceye ısıtılmış fırın gerekiyor.


Yumurta beyazlarını tek başlarına bembeyaz olana dek çırpalım, sonra toz şekeri ve vanilyayı ilave edip tekrar çırpalım. Karışım iyice kabarıp katılaşınca içine sarıları ekleyelim. Ardından mikserimizin devrini en düşüğe alıp unlu karışımı azar azar ekleyerek çırpalım. En son sıvı yağı yavaşça akıtarak karışımımıza yedirelim. Yağlanmış kalıbımıza döküp fırına verelim. Pandispanya kabarıp üzeri kızarıncaya dek pişirelim. Fırından çıkardıktan sonra biraz ılınmasını bekleyelim ve kalıbından çıkarıp fırın ızgarasının üzerinde ters çevirip soğumaya bırakalım. Daha sonra bombelenen kısmı varsa bir bıçakla düzleştirip üç kata ayıralım.


Her bir katı 1 çorba kaşığı çilek reçelini 2 çorba kaşığı su ile seyrelttiğimiz karışımla ıslatalım.





Her kata beyaz çikolatalı kremadan ve dondurulmuş frambuazdan serpiştirelim. Az bir miktar krema ile frambuazların üzerini hafifçe sıvayalım. Bu işlemi her bir kata uygulayarak pastamızı kapatalım.




Beyaz çikolatalı krema için:
160 gr. beyaz çikolata (robotta çekilmiş)
200 gr. sıvı krema
100 gr. labne peyniri
1 paket krema sertleştirici


Kremayı bir cezveye ya da küçük bir tencereye alalım. Kısık ateşe oturtup beyaz çikolataları ekleyelim. Çikolatalar eriyene dek karıştıralım. Ocaktan alıp iyice soğutalım. Buzdolabında en az 1 saat bekletelim. Krema yeterince soğuyunca mikserin en yüksek devrinde krema katılaşıncaya kadar çırpalım. İçine labne ekleyip tekrar çırpalım. Krema akışkansa krema sertleştirici ekleyip tekrar çırpalım. (Değilse eklemeye gerek yoktur.)


Dış kaplaması ve süsleme için:
1,5 paket krem şantiyi, 1 su bardağı süt ile çırpalım. Pastanın en dışını düzgünce kaplayalım. (Artanı renklendirilerek süslemede kullanılacak)




Royal Icing süslemeler için:
250 gr. pudra şekeri
1 küçük yumurta akı
1 tatlı kaşığı soğuk su
1 tatlı kaşığı limon suyu
Gıda boyası (sarı-mavi-kırmızı)
Sıkma torbası ve uçları


Gıda boyası hariç tüm malzemeyi mikserle çırpalım. Bu kremanın kıvamı koyuca olmalı. (Hala yumuşaksa azar azar pudra şekeri ilave edilip istenilen kıvam elde edilebilir.) Hazırladığımız kremanın yarısını kırmızı gıda boyası ile renklendirelim. Kalan yarının ağzını sıkıca örtelim. Sıkma torbamıza çiçek yapma ucumuzu takalım(sağdaki uç) düz bir yüzeye yağlı kağıt serelim ve üzerine aralıklarla çiçekler sıkalım. Çiçekleri sıkar sıkmaz her birinin ortasına şeker boncuk koyalım. Kalan kremaya sarı ve mavi gıda boyalarından az miktarda ekleyip yeşil elde edelim. Sıkma torbamıza yaprak ucumuzu takıp (soldaki uç) yine yağlı kağıda yapraklar sıkalım. 1 gece kurumaları için oda ısısında bırakalım.



Krem şantinin arta kalanına yine mavi ve sarı gıda boyası koyarak yeşil krema elde edelim. Sıkma torbasına elimizdeki en küçük ucu koyalım ya da yağlı kağıttan sıkma torbası hazırlayıp ucunu küçük keselim. Pastanın üzerine çeşitli dal şekilleri yapalım. Pastanın alt kısmını istediğimiz bir uçla süsleyelim. Bir gün önceden hazırladığımız çiçek ve yaprakları istediğimiz şekilde dalların üzerlerine oturtalım.


Not: Hepinizin öncelikle kurban bayramını, daha sonra ise yeni yılını en içten dilek ve sevgilerimle kutlarım. Bütün mutluluklar sizlerle ve sevdiklerinizle olsun...

Salı, Aralık 11

Zeytin Ezmeli Poğaçalar...


Bu aralar sayfamı ve sizlerin sayfalarını çok ihmal ettim, farkındayım. Ama bilseniz ne yoğun günler geçiriyorum. Çin'e taşınma tarihimiz kesinleşti, Ocak 2'de yolcuyuz malesef. Ben ise buradaki son günlerimi vakit kaldığınca dost ve akrabalarla geçirmeye çalışıyorum. Bir yandan taşınma işleri bir yandan bürokratik işlemler derken bakıyorum günler su gibi akıp geçiyor. Mutfağa sadece neredeyse hiç girmiyorum, vaktim yok çünkü. Yine de nefes alabildiğim dakikalarda araya bir şeyler sıkıştırmaya uğraşıyorum. Çin'e gittikten sonra evimize yerleşene kadar ve tabii düzenimi oturtup malzeme de bulabilene kadar, sayfam boş kalacak, bunun için biraz tarif ve resim stoklayabilseydim harika olurdu ama pek sanmıyorum. Bu durum yaklaşık Şubat-Mart ayına kadar sürer diye düşünüyorum. Bu sondan kaçıncı yazım olacak onu bile bilmiyorum, fırsat buldukça sizlerle beraber olmaya devam edeceğim. Umarım beni unutmazsınız...
Hamur Malzemeleri:
2 yumurta-1'inin sarısı üzeri için ayrılacak.
3/4 su bardağı yoğurt
1 çay bardağı sıvı yağ
1 paket tereyağlı margarin
1 paket hamur kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı toz şeker
Aldığı kadar un (Yaklaşık 3-4 su bardağı un alıyor)
İçi İçin:
4-5 çorba kaşığı zeytin ezmesi

Yapılışı:

Hamur malzemelerinin hepsi karıştırılır, kulak memesi kıvamında hamur yapılır. Hamurunuz elinize yapışmaya devam ediyorsa azar azar un ekleyerek kıvamını ayarlayabilirsiniz. Fırın 190 dereceye ısıtılır. Hamurdan limon kadar parçalar koparılıp düz ve yağlanmış bir yüzeyde uzun ince açılır. Üzerine bir fırça veya kaşık yardımı ile bolca zeytin ezmesi sürülür.



Uzun kısmından başlayarak rulo yapılır.

Hamur kendi etrafında 1-2 kere döndürülür,


İçe doğru kıvrılır, dışta kalan parça, poğaçanın altına doğru sıkıştırılır. Bütün poğçalar hazırlanıp yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizilir, üzerlerine yumurta sarısı sürülür. İsterseniz susam, çörek otu vs. ya da iç ayçekirdeği ile süsleyebilirsiniz. Poğaçalar ısınmış fırına verilir, üzerleri hafif kızarıncaya kadar pişirilir.
Afiyet Olsun!

Pazartesi, Aralık 3

Kurbağa Kurabiyeler...

Geçtiğimiz hafta küçük bir gezi dolayısı ile buralarda değildim. Kaybettiğimiz blog arkadaşımız için yazdığım küçük yazı bazı sevdiklerimde şok etkisi yaratmış. Bloguma girdiklerinde gördükleri vefat haberini malesef ben zannetmişler. Bir çok arkadaşımdan telefon aldığım gibi Bebekkokusu'ndan bir dostum da bana ne olduğunu öğrenmek için forum bile açmış. İsimlerimizin aynı olmasından dolayı olan bu küçük yanlış anlaşılma için özür dilerim. Allahım ömür verdiği sürece buradayım inşallah.

Bugün düzenimi tekrar oturtur oturtmaz kurabiye denemelerime tekrar başladım. Bilmem şekli çok tutmuş mu ama bugünkü garip yaratıkçığım bir kurbağa. Elimden geldiğince sevimli yapmaya çalıştım. Bu kurbağaların iyi yanı sürekli vıraklayıp tepe şişirmemeleri, zira yaz boyu bahçedeki bir adetinden gına gelmişti :)))

Hamurumuz için malzemeler:
130 gr tereyağı ya da margarin-oda ısısında beklemiş
Yarım su bardağı pudra şekeri
1,5 su bardağı un
2 çorba kaşığı kakao
Hamurumuzu kakao hariç yoğurup hazırlayalım. Biri birinden biraz daha küçük iki parçaya ayıralım, küçük parçaya kakao ekleyip tekrar yoğuralım. Beyaz hamurdan ceviz kadarını alıp top şeklinde yuvarlayalım. Elimizle ya avucumuzun içinde ya da düz bir yüzeyde avuç içi kadar açalım. Kakaolu hamurdan, açtığımız hamurun yarısı kadar bir parça koparalım. Şekildeki gibi yuvarlayıp beyaz hamurun üzerine koyalım. Beyaz hamuru dikkatlice kapatalım.



İki elimizin arasında yavaşça oval olarak yuvarlayalım ve birleşim yerlerini kaybedelim. Keskin bir bıçak yardımı ile ön kısmını dikkatlice ağız oluşturmak üzere keselim.


Bacakları oluşturmak üzere arka kısmı şekildeki gibi bıçakla iki yandan kesip hafifçe ayıralım. Sırtına bıçakla çizik atalım.



İki adet boncuk şeker ya da damla çikolata ile gözleri yapalım. Tepsiye koyduğumuz kurbağanın ağız açıklığını kaybetmemesi için iki adet kuru nohutla destek yapalım.


180 dereceye ısıttığımız fırına kurabiyelerimizi koyup, koyar koymaz ısıyı 100 dereceye düşürelim. Yaklaşık 20-25 dakika kurabiyelerin pembeleşmesini beklemeden pişirelim.
Afiyet olsun!
Not: Kurbağaların ağızlarına koyduğum nohutları, piştikten sonra çıkartması çok zor oldu. Bunun için belki kürdan vs. kullanılırsa daha iyi olabilir ;)